TALUT

A+ A-

-        1     -

‘Bana izin ver’ dedi Davut ‘Onunla savaşmama izin ver’

‘Para istiyorsun’ dedi Talut ‘Kadın istiyorsun. Ün istiyorsun’

‘Sen istemiyor musun bunları?’ diye sordu Davut.

Talut ‘Peşimden gel’ dedi. Davut onu izledi. Büyük çadıra girdiler. Talut başlığını çıkardı. Saçları yoktu. Eliyle başındaki bir noktayı gösterdi Davut’ a. ‘Calut, benim soyumdandır. Benim soyumun burasında tokmak var. Bu tokmağa darbe indirebilirsen Calud uyur. Ama ölmesi için kafasını bedeninden ayırmalısın. Ama tamamen ayırmalısın’ dedi.

‘Sen de uyur musun?’ diye sordu Davut ‘Başındaki tokmağa vurulsa uyur musun?’

‘Calut’ un kafasını bu dünyadan bir kılıçla kesemezsin. Şu bıçağı al. Sapanla tokmağı vur. Yere düşünce de bu bıçakla kafasını kes. Ama tamamen ayrılmalı başı bedeninden. Yoksa ölmez. Kan akmayacak. Şaşırma. Bıçağımı geri getireceksin. Sakın unutma bıçağı geri getirmeyi’

-        2     -

Calut’ un boyu, Davut’ un boyunun iki katıydı. Davut, onu yanına yaklaştırmaması gerektiğini düşünüyordu. Calut’ un ordusu yukarılara kadar birikmiş kavgayı izliyordu. Talut’ un ordusundan üç yüz kişi kalmıştı sadece. Üç yüz kişiden başkasını kovmuştu Talut. On binlerce savaşçıyı su içtiler diye geri göndermişti. Su içmeyen üç yüz kişiyle çıkmıştı Calut’ un dev ordusu karşısına.

Calut ayaklarını yere vurarak yürüdü Davut’ un bulunduğu yere. Ayaklarını yere vuruyordu çünkü bunun insanları korkuttuğunu biliyordu. Davut üç defa savurdu sapanını üçünde de vuramadı tokmağı. Sonra herkesi şaşkına çevirecek bir koşuya başladı. Calut’ a doğru koşmaya başlamıştı. Ona iyice yaklaştığında önce sola sonra sağa zıpladı üçüncü zıplayışı Calut’ un dizineydi oraya basıp Calut’ un omzuna otururken tokmağa basmayı başardı. Calu ayakta uyumaya başladı. Asla kımıldamıyordu. Davut, Talut’ tan aldığı bıçağı Calut’ un boynuna sürdü. Calt’ un kafası yere düştü. Davut yere atlayıp Calut’ un başını kucağına almak istedi. Başaramadı. Çok ağırdı. Üç askerin de yardımıyla taşıdılar Calut’ un kafasını Talut’ a. Talut tek eliyle tuttu getirileni ve çadırına götürdü.

Çadırdan çıkınca Davut’ un yanına gitti. ‘Bıçağımı ver’ dedi. ‘Düşürdüm’ dedi Davut.

-        3      -

Calut’ un ordusu kararsızdı. Üç yüz kişilik bir ordu vardı karşılarında. Onları tepelemeleri halinde bölgedeki tek güç olacaklardı. Ama Calut’ un ayakta duran başsız cesedine baktıklarında ürperiyorlardı. Bir çocuk tarafından öldürülen komutanlarını ölümsüz sanıyorlardı. Kılıçla, kargıyla öldürülemeyen komutan sapanlı bir çocuk tarafından öldürülmüştü.

Talut, karşısındaki devasa ordunun kararsızlığına son vermek için sandığı açtı. Sandığın hizasındaki düşman askerleri beyinleri eridiği için yere yıkıldılar. Yere düşen cesetler haşlanmış et gibi kokuyordu. Dehşete düşen dev ordu Talut’ a secde etti.

Yanındaki komutana dedi ki Talut : ‘Eğer su içenler yanımızda olsaydı onlar da böyle haşlanacaktı. Ben ordumu çölden getirdim ki bedenlerinde su azalsın. Sandık onlara zarar vermesin’

‘Ama sandık zaten bizde değil miydi?’

