Sığ Derinlik

A+ A-

       Sosyal medya, toplumun bir yansıması niteliğinde. Bireyin sosyal medyaya nasıl yansıdığı ve sosyal medyanın bireye nasıl yansıdığı durumları bir bütündür ve ikisi de birlikte devam eder. Fakat birey olmak kavramına göre ve kişiliğin tutumları bizlere bu durumun ölçütünün değişebileceğini gösterir. Birey olmak kavramının tek bir doğrusu var mıdır var ise nedir? Bu soru, sosyal medyanın gün geçtikçe evrildiği bir noktayla çok yakından ilişkilidir. Toplum, zincirleme devam ettirdiği kavramların niteliğinden belki de habersiz olarak birey olmak kavramını tek ve doğru olduğunu düşündüğü algılarla tanımlar. Ve bu, birey olmanın çok dışında bir durumdur.

       
Gündelik yaşamımızda duygularımızı belki de çok kolay maskeleyebiliriz. Ancak sosyal medyada bu çok daha kolaydır. Olmadığımız kişiliklere bürünmek sosyal medyanın en büyük zaaflarından biri. Bu tarz etkileşimlerin bir etiği olması gerektiğine inanıyorum. Bunun sebebi başta bireysel saygıdan ileri geliyor. Sahte bir elde etme yalnızca tembellik ve yalandan ibaret değil, kişiliği ve dolayısıyla toplumu içine alan bir tehlikedir. Tabi ki toplumu bu aşınmaya adım adım iten sebepleri düşünecek olursak kendimizi bir düğümün başlangıç yerinde bulabiliriz. Aynı zamanda düğümün sonu olan bu başlangıca gitmek de başlangıçta kalmak da hayli zor. Ancak diyebiliriz ki etkileşimler, bizim ilk günümüzden son günümüze kadar devam edecek bir gereklilik halindeyken, tek düze birikimler kaydetmek toplum için önemli bir kayıptır. Birikimin boyutlarını da ele alacak olursak bireylerin anonim olmayı tercih ederek daha az kaygılanmayı, daha az enerji harcayarak sosyal medyada geçirdikleri zamanı çoğaltmayı hedefler hale gelmişlerdir. Bu da gündelik yaşamımızda yapmamız gerekenlere karşı duyarsızlığa sebep olabiliyor. Yaşamsal doyumun hızlı üretilip hızlı tüketilen maskeli duygularla sağlanması, derinliği gittikçe yüzeysel bir hale getirmektedir. Başkalarının benimsediği kişi olmak öncelikli hale geldiği zaman, bizim aslında kim olduğumuz belki de hep cevapsız bıraktığımız bir soru olacak.

        Kendini gizleme, derinlikten yüzeyselliğe dönüktür. Yaşam doyumunu düşürmektedir. Sosyal medyayı doğru bir etkileşim haline getirmek ise topluma ve bireye kazanımlar getirebilir. Kim olduğumuzu elde etmek, kendimizi olduğumuz gibi yansıtmak soyutlaşmadan, yalnızlaşmadan, sığlaşmadan uzak tutabilir. Devam edebilmek için gerçekliğe ihtiyacımız var ise bunlar da gereklidir. Örneğin pandemi süreciyle, toplum ile etkileşimimizi kaybetmemek için sosyal medyayı daha sık kullanır hale gelmiş durumdayız. Sosyal medyanın etkilerini gözlemlemek adına içinde bulunduğumuz bu duruma yakından bakmak gerek. Uzaktan etkileşim halinde olurken neler değişti hayatımızda, kendimizle daha sık vakit geçirdiğimiz zamanlarda sosyal medyadan uzaklaşmayı hiç tercih ettik mi, bunun sebebi ne olabilir ve ne gibi sonuçlar elde ettik? Acaba toplumun kendini ispatlamaya çalışan parçalarını tek tek gözlemledik mi, kendimizle aramıza ördüğümüz o duvarı görebildik mi, ya da iletişimin boyutlarında toplumun kendini ne kadar sığ bir yerde boğduğunu görebildik mi? Sosyal medya, toplum ve birey adına elbette çok özel bir alan ve yansımalarımızın merkezinde birbirimizle kurduğumuz etkileşim içinde bir o kadar özel bir alan. Ancak o küçük sığlıkta kendimizi boğmadığımız sürece.

 

 


Kaynakça

https://unsplash.com/photos/_UeY8aTI6d0

https://unsplash.com/photos/aso6SYJZGps

https://unsplash.com/photos/xv7-GlvBLFw

05-09-2020
Havva Göktaş

Havva Göktaş

Öğrenci - Sosyoloji

‘’Kendim için bilen biri diyemem. Araştıran biri oldum hep, hala da öyleyim. Artık yıldızlarda ve kitaplarda aradığım yok. Damarlarımda çağlayarak akan kanın verdiği dersleri dinlemeye başladım.’’

Hermann Hesse – Demian

havvagoktas136@gmail.com