Son Mu?

A+ A-

Peki, ya hayatın bir anlamı yoksa?

Sorgulanmaması gereken şeyler vardır.  Takvimi sorgulamazsın mesela, Güneş’i sorgulamazsın. Bir bilgisayarı sorgulamazsın. Ama en azından bir soru hakkın olur, galiba; ‘’Nereye kadar devam edeceksin? ‘’.

Sonunu merak edersin, sonunu sorgularsın. Bitişler neden bu kadar heyelanlı oluyor hayatımızda? Neden kalan vaktimizi sayıyoruz sürekli? Yaşamanın sadece bir yolu yok ki. Sonunu bekliyorsan, bir şeylerin, doğru yoldan yaşamıyorsundur.  Sevdiğin bir müzik başlayınca bitişini beklemezsin, hoşuna giden film izleyince bitişini beklemezsin. Âşık olduğun bir eşin olduğunda ilişkinizin bitişini beklemezsin. Peki, biz neden ölümü bekliyoruz?

Dünya, rujunu sürerken biraz taşırdı; üstelik kırmızıydı, izi kaldı. Kim karar veriyor o izin sevileceğine veya sevilmeyeceğine? Güzelliğine veya çirkinliğine? Belki bir hatanın güzelliği, belki bir mükemmeliyetin bozulmasının çirkinliği… Peki ya yaşlılık; kim karar veriyor yaşlı olduğumuza? Diğer bir soru; kim karar veriyor yaşlılığın güzel veya çirkin olduğuna? Bir kitabın sonları daha heyecanlı olmaz mı? Satırları atlayarak hızlıca okuyup, sonunu görmek istemez misin? Bingo! Neden sürekli Son’u görmek istiyoruz ki? Öldükten sonra daha neyin anlamını çıkarabilirsin ki...

Çıkarabilir misin?

Tığ ile işliyor hayat her birimizi. Farklı renklerle, farklı yörelerde, farklı zamanlarda… Sonra seriyor salonuna. Görevimizi tamamladığımızda, bohçasına sarıp kaldırıyor sandığa. İlla bir Son’u sorgulayacaksanız son görüşünüzü sorgulayın, son sözünüzü, son gülüşünüzü, son sevişinizi…  Başka da bir şeyi sorgulamayın. Cevaplar zaten sol yanınızda duruyor. Hayat sorgulamak için çok kısa. Hayat; tereddüt etmek, gurur yapmak, pişmanlık duymak, korkmak için çok kısa. Alın kalbinizi koltuğunuzun altına ve sadece yaşayın. Çünkü hayatın bir anlamı var mı yok mu onu bile bilmiyoruz daha. Belki sonunda öğreniriz, kim bilir?


Kaynakça

Fotoğraf: Müge Nur Öğütcü

24-09-2020
Müge Nur Öğütcü

Müge Nur Öğütcü

Deneme/Şiir/Hikaye

Ben bu kazağı örmeye ilkokul yıllarımda başladım, yaklaşık 15 yıl oldu. Yeni şeyler öğrendikçe elimdeki ilmeklerle oynamak çok daha keyifli hale geldi. Farklı materyalleri, yöntemleri, renkleri hiç yadırgamadım. İçimdeki müziğe kulağımı tıkamadım. Emek verdim, hissettim, düşündüm ve anlatıyorum... Kimi zaman ördüğümü söktüm, başa döndüm. Kimi zaman eksik ördüm, daha çok çabaladım. Şimdiyse en büyük dileğim; bu kazağı giyebilmek. İnsanlar ne zaman ki benim adımı anıyorlarsa, dileğim gerçekleşmiş demektir. Sevgilerimle…

tmugeogutcu@gmail.com