Sürmeli Kadınlardan Fotoğrafa "Fikret Otyam"

A+ A-

                Hepimiz Fikret Otyam’ı ressam kimliğiyle tanımaktayız. “Sürmeli kadınların ressamı” olarak da bilinen Otyam, toplumsal belgesel fotoğraf denildiğinde ilk akla gelen isimlerdendir. Bu ayki yazımda kısaca toplumsal belgesel fotoğrafçılığa ve Fikret Otyam’ın fotoğraf anlayışına değinmek istiyorum.

            Toplumsal belgesel fotoğraf kavramını tanımlamadan önce belgesel fotoğrafı ele almamız gerekir. “belgesel” kavramı belgelemek ve kaydetmek anlamlarına gelir. Belgesel fotoğrafta fotoğrafçının gerçekliğe tanık olduğunu ve onu ortaya koymaya çalıştığını söyleyebiliriz. Fakat gerçekliği ortaya koyarken toplumsal ve kültürel arka planı görmezden gelmemiz mümkün değildir. Ayrıca fotoğrafçının kendi bakış açısını ortaya koyduğunu da düşünürsek ne kadar tarafsızdır bu da ayrı bir tartışma konusu.

            Belgesel fotoğrafta izleyeni aydınlatma, bilgilendirme işlevinin yanı sıra toplumsal değişimlere ön ayak olmak da söz konusudur.

            Belgesel fotoğraf üretiminde Avrupa ve Türkiye’de birçok örneklerle karşılaşırız. 20.yüzyılın başlarında Avrupa’da “Paris fotoğrafçısı” olarak da bilinen Eugene Atget; Amerika’da foto-belgesel türüyle ilgilenen Jacob A.Riis ve Lewis Hine; çingenelerin yaşamlarını ve sorunlarını ele alan Joseph Koudelka örnek isimlerdendir. Türkiye’de en bilinen isimler Ara Güler ve Fikret Otyam’dır.

            Belgesel fotoğrafın bir alt dalı olan toplumsal belgesel fotoğraf, toplumsal değişimi amaç edinmiştir. En önemli özelliği toplumsal sorunları ortadan kaldırmaya yönelik bir bilinç oluşturmaktır.

            Toplumsal belgesel fotoğraf, toplumsal sorunları işaret etmenin yanı sıra o sorunların çözümüne yönelik kitleleri harekete geçirme misyonuna da sahiptir. Ayrıca bu fotoğraf türünün amacına ulaşması için kullandığı yayın ortamı da büyük önem taşır.

            Toplumsal belgesel fotoğrafçıları diğer fotoğrafçılardan ayıran en temel özellik, toplumsal sorunları, yoksulluğu, adaletsizliği, emek sömürüsünü ele alarak gerçekleri görünür kılmak ve toplumun bireylerini bu sorunların çözümüne yönelik harekete geçirmektir.

            Toplumsal belgesel fotoğrafçı, gördüğü, duyduğu sorunlara karşı duyarlı olmalıdır. Bu nedenle çektiği fotoğraflarda estetikten önce fotoğrafın toplum için yararını göz önünde bulundurmalıdır.  

            Fikret Otyam:

            1926 yılında Aksaray’da doğmuştur. Liseden sonra İstanbul’a gelerek Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Orta Resim Bölümü’nde eğitimine başlar. Akademide resim öğretimini Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun atölyesinde almıştır.

            Gazeteciliğe 1942 yılında Tasvir-i Efkar Gazetesi’nin Aksaray muhabiri olarak başlar.

İlk foto röportajı “Sucu Tren Baba” Çınaraltı Dergisi’nde yayımlanır.

            Daha sonraki yıllarda Son Saat, Dünya ve Ulus Gazetelerinde gazeteciliğe devam eder.

            Sürmeli Anadolu Kadınları

            Resimlerinde başı örtülü ve gözleri sürmeli kadınları sık sık kullanan Otyam, resimlerinde kullandığı figürleri şöyle açıklar: “Güneydoğu’daki kadınların gözleri doğuştan sürmeli, bir de sürme çekerler, olur fincan gibi. Biraz da ben abartıyorum. Bu gözler benim imzam gibi oldu. Harranlı, Doğulu kadınlar”.

