Tüketimi Seven Üretime Koşsun

A+ A-

    Hemen hemen hepimiz kendimize şu soruyu sormuşuzdur. “Ben neden dünyaya geldim ve  ne bırakacağım dünyaya?” Bu soru her ne kadar aklımızı ve ruhumuzu kurcalasa da toplum koşullarının elverdiği kadar kendi merkezimizde bir cevap bulur ve ona göre yaşarız. Hatta bazılarımıza göre cevaplar pek tatmin edici olmaz hayatın akışına bırakırız kendimizi. Bu soruların bendeki karşılığı, “Üretim”. Çoğu arayışlara anlam katan ve insanı bir şey yaptığına inandıran kelime. Bir nevi sihirli kelime. Peki üretim nedir? Üretim, insan ihtiyaçlarını karşılamak için mal ve hizmetlerin miktarını ya da faydalarını artırmaya yönelik çabalar olarak tanımlanabilir. Üretim deyince aklımıza ilk olarak makine, fabrika vesaire gelmesin. Üretimden kastım, kağıttan gemi de  olabilir fidan dikmek de ya da düşünce oluşturmak   hatta espri yapmak da. Kısacası bana göre fayda yarattığımız her şey üretimdir. Bir diğer faktör olan tüketim ise, üretilen mal ve hizmetlerin gereksinim ve isteklerini karşılamaları amacıyla insanlar tarafından kullanılmasıdır. Burda kastedilen gereksinim ve ihtiyaçlar kısmı maalesef günümüzde aşırılığa kaçmakta. Hep daha fazla istek daha fazla gereksinim biraz daha, daha, daha, daha…

 

     Günümüzde seçenekler çok olduğu için insan ihtiyaçlarına yetişmek mümkün değil çünkü ihtiyaçlar da seçenekler de hiç bitmiyor. Zaten tükenmeyen bir şey varsa bu kesinlikle ihtiyaçlarımızdır. Bunun önüne geçmek bir bariyer kurmak için de bitmek bilmeyen ihtiyaçlarımızın yanına bir boşluk yaratıp o boşluğa ürettiğimiz şeylerle doldurmamız gerekiyor. Aksi takdirde kaliteli yaşamı farkına varmadan ucuz mal peşinde koşar dururuz. Çünkü rekabet dünyasındayız, rekabet ise ucuz mal gerektirir.

 

     Boş zamanlarımızda hiç ihtiyacımız yokken tüketim halinde buluruz kendimizi. Mesela aç değilken birşeyler atıştırmak isteriz, internette sepetleri doldurur, 4 al 3 öde kampanyasını kapmaya çalışırız. Kapıya kadar tek tıkla tüm isteklerimiz de geldiği için tembel hayata iyice alışmış durumdayız çünkü her şey tek tıkla çok kolay. Ve yine söylürum “hiç ihtiyacımız yokken”.  Yaşasın!  Ne harika ve lüks hayat! Sonra kredi kartımıza bakar birkaç ay deli gibi çalışırız sadece eve gelen kargoları ödemek için. Tüketim tüketimi doğurur bağımlılık yapar fakat üretimin üretimi doğurması için yüksek bir tutku olması gerekir. Jean Baudrillard’ın Tüketim Toplumu adlı eserinde bu konuyla ilgili şöyle der, “Postmodern tüketici, günlük mutluluk peşinde koşan, anında tatmin isteyen, ihtiyacının tatminini ertelemeyen, gelecek için bugünü feda etmeyen, geçmiş ve geleceği içerecek biçimde denemeyi büyük bir arzuyla isteyen, kendisini tüketime hazır bir imaj haline getirmiş tüketicidir. Yeni medya da işte bu tüketicinin taleplerini görmek üzere yapılandırılmıştır.” Her şeyi hızlı tüketiyoruz ve farkında olmadan hızlı tükeniyoruz. Tam da bu yüzden faydacılık düşüncesindeyim yani yapacağımız her şey faydalı olmak zorunda aksi takdirde anlık yaşanan hazlardan ileri gidemeyiz ve bu hazlar da “Ben dünyaya neden geldim, dünyaya ne bırakacağım?” düşüncesine ters düşecektir.

 

     Benim kasttetmek istediğim, üretimdeki kârı düşünmemek. Çünkü kâr düşüncesi kapitalizme iter, kapitalizm de bize bencilliği benimsetir. Kâr düşünülmeyen üretim ise faydacılığa bakar, başka bir canlıyı düşünme yani paylaşımcılığı doğurur. Bu yüzden elimizde ne imkân varsa ona göre bir üretim elde etmeliyiz. Düşünün, sebzemizi kendimiz yetiştiriyoruz, elbisemizi kendimiz dikiyoruz, yoğurdumuzu kendimiz mayalıyoruz, hayallerimizi kendimiz kuruyoruz, zamanımızı başkalarının profiline değil kendimize harcıyoruz. Modern hayat dediğimiz şimdiki süreçte, doğal olmak veya kendi ürettiğimizi tüketmek tamamen lüks. Asıl olan şu ki, sadece paramızı değil zamanımızı, kendimizi, aklımızı, geleceğimizi yani hayatımızı başkalarıyla harcıyoruz. Bu yüzden vakit geç olmadan tüketimi azaltıp hayatımızın başında durmalıyız.


Kaynakça

https://neradzuri.wordpress.com/2014/07/30/potrebleniegood/

https://www.esan.edu.pe/apuntes-empresariales/2020/06/el-nuevo-comportamiento-del-consumidor-despues-del-covid-19/

28-08-2020
Ceylan Akbalık

Ceylan Akbalık

İktisat

Selçuk Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu. Hayallerinin hayatıyla uyuşmadığı fakat buna rağmen bir gün başaracağına inanan tuhaf biri. Şimdilik aynı bölümde yüksek lisans yapmaya çalışıyor.

ceylanakbalik1437.ca@gmail.com