"Tükenmez" Kalem

A+ A-
Ve nihayet 'tarihçi' sıfatımı da kullanabileceğim bir yazı ile sizlerleyim. Bugünkü konumuz "tükenmez" kalem. ("Tükenmez" kalemi bilmeyen yoktur aramızda. En sık kullandığımız yazı araç ve gerecidir.) Tırnak içinde neden yazdığımı merak ediyorsunuz değil mi? Azıcık sabredin. Bu yazıyı okurken kemerlerinizi bağlamayın. Gerek yok. Karşınıza  bir "tükenmez" kalem alın ve arada ona bakın. Çok da bakmayın. Deli zannederler sizi yahu! 

Hava atma zamanı o zaman. Açılın, sizi tarih bilgilerimle aydınlatacağım! "Tükenmez" kalemin tarihi hakkında biraz bilgi vereyim. 1888 yılında, deri tabakçısı olan Amerikalı John Loud, hayvan derilerini işaretlemek için icat etmiş. Deri tabakçısı ne demek, diye sesler duyuyor gibiyim. Deri tabakçısı, hayvan derilerini işleyen kişilere denilir. Yani cüzdan, çanta, kemer gibi eşyaları yapan kişilere denilir. 'Eh be amcacığım yazık değil mi o hayvanlara!' diye mırıldanıyorum kendi kendime. Hayvan derilerinde tükenmez kalem başarılı(!) sonuçlar verse de, mürekkebin diğer yüzeylerde yayılması yüzünden başka işlerde kullanılamamış. Amcacığım zirvede bırakmış işi anlayacağınız. 

Bu iş böyle kapanmış mıdır? Kapansaydı eğer, bu keratayı tanıyanımız az olurdu aramızda bence. (Kendimizi çok iyi tanıyoruz be dostlar! Geçmişimizle hiç ilgilenmiyoruz.) Aksine, John amcamızın icat ettiği "tükenmez" kalem geliştirilmeye başlanmış. Akışkan mürekkeple kullanılabilen, taşınabilmesi ve elle tutulması kolay bir kalem yapmaya yoğunlaşılmış. Zamanla dolma kalemi sollamış "tükenmez" kalem kardeşimiz. Daha ucuz ve kullanışlı bir yazı aracı sağlanılmış. 

Size bir bilgi daha vereyim mi? Haydi, toplaşın bir kere daha! Ikinci Dünya Savaşı yıllarında, Amerikan Hava Kuvvetlerinin temel yazı aracı haline gelmiş bizim yaşlı keratamız! Yerden üç bin yükseklikte, diğer tüm mürekkepli kalemlerden sızıntı oluşuyormuş. Ama bizimkine sorun bir sızıntı yapıyor muydu? Hayır!  (Aklıma bebek bezi reklamları geldi. Dur Gökçem, konu dağılmasın!) Aferim kalem çocuk! John Amcamıza saygılarımla. 

Peki, bu kerata ile ne yazılabilir ki? Kelimeler, cümlelere takılır savaş için. Asılır eller kalemin en tenha bölgelerine. Yazdıkça siper alır bembeyaz kağıt. Sloganlar atar parmaklar ıssız coğrafyaya. Küçücük bir borunun içinden geçen birkaç gram mürekkep ile yorgun düşer beyaz kağıdın üzerine simsiyah yaşanmışlık. Bu da soru mu? Ne isterseniz yazabilirsiniz dostum! Burada bana edebiyat yaptırdınız iki dakikada! 
Çok uzattın, diyorsunuz bana değil mi? Tamam, son birkaç cümlem kaldı! Önlüklü bir kız çocuğudur "tükenmez" kalem. Sözde tükenmez kalem! O yüzden tırnak işareti içinde saklarız onu. Sınıfta kalmıştır yalancılığı yüzünden. Annesinin elinde okul çantası. Evine dönmüş ağlayarak.  Tükenen bir kalem olduğunu artık herkes öğrenmiş. Bir daha kimseye yalan söyleyemez. Olsun be! Sevdim seni "tükenmez" kalem! Gel, bi kere öpeceğim!



 
17-11-2020
Gökçe Kızıldemir

Gökçe Kızıldemir

Şiir, Hikaye, Deneme

1993 yılında, İzmir’de doğdum. Manisa Celal Bayar Üniversitesi, tarih bölümü mezunuyum. 2006 yılında yazın hayatına katıldım.

Kağıtları, mürekkeple eskitebilmek, karanlık dünyada tarif edilemez bir aydınlıktır. Rengarenk sayfalara sığdırılacak hayaller, yaşanacakların müsveddesidir. Parmaklarını nüfuz ettir hayallere. Her insan, gizli bir yazardır.

kizildemirgokce@gmail.com