Sürdürülebilir Bir Dünya İçin

A+ A-

   Günümüzün en büyük tehlikelerinden biri olan iklim değişikliği ile karşı karşıyayız. Dünyamızın doğal kaynakları gün geçtikçe tükenmeye devam ediyor. Yüzyıllardır değişen ve gelişen insanlık tarihi ve tüketim alışkanlıkları bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken, bir yandan da ekosistem için tehlike oluşturuyordu. Kötü planlama ve insan hatası biyo çeşitliliğinin azalmasına neden oldu. Bir zamanların altın buluşu olan plastiğin dünyayı zehirlemeye başlaması; plastik maddelerin ekosistemden uzun zaman temizlenememesi, bitki örtüsü ve su kaynaklarına zarar vermektedir. Bunun yanında gereksiz tüketimin sonucunda ağaçların kesilmesi, su kaynakları ve besinleri israf etmek bizi korkutucu sona yaklaştırmaya başladı. Fakat değişen düzenden korkmayı bırakarak; nasıl bu kadar hızlı tüketebilme gücüne sahipsek, dünyanın dengesini yeniden sağlamak ve onu korumak yine bizlerin elinde…  

       Peki, dünyanın dengesini sağlamak için neler yapmalıyız? Yanlış gidişatı düzeltmek için en başta sorunun gerçekten ne olduğunu ve ciddiyetini anlamamız gerekiyor. Yeni jeolojik çağ olarak adlandırılan antroposen; insan faaliyetlerinin iklim ve çevre üzerindeki etkilerinin baskın olduğu bir döneme işaret ediyor. Antroposen ile savaşmak için; sürdürülebilirlik sürecine girmeye, çözüm odaklı düşünmeye, yeni bir bakıma ve farklı sistemlere ihtiyacımız var. Bilinçsiz tasarımları bir kenara bırakarak, geri dönüşümü temele almamız ve sürdürülebilir tasarımlar yapmamız gerekiyor. İnsan eylemleri kadar, ortaya sunulan ürünün kullanımının ileri süreçlerdeki getirisini de hesaba katmamız gerekiyor.  Henüz hiçbir şey için geç kalmış sayılmayız hala dünyayı eski dengesine kavuşturmak için harekete geçebiliriz. Öncelikle değişiklik yapmaya kendi bireysel hayatımızdan başlamalıyız. 



1.     Gün içinde ne kadar suyu boşa akıtıyoruz? Diş fırçalarken, duşta sıcak suyun akmasını beklerken, kişisel bakımımızı gerçekleştirirken, bulaşık ve sebze-meyve yıkarken suyu israf etmemeye özen gösteriyor muyuz? Gündelik hayatımızda bilinçsizce su israfı yapabiliyoruz. Kişisel bakımımızda harcadığımız suyu tasarruflu kullanmayı öğrenmemiz bile su sorununun önüne geçmemize yardımcı olabilir. Duşta geçirdiğiniz süreyi azaltabilir, sıcak suyun akmasını beklerken akan soğuk suyu ev temizliği için ayırabilirsiniz; diş fırçalarken musluğu kapalı tutabilirsiniz, bulaşıkları elde yıkamak yerine imkanınız var ise bulaşık makinesine koyarak fazla su kullanımının önüne geçebilirsiniz. Bulaşık makinesine koyarken ekstra sudan geçirmek yerine sadece artıkları sıyırdıktan sonra makineye yerleştirebilirsiniz. Çamaşır ve bulaşık makinelerini ise tam dolmadan çalıştırmayarak aynı anda hem su hem de elektrik tasarrufu yapabilirsiniz.

2.     Elektrik tasarrufuna değinmiş iken ev içindeki enerji tüketiminizi kontrollü hale getirmek, tasarruf sağlanmasına ve karbon ayak izinin azaltılmasına yardımcı olacaktır. Şarj aletlerini prizlerde bekletmemek, enerji tasarruflu ampuller kullanmak, yıkanan çamaşırları makine de kurutmak yerine askıyı tercih etmek gibi ufak çözümler ile kullanımı aza indirerek aynı zamanda elektrik faturanızdaki rakamların azalması ile bütçenize de katkı sağlamış olursunuz. Elektrik tasarrufunun yanında; evlerinizin dış yüzeyinde yalıtım kullanmanız, pencere ve hava alacak yerleri kapamanız, eşyalarınızı radyatörleri kapamadan konumlandırmanız; ısı kaybını önleyerek evi daha az ısı kaynağına ihtiyaç duyarak sıcak tutmanızı sağlar. Böylece fazladan doğal gaz ya da diğer ısıtıcı kaynaklara ihtiyaç duymuş olmazsınız. Bu yine bütçenizde olumlu bir sonuca işaret ederken, aynı zamanda çevreye verdiği zararı da yarıya indirecektir.