‘İki sandık daha var’

-        4     -

‘Bıçağımı buldun mu?’ diye sordu Talut.

‘Hayır’ dedi Davut.

‘Calut’ u öldürdüğün için kahraman sanıyorlar seni. Bıçağım olmasa onu öldürebilir miydin? Tokmağın yerini göstermesem onu uyutabilir miydin? Bana bıçağı ver ve seni benden sonraki kral ilan edeyim. Veliahtım ol. Güzel bir kadın vereyim sana. Ganimetten de komutan payı vereyim’

‘Savaş heyecanından olacak bıçağı düşürdüm. Her tarafı aradım ama bulamadım. Aramaya devam ediyorum’

-        5     -

Talut, ganimet paylaşımı bitince ordusunu gönderdi. On üç sadık adamıyla birlikte karargah çadırında kaldı. Çadırına çekildi ve rahatsız edilmek istemediğini söyledi adamlarına.

Calut’ un başı yanına oturdu. Sağ eliyle sol elini tutup çevirerek döndürmeye başladı. Sol eli yerinden çıktı. Sol elini çıkarınca sarkan damarlardan birini Calut’ un başından sarkan damarla birleştirdi. Sonra Calut’ un başındaki tokmağa dokundu.

‘Esirimsin artık. Sorgulama hakkımı kullanıyorum’ dedi Talut.

Calut dile geldi: ‘Zorluk çıkarmayacağım. Yasaları biliyorum’ dedi.

‘Kapılar nerede?’

‘Gizze’ de, Ağrı dağında, Lut gölünde’

‘Geliş kapıları onlar. Ben çıkış kapısını soruyorum’

‘Harran’ da. Çıkış kapıları tamamen imha edilmişti. Biliyorsun. İbrahim Harran’ da bir tepeye kuyular kazdırdı. Harran’ a gidince ‘’ziyaret tepesi’’ diye arayabilirsin. Ya da İbrahim’ in kuyuları ismiyle. Kapı toprağa temas etmiyor. Atmış bin kubit yukarıda’

‘Oraya nasıl çıkabilirim? Sandıkla mı?’

‘Hayır. İbrahim’ in kazdığı kuyuların yuvarlak olanlarından güç üreteceksin. Çift sarmallı olanından kapıya doğru güç aktaracaksın’

‘Bunları, koloniye gelmeden önce mi öğrendin. Burada mı öğrendin?’

‘Bu soru kurallara aykırı.’

‘Haklısın’

‘Komutan Talut, beni de yukarıya götürecek misin?’

‘Evet’

‘Teşekkür ederim’

-        6    -

‘Bu güzel şarkı için teşekkür ederim’ dedi Talut.

‘Beni çağırdığınızı duyunca yine bıçağı isteyeceksiniz sandım’ dedi Davut ‘Şarkı dinlemeyi sevdiğinizi bilmiyordum’

‘Niçin dinlemeyeyim? Sesin çok güzel ayrıca şarkı sözleri de öyle’

‘Yemek yemiyorsun, su ya da şarap içtiğini gören de yok. Uyuduğunu gören de yok. Çocukların var ama kadının yok. Dünya nimetlerinden elini çeken bir Mısır rahibi gibisin. Şarkı dinlemene o yüzden şaşırdım’

‘Ben de seninle tam olarak bu konuyu konuşmak istiyordum. Benim buralı olmadığımı biliyorsun. Ne Yahudi’yim ne de başka bir insan ırkındanım. Gökyüzünden geldim ve yine oraya gitmeliyim. Bana yardım etmeni istiyorum. Dönüş kapısını buldum. Harran’ daki kuyuları yeniden açtırdım. Ama onların yeniden kapatılması gerekiyor. Benim yerime kral olacaksın. Bu benim için çok kolay. Bana kuyuları kapatacağına dair söz verirsen kral olmanı sağlarım. Ben gittikten sonra kuyular kapatılmalı’

-        7      -

‘Sandık bizim kutsalımız’ dedi Yahudilerin temsilcisi. Talut, sessizce dinliyordu. ‘Calut’ un cesedini de götüremezsin çünkü bu ceset savaş ganimetimizdir’

