Suçlular aranıyor…

A+ A-

Artık Covid-19’u ağzımıza almadığımız bir gün bile geçmezken ben de bu virüsün suçlularını aramak için yola çıktım bu sefer. Bu yolculukta belki bana hak vereceksiniz belki kızacaksınız, her yoruma açığız efendim yeter ki eleştirin…

Tam olarak 6 aydır hayatımızı alt üst eden hastalık, daha uzun süre yakamızı bırakmayacak gibi görünüyor. Türkiye’de ilk korona vakası 11 Mart’ta tespit edildi ya da ilk o tarihte açıklandı. Vakanın açıklandığı ertesi günü eğitime ara verileceği, bir sürelik online eğitime geçileceği açıklandı.

- Tamam çok güzel eğitime ara verdik, farklı bir süreçti online eğitim bizim için, hala da öyle. Ama okullar kapanmışken bir anda sınavlar geldi çattı. İlk önce 1 milyon öğrenci Liseye Geçiş Sınavı’na (LGS) girdi. Covid-19’un ilk sınav mağdurları onlardı. Maskelerle sınav salonlarına alındılar ama giriş ve çıkışlar zaten ana baba günü gibiydi. 23 gün sonra ise 451 bin 272 kişi Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı’na (MSÜ) girdi. Bu sınavlar tartışılırken TYT, YKS, ALES, KPSS derken yaklaşık 6 milyon kişi sınav salonlarında ter döktü. Eee bunun yanında minimum 2 milyon kişi de yanında destek amaçla gitmiş olsa, etti mi siz 8 milyon kişi… 8 milyon kişiyi göz göre göre riske attık.

Peki biz ne yaptık? Sınava giderken ısrarla yanınızda yakınlarınız olmasın denmesine rağmen yakınlarımızla gittik. Yakınlarımız da okul önlerinde kalabalıkla birlikte bekledi. Kimi zaman sıcaktan bunaldı maskeyi çıkardı.

Derken yine vakalar arttı…

21 Mart’ta ise geniş kapsamlı kısıtlamalar İçişleri Bakanlığı tarafından duyuruldu. Bu kapsamda birçok esnaf kepenk kapatmak zorunda kaldı. 65 yaş ve üstü, ayrıca kronik rahatsızlığı olan kişilerin ikametlerinden dışarı çıkmalarının; park, bahçe gibi açık alanlarda dolaşmalarının sınırlandırıldığıaçıklandı.

-Yok efendim anlamadık! Sahillere şeritler çekildi, parklardan banklar kaldırıldı, çimlere daireler çizildi. Ama biz bir yolunu bulup burnumuzu dışarı çıkardık. Maskeden çıkan burunları anlatmıyorum bile…

22 Mart’ta esnek ve uzaktan çalışma uygulamasına geçildi.

-Bu konu başlı başına sorun. Kimisi şanslıydı, evden çalışma imkanı buldu, kimisinin çalışma saatleri azaldı, kimisi de her şeye rağmen ailesine ekmek götürmek için ailesini riske atarak işe gitmek zorunda kaldı. Kimisi işe giderken ne kadar önlem alsa da gittiği iş yerinde tedbirler sıkı değildi diye, kimisi anlam verilmez bir şekilde tedbirlere ısrarla uymadı diye virüse maruz kaldı. Ailesini de maruz bıraktı…

24 Mart’ta ise şehirlerarası ulaşımda yolcu sayısı yarı yarıya düşürüldü.

-Keyfi seyahat edenlere kızmakla beraber mecburiyetten seyahat ettiğim için duruma objektif bakamayabilirim ancak otobüslerdeki insanlar yine de çok rahattı bence. Ben 8 saatlik yolda maskeyi hiç indirmezken kimisi hiç takmadı bile. Annemle olan seyahatimde yine istemeyerek de olsa dinlenme tesisine indiğimde ise çıldırmamak için zor tuttum kendimi. Ciddi bir kalabalık, ciddi bir rahatlık vardı. Alışveriş yapanlar, yan yana sigara içenler, rahatlıkla yemek yiyenler. Yemek yenilen yerlerde de öyle tek kullanımlık malzemeler görmedim pek doğrusu… Virüs kol geziyordu bence oralarda. Allah’tan annem fazla titiz ben ise tedbirliydim. ‘‘Kendim için’’ yapmam gerekenleri yapmayı severim.