3.     Hayatımıza kolaylık sağlayan büyük keşif plastik maddeler, insanlığın yanlış tüketimi, gelecekteki getirisini hesap edememesi üzerine bugün doğanın en büyük tehditlerinden biri olmuştur. Tek kullanımlık plastikler; pipetler, pet şişeler, poşetler vb. gündelik hayatta çok sık kullandığımız bu maddelerin doğadan temizlenmesi uzun yıllar alıyor. Çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla birçok ülkede tek kullanımlık plastikler yasaklanmıştır. Ülkemizde ise poşetler ücretli hale getirilerek, poşet atığının önüne geçilmeye çalışılıyor. Fakat her ne kadar ücretlendirilmişte olsa naylon poşet tüketiminde toplumsal bilincin oluştuğunu söyleyemeyiz. Hala ciddi miktarda naylon poşet atığı oluşmaya maalesef devam ediyor. Sahillerde, dağlık ve ormanlık alanlardaki plastik atık görüntüleri içler açısı durumda.  Pandemi sürecinde de tek kullanımlık plastiklere olan ilginin artması, bu sorunun üzerinde daha çok durulmasını gerektirdi. Bu maddeleri kullanmak yerine muadillerini kullanabiliriz. Örneğin; bez bir alışveriş çantasını uzun süre kullanabilirsiniz; yemek siparişlerinizde plastik çatal, bıçak istemediğinizi belirtebilirsiniz; dışarıda kahve içmek istediğinizde karton bardaklar yerine termoslarınızı tercih edebilirsiniz, hem daha kaliteli bir kahve içimi elde etmiş olursunuz hem de atık oluşmasını engellersiniz. Bez çanta ve termoslarınızı çantalarınızın olmazsa olmaz parçası haline getirebilirsiniz.

4.     İklim değişikliğine etki eden bir diğer neden ise beslenme düzenimizdir. Hayvansal gıdaların fazla tüketimi çevremize zarar veriyor. Dana eti, kuzu eti gibi tüketilen ürünler doğada yüksek sera gazı emisyonu salgılanmasına neden olmaktadır. Hayvansal gıda tüketimimiz aslında çevreye tahmin ettiğimizden daha fazla zarar veriyor, hayvanların nerede yetiştiği ve ne ile beslendiği de önemli kriterler arasında, sera gazı salgılanma oranı buna göre değişiklik gösterebiliyor. Daha az kırmızı et, süt, peynir ve tereyağı tüketmeli; bitkisel ürünlere de soframızda ağırlık vermeliyiz. Etsiz pazartesi akımı; et tüketiminin azaltılması, bitkisel tarifler denemeye teşvik eden, insanları bu konuda bilinçlendirmeyi hedef edinen uluslararası bir akımdır. Sizde bu akımın bir parçası olarak et tüketimini azaltma da bir adım atmaya ne dersiniz? Bu sürdürülebilir çevresel etkiye tahmin ettiğinizden daha çok fayda sağlayacaktır. Tüm bunların yanında yiyecekleri tüketim oranımız, atık haline getirmememiz de çok önemli. Alışveriş yaparken, hafta ya da ay içinde ne kadar yiyeceği bozulmadan tüketebiliriz bunun bilincinde olarak, ürünleri israf etmekten kaçınmamız gerekiyor. Doğru saklama yöntemleri ile de yiyeceklerin ömrünü uzatabiliriz.

5.     Moda endüstrisinin sürekli değişim göstermesiyle beraber tekstil tüketimimiz arttı; bununla birlikte kıyafetlerimizin kullanım ömürleri de azaldı. Seyreden moda akışına uyum sağlamak istememiz, ürünlere kolay ulaşabiliyor olmamız tekstil tüketimini ciddi oranda arttırdı. E-ticaret sitelerinin artış gösterdiği dijital bir dönemde olmamız, her şeye tek bir tıklamayla ulaşabilmemizde etkili nedenler arasındadır. Gereksiz kıyafet alışverişini azaltmalı ve gerçekten uzun süre kullanabileceğimiz zamansız ve kaliteli parçalar tercih etmeliyiz. Çünkü alışveriş çılgınlığımız sonucunda milyonlarca ağaç kesiliyor ve litrelerce su tüketiliyor. Dolapta etiketli beklettiğimiz, iki üç kez giyip sonrasında yüzüne bakmadığımız onlarca kıyafet doğamız için tehdit oluşturuyor. Kullanmadığınız kıyafet ve eşyalarınızın atık olmasını engellemek için ihtiyaç sahiplerine verebilir, ikinci el uygulamalardan satarak kullanabilecek insanlara ulaşmasını sağlayabilirsiniz. 