‘Sizi o kadar iyi tanıyorum ki’ dedi Talut ‘Daima pazarlık etmek istiyorsunuz. Amacınız sandık. Calut’ un cesedini bana vermeye zaten hazırsınız. Bakın şöyle yapalım: derdiniz mademki sandık. O zaman sandık hakkında konuşalım’

‘Kızıldeniz’ i ikiye ayıran, kudret helvası yapabilen, bize zaferler kazandıran hep bu sandıktı. Onu sana veremeyiz. O, bize Musa’ dan hatıradır. Onun yeri Yahudiyedir. Çok istiyorsan Calut’ un cesedini götürebilirsin’

‘Sandık sizin değil’ dedi Talut ‘Musa, onu piramitten çaldı. Firavunla anlaşmıştı çıkış için. Firavun niçin peşine düştü Musa’ nın. Çünkü sandık çalınınca Mısır’ ın kalbi çalınmış oldu. Sandık sizin değildi. Mısır’ dan çaldınız. Mısır’ ın da değildi. Yukarıdan gelmişti yine göğe yükselecek. Kim beni engellemeye çalışırsa sandığın gücüne karşı sınamış olur kendini. Gömülecek cesedi bile olmaz karşıma çıkanın’

Yahudi ileri gelenleri, Talut’ un yanında oturan Davut’ a baktılar.

‘Calut’ u öldüren Talut’ u da öldüremez mi?’ dediler.

Davut ayağa kalktı belinden çıkardığı bıçağı Talut’ a uzattı. ‘Bu sabah buldum bıçağı’ dedi ‘daha önce teslim edemediğim için üzgünüm’

-        8     -

‘Daha fazla yaklaşmamalısın’ dedi Talut. Davut orada durdu. Hep sormak istiyordu ve bir daha buna fırsatı olmayacağını biliyordu. ‘Sen, Tanrının yanından mı gelmiştin?’

Talut, ona bakmadan konuştu ‘Bir zamanlar bize tanrı derlerdi. Ama senin tanrının yanından gelmedim’

‘Niçin geldin? Ve niçin gidiyorsun?’

‘Yukarıda işler pek yolunda gitmiyor. Savaş var. Vaktiyle dünyanıza koyduğumuz kapılar vardı onları yok ettim. Ve bize lazım olabilecek birkaç güç kaynağını geri götürüyorum. Sandık bir tane değildi. Üçü de benimle yukarı çıkacak. Artık rahat olacaksınız çünkü benim gibilerin gelebileceği bir tane bile kapı kalmadı. Bir tane çıkış kapısı var. Eğer isterseniz bir gün siz gelirsiniz bizim dünyamıza’

‘Kadınsız bir dünyada ne yapalım?’ dedi Davut gülerek.

-        9      -

Davut, bulunduğu tepeden olanları izledi. Bir ışık huzmesinde yükselen Talut’ u ve peşinden yükselenleri gördü. Son sandık da yukarı çıkıp kapıdan geçince ışık kayboldu. Askerlerinin yanına giderken, Talut’ un sözlerini düşünüyordu. Kuyuları bir aydan önce kapatırsa adamlarını yıldırım çarpabileceği konusunda uyarmıştı Talut. Bunu düşünüyordu. Bir de iyi bir dostdan ayrıldığını.

 

 

 


Kaynakça

Kullanılan Görsel: Uğur Akalın'a aittir.

11-12-2020
Osman Akalın

Osman Akalın

Öykü Yazarı

Bünyan doğumlu yazar Ankara'da yaşamaktadır. Turuncu ve yeşile gönül bağı vardır. Yıkanmış beton kokusunu ve leylak kokusunu önemser. Bu kokularda çocukluğunu ilk gençliğini muhafaza eder. Öfke, intikam duygusu yoktur. 'Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına' şarkısına müpteladır. Kızarmış patatesi ve beyaz peyniri çok sever. Hayal gücünün, sabrının ve hoşgörüsünün sınırları henüz kendisi için de muammadır. Asla pes etmez. Mucizelere inanır. Profil resmi Uğur Akalın' a aittir

osmanakalin38@gmail.com

ankara psikolog