3 Nisan’da ise 20 yaşından küçüklere sokağa çıkma yasağı geldi. Pazar ve market gibi toplu bulunulan alanlarda maske zorunluluğu getirildi.

5 Nisan’da Google'ın yayınladığı rapora göre Türkiye'de topluluk hareketliliği  %75 azaldı.

Evet ilk 1 ay biz korkumuzdan dışarı çıkamazken devlet de ilk etapta cidden sağlam tedbirler aldı. Diğer 1 ayı da zorunlu olarak evde geçirdikten sonra Mayıs’a geldik. Önce Cumhurbaşkanı normal hayata dönebileceğimizin müjdesini verdi. Fahrettin Koca’da hayatımıza girecek yeni bir kavramı açıkladı: Normalleşme Süreci

Böylece, 65 yaş ve üstü, 14 yaş ve altı çocuklar, 15-20 yaş grubu kısıtlı saatlerde dışarı çıkabilecekti.

İlk başlarda her şey kurallar dahilinde gerçekleşirken bir baktık, teyzeler amcalar yakın mesafede oturmuşlar, çocuklar parklarda sokak aralarında oyun oynarken ne maske takmış ne sosyal mesafeye dikkat etmiş. Gençler ise parti vermeye başlamış.

29 Mayıs'ta camiler Cuma namazı ile birlikte toplu ibadete açıldı.

-Sanırım yolunda giden en iyi normalleşme bu alanda oldu. Herkes abdestini evinde alıyor, seccadesini getiriyor ve maskeli, mesafeli namaz kılınıyor. Ben bu uygulamada tedbirlere uymayan bir görüntü görmedim, bir söylenti duymadım belki de sizlerin bildiği bir şeyler vardır.

-Ramazan Bayramı’nı ilk defa misafirsiz, el öpmeden geçireceğiz diye sevinirken tabi ki yine kural ihlalleri olmadı değil.

Kimi aileler umursamadan bayramlaşmaya gitti, kimisi misafir kabul etti. Özellikle küçük yerlerde sokağa çıkma yasağının pek de işlememesi milletle beraber virüsü de kaynaştırdı.

Yeni vakaların binin altında olması üzerine 3 Haziran’da son olarak 65 yaş üstüne uygulanan sokağa çıkma yasağı da kaldırıldı.

Temmuz ve Ağustos ayını maske zorunluğu olmasına rağmen maskeli maskesiz güle oynaya rahat rahat geçirdik.

Kurban Bayramı’nı da kısıtlamasız yan yana, kurbanlıklarla, misafirlerle geçirdik. Sahillerde deniz, kum, güneş keyfi süren tatilciler de vardı her bayram olduğu gibi.

Eee düğünler tedbirler doğrultusunda yapılmaya karar verildi. Tedbirler uygulandı mı sizce? Kimisi açık alandayız diyerek, kimisi fotoğrafta güzel çıkalım diyerek maskesini çıkardı. Eee o kadar düğüne geldik oynamadan, halay çekmeden olur mu? Olmaz tabi olmadı da… Düğünden sonra da sağlık olmadı…

Son zamanlarda da Covid testi pozitif çıkanların kendini gizlemesi, milletin içinde gezmesi meşhur oldu. Bu kadar mı benciliz ya da bu kadar mı umursamaz? Hani günlerce evlere kapanmalar? Hani bizim için gecesini gündüzüne katan doktorları alkışlamalar? Hani ‘‘ihtiyacım olmadığı sürece çıkmıyorum’’lar? Hani normalleşme sürecini eleştirmeler? Hani ‘‘hükümet, çalışanları bilerek riske atıyor’’ diyenler?

Biz bu iki ayda kimleri riske attık sizce?

Torunun düğününü görmek isteyen neneyi, üniversite mezuniyetinin hayalini kuran genci, çocuğunu kucağına alacağı günü bekleyen anneyi, oğlunun terhisini bekleyen babayı?

Şimdi soruyorum size? Kim suçlu? Normalleşmeye geçen hükümet mi? Normalleşmeyi anlamayan biz mi?

20-09-2020