6.     Gündelik hayattaki ulaşımınızda araba kullanımınızı azaltmaya özen gösterin. Çokta uzak olmayan yerlere yürüyerek ya da bisiklet sürerek gidebilirsiniz, doğayı korurken aynı zamanda egzersiz yaparak bedeninize de iyilik yapmış olursunuz. Haftanın bazı günleri toplu taşıma kullanarak işinize gidebilirsiniz. Bu belki konforunuzu bozabilir, fakat doğa üzerindeki karbon ayak izi oranının düşmesine yardımcı olacaktır. Uzak yerlere ulaşımınızda ise; uçak yerine tren ya da otobüs tercih etmelisiniz. Çünkü uçaklarda fosil yakıt kullanılıyor bu da havanın yüksek oranda kirlenmesine neden olarak doğaya zarar veriyor. Bu yüzden gerekmedikçe uçak yolculuğunu tercih etmemelisiniz. İş seyahatleriniz için kilometrelerce yol kat etmektense, teknolojinin nimetlerinden faydalanarak görüntülü konferansları kullanabilirsiniz. Yurt dışından ithal ürünler istemek, ulaşımı hareketlendirecek ve karbon ayak izini artıracaktır, yerli ürün tüketimine yönelmeniz ülkeler arasındaki akış ile meydana gelen kirliliği azaltacak ve ülke ekonomisine de yararlı olacaktır. 

       İklim değişikliği ile olan mücadelemizde bireysel olarak aldığımız önlemler kadar kolektif eylemlerimiz ve ürün tasarımları da oldukça önem arz ediyor. Hali hazırda ciddi bir boyuta ulaşmış olan atık malzemelerin, kullanımını verimli hale getirmemiz gerekiyor. Aslında anlatılmak istenen temel mesele elimizdeki malzemeyi nasıl tasarruflu kullanabildiğimiz, nasıl dönüştürebildiğimizdir. Bu tıpkı bizim büyüklerimizin geçmişteki doğal hayat tarzına benziyor. Doğa aslında bizi özümüze dönmeye, sadeleşmeye davet ediyor. Salgın ile beraber, değişen yaşam tarzına nasıl adapte olabildiğimizi gördük. Sürdürülebilirlik sürecine girmek ve toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmek zannettiğimiz kadar ulaşılmaz değil. Bunun için kolektif bir hareketliliğe ihtiyacımız var.  Şimdi doğanın bize sunduğu  onca kaynağın minnettarlığını ona verme vaktimiz geldi. Tüketimi en aza indirerek, kontrollü yaşamaya çalışarak doğanın dengesini yeniden kazandırabiliriz. Doğa dostu, dünyanın kaynağına sahip çıkan,  farkındalık ve sorumluluk sahibi çocuklar yetiştirebilmeliyiz. İçinde bulunduğumuz dijital çağın teknolojik imkanlarını, kolektif bilinci oluşturmak için araç olarak kullanabiliriz. Bugün krizi iyi yönetebilmek, önceden planlamak küresel dayanıklılığımızı arttıracak. Her şey biz insanlığın ellerinde, çevremizi bilinçlendirmeyi ihmal etmeyelim. 


Kaynakça

https://www.mondaycampaigns.org/meatless-monday/recipes

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/paslanmaz-musluk-861414/

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/sari-ampul-1556704/

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/karisik-kumas-lot-1336873/

https://unsplash.com/photos/5Wfttm2CjeI

https://unsplash.com/photos/mvu1-Gzg1tg

https://unsplash.com/photos/LHE9c_va1f8

09-03-2021
Dilay Kaya

Dilay Kaya

Sosyolog

Ankara’nın Polatlı ilçesinde dünyaya geldim. Atatürk Üniversitesi Sosyal Hizmet ön lisans, Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyoloji lisans bölümlerinde öğrenim gördüm. Hayalperest kimliğime birazda gerçeklik ekleyerek, araştırarak ve öğrenerek yoluma devam ediyorum. Sınırsız hayal gücü ile donatılmış küçük bir kızken, şimdi ise içinde bulunduğu düzeni de anlamak telaşı içerisine giren genç bir kadınım. Ve artık buradayım, anlatmak için heyecanlıyım.

dly-06@hotmail.com

https://www.linkedin.com/in/dilaykaya/

ankara psikolog