Transaksiyonel Analiz

A+ A-

Eric Berne tarafından ortaya çıkarılan bu kuram, insanların arasındaki ilişkileri ve iletişimleri temel alırken, iletişim sırasında da bireylerin kendilerine ve birbirlerine karşı takınmakta oldukları tavırları inceler. Transaksiyon, etkileşim anlamına gelir. Transaksiyonel analiz, kişilerin ilişkilerindeki uyarıyı, yanıtları, tavırları içeren analiz biçimidir. Bu tanımdan yola çıkarak, hem iletişim hem kişilik kuramı olduğunu söyleyebiliriz.

İletişim, tek başına incelenemez. Karşılıklı ve çok yönlüdür. İletişimi incelemek, kişileri de incelemek anlamına gelir. İnsan davranışlarını bütün olarak incelemek, ayrıntıları gözden kaçırmaya neden olabilir. Transaksiyonel analiz de ayrıntıları atlamadan, çeşitli durumlara ayırarak, iletişimi analiz eder. İnsan davranışları, ego durumları bakımından ayrılır. Günlük hayatta, kullanılan ‘ ego ’ sözcüğü, kendisini yüksek görmek, başkalarını küçük görmek olarak ifade edilmeye çalışılsa da, bu doğru değildir. Ego, benliktir. Kendimizi ortaya koymamızı sağlayan, bütünlüğünün oluşabilmesi için dengeyi sağlamaktadır. İletişimde üç farklı ego durumları kullanmaktayız.

1-Yetişkin Ego Durumu: Olaylara somut, nesnel, mantıksal açıdan bakmamızı sağlayan iletişim şeklidir.

2- Ebeveyn Ego Durumu: Hesap soran, yargılayan, değerler, kalıplar üzerinden bakış açısı sağlamak.

3- Çocuk Ego Durumu: Saf, çıkarsız, doğal bir şekilde bakmamızı sağlayan bakış açısıdır.

Kişiler arasında kullandığımız bu ego durumları aracılığıyla, iletişim sağlamış oluyoruz. Kendimizi ifade edemediğimiz ya da karşı tarafı anlayamadığımız durumların nedeni, konuşmak veya konuşmamak değildir. Takındığımız ego durumlarıdır. Çapraz transaksiyon, zıt ego durumlarının etkileşimiyle ortaya çıkar ve iletişim kazalarına neden olur. İnsanları veya kendimizi yargılamadan önce, iletişimde takınmış olduğumuz, ego durumlarını analiz edersek, iletişim daha sağlıklı olacaktır.

Örneğin, kapalı bir havada dışarı çıkmamız gerekiyor. Yağmur ihtimaline karşı şemsiyemizi yanımıza aldık. Dışarı çıktığımızda hafif bir yağmur başladı. Yağmurun kokusu, sesi bize huzur verdiğini düşünüp, şemsiyemizi açmadık. İşimiz bitince eve döndüğümüzde, aslında çok fazla ıslandığımızı fark ettiğimizde, bunu sorun yapmadık. Çünkü yağmurda ıslanmak, hoşumuza gitti. Neden böyle yaptığımızı soranlara, bu şekilde ifade etmek, çocuk ego durumuyla ifade etme şeklidir.

Yetişkin ego durumuyla bakan kişi, şemsiye yanında olmasaydı anlardım ama şemsiye varken ıslanmayı istemek, garip olmuş, umarım hasta olmazsın şeklinde düşünebilir. Yani kişiyi yargılamadan, mantıksal şekilde bakmaktır.

Ebeveyn ego durumuyla bakan kişi, kendine zarar vermen hoşuna gidiyor, neden düşüncesiz davranıyorsun şeklinde yani anlamaya çalışmadan, yargılayan bakış açısıyla iletişim kurma şeklidir.

Bu üç ego durumunu, zaman zaman hepimiz yapıyoruz. Özelikle sevmediğimiz ya da taraf olduğumuz kişilere göre, takındığımız ego durumları da değişiyor. Biraz düşünürsek, aynı davranışta bulunan sevdiğimiz ve sevmediğimiz kişilere karşı, farklı şekilde tepki verdiğimizi hatırlıyoruz. Bu durumun nedeni, kişilere karşı takındığımız ego durumlarıdır. Sosyal medya da gördüğümüz bir olayda, bazen yargılayıcı olup, bazen de görmezden gelen kişi olabiliyoruz. Ego durumları sadece iletişimde değil, davranışlarımızda da etkili oluyor.

İletişimdeki ego durumlarımızı, doğru şekilde analiz edebilirsek, sorunların kaynağına inebilir, onları düzeltebiliriz. Farklı bakış açılarına karşı daha duyarlı olabilmemiz dileğiyle…


Kaynakça

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/led-isikli-degisim-isareti-zamani-2277784/

https://images.pexels.com/photos/594452/pexels-photo-594452.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=2&h=650&w=940

https://images.pexels.com/photos/2363/france-landmark-lights-night.jpg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=2&h=650&w=940

25-04-2021