   

            Sanatçı 1953 yılında “Gide Gide” başlıklı röportaj dizileriyle Güneydoğu Anadolu’dan Karadeniz’e uzanan toplum sorunlarını ele alarak sorunlara yönelik toplumsal bilinç oluşturmaya çalışır. Gide Gide röportaj serilerinin ilki Ha Bu Diyar’dır. Bu röportaj da yayımlanan fotoğraflar geniş yankı uyandırır. Çünkü basında ilk kez Doğu fotoğrafları yayımlanıyordur.

            “Gide Gide” serisinde genellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da toprak ağalığı, işsizlik, kaçakçılık, topraksız köylüler, kan davası, susuzluk gibi konuları ele alır.

Konya’nın köylerinden

 

Urfa’da Çocuklar

            Sanatçının “Can Pazarı” röportajlarında yer alan fotoğraflar Ara Güler imzası taşır. Röportaj yapmak için Otyam amele kılığına girer. Çukurova’da pamuk tarlasında çalışan işçilerin sorunlarının ortaya konulduğu projenin fotoğraflarını Ara Güler çeker.   

            Otyam, yazı ve röportajlarında eğildiği kesimi şöyle dile getirir “Ezilen, horlanan, sahipsiz, sömürülen, halkımın dili, gözü kulağı olmayı yeğledim”.

            Sanatçı, kent ve işçi sorularına da eğilir. Zonguldak’taki maden işçilerini görüntüler. İşçilerle madene inerek onların çalışma koşullarını gözler önüne serer.

 

Zonguldaklı bir işçi

            Otyam, fotoğraf çalışmalarıyla Güneydoğu Anadolu Projesi’ne  (GAP) de büyük destek vermiştir. Özellikle o bölgedeki kuraklık, susuzluk, toprak mülkiyetindeki adaletsizlik ve ekonomik sorunlara dikkat çeker. Ayrıca projenin de isim babasıdır.

 

Tarlada çalışan kadınlar

 

            Sanatçının Anamur’da fotoğrafladığı “Bir yudum su için Anamur Dağları’nda” isimli fotoğrafı, kabak içinde su taşıyan yaşlı bir köylü kadınını gösterir. Fotoğraf, ayağındaki lastik ayakkabıları ve yıpranmış giysileriyle yaşlı kadının ileri yaşına rağmen zor koşullarda yaşam mücadelesi verdiğini en çarpıcı biçimiyle bizlere sunar.

            Otyam, ışığı doğru kullanılmış bir fotoğrafın insana mutluluk verdiğini belirtir. Sanatçı daha çok sabah ve akşam ışıklarını sever.                                                      
            Fotoğraflarında Rembrant aydınlatmasını kullanır.(yüzün daha az aydınlatılmış tarafında gözün altında oluşan küçük bir üçgen oluşan ışık türüdür.) Sanatçı, o ışığı gördüğü zaman içinde fotoğraf çekme isteği oluştuğunu belirtmiştir bir röportajda.

            Fikret Otyam’ı toplumsal belgeselci fotoğrafçılardan farklı kılan özelliği, toplumsal sorunları aktarmakla kalmayıp, bu sorunların düzeltilmesi için çaba harcamış olmasıdır. Bu açıdan Jacob Riis ve Lewis Hine ile benzerlik göstermektedir. 

            Yazımı Fikret Otyam’ın Hu Dost adlı kitabının önsözüyle bitirmek istiyorum.     

            “…… yedi iklim dört köşeden, binlerce dost edindim, can’lar edindim, can gözüyle görmeyi, sevgi kılıcı çekmeyi, her bir şeyin önce insan sevgisiyle başladığını daha iyi öğrendim aralarında…” 

                       Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle. Fotoğrafla kalın.

 

 


Kaynakça

Yararlanılan Kaynaklar:

Toplumsal Belgeselci Fotoğraf ve Fikret Otyam Örneği: Dr. Merter Oral

www.fikretotyam.com   

16-09-2020
Gülnur Turgut

Gülnur Turgut

Fotoğraf

Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitenin Yeni Medya Bölümü’nde yüksek lisansını başarıyla tamamladı Fotoğrafa merakı üniversite yıllarında başladı. Üniversitede fotoğraf sanatçısı aynı zamanda hocası olan İbrahim Demirel’den dersler aldı. 2016 yılından beri fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır. Sokak fotoğrafçılığı alanına ilgi duymaktadır. Fotoğraf eğitimlerine ve grup sergilerine katılmakta ve fotoğraf üretmeye devam etmektedir.

gulnurturgut@hotmail.com