Şiddet

Şiddet deyince çoğumuzun aklına maalesef kadına şiddet geliyor. Şiddetin yaşandığı birçok alan, olay ve konu var ama bizim aklımıza direkt olarak kadınların gelmesi yaşadıklarımız, gördüklerimiz ve bilinçaltında kodlanmış bazı şeylerden kaynaklı.

Erkeğin fiziksel olarak kadından güçlü olması,  bu toplumsal altyapının oluşmasında en büyük etkendir. İnsanlığın ilk zamanlarında fiziksel güç çok önemliydi. Doğaya karşı bir savaş ve bilinmezlikler. Erkek dışarıda avlanır ve kadınını korurdu. O zamanlarda kadın-erkek ilişkisinin fizyolojik bir yapısı vardı. Günümüzde fiziksel üstünlük eskisi gibi önemli olmamakla birlikte yıllardır süregelen “ erkek kadından üstündür” anlayışı etkisini bir türlü yitirmedi.  Fiziksel olarak güçlü olan erkek kadına bunu her şekilde hissettirmeye devam etti. Bazen fiziksel bazen psikolojik bazen sözlü olarak.

Fizyolojik olarak meydana gelen bu düşünce toplumsal bir bilincin oluşmasına ve bu bilincin nesilden nesile aktarılmasına sebep oldu. Kadınlar yıllarca bu düşünceyi değiştirmek için çabaladılar ve hala çabalamaya devam ediyorlar. Hukuksal, siyasal ve toplumsal alanlarda haklarını aradılar. Okudular, çalıştılar ve erkeklerin yapabileceği işlerin üstesinden gelmeyi hatta daha iyisini bile yapmayı başardılar. Ama toplumun bilinçaltına yerleşen bu düşünce kadınların peşini bırakmadı.


 İnsanlar arasında genel olarak şöyle bir algı vardır. Kadın çalışıp ekonomik özgürlüğünü eline alırsa kimse ona zarar veremez. Bu yüzden annelerimiz yıllarca “Okuyun, çalışın, kendi ekmeğinizi kazanın. Bizim gibi elin adamına muhtaç olmayın.” demediler mi? Ekonomik özgürlüğü olan birçok kadında her an şiddete maruz kalma riski taşımıyor mu? Maalesef hepimiz bu riski taşıyoruz. Bir iş başvurusunda bulunursun evli ya da nişanlı olup olmadığınla, boyunla, kilonla, bakımlı olup olmadığınla ilgilenirler. Bu da bir nevi şiddettir hem de büyük bir psikolojik şiddet.

 Kadına yönelik şiddetin suçlusu sadece erkekler değildir. Kadınlarda bazen kadına yönelik şiddetin başrolü olabiliyorlar. Kendi üstündeki baskı ve şiddeti kendinden güçsüz olan çocuğuna aktaran kadınlar. Erkek çocuğu yetiştirirken onun herkesten önemli olduğunu çocuğuna aşılayan, onu bencil yetiştiren anneler ya da  “Erkektir yapar.” ve “Döverde, severde.” diyen kadınlar. Bazen kadın “mecbur” olduğu için buna katlanır ama etrafımızda gerçekten erkeğin, kadına her türlü şiddeti yaşatmaya hakkı olduğunu düşünen kadınlarda var maalesef. Böyle kadınlar erkeklerden daha çok zarar veriyor hemcinslerine. Düşünsenize böyle bir düşünceyle çocuk büyütecek olan kadın “Erkek kadından üstündür.”  anlayışının nesilden nesle devam etmesine sebep olabilir.



Şiddet insanlık var olduğu sürece yok olmaz. Ama şiddeti en az seviyeye indirmekte yine biz insanların elinde.  Belki şuan içinizden “Kadınlar yıllardır çabalıyorlar ama sonuç hala aynı şiddet azalacağına artıyor.”  diyorsunuzdur. Toplumsal bilincin oluşumu gibi değişmesi de zordur ve uzun zaman alır. Belki on sene, belki yirmi sene, belki de daha uzun süre sonra yapılanların etkisi ortaya çıkacak. Önemli olan ufakta olsa bu düşüncenin değişimine katkıda bulunmak. “Bana ne!”ci anlayıştan kurtulmak. Unutmayın her an hepimizin başına böyle bir olay gelebilir. Sen en yakınındakine, komşuna ya da yolda gördüğün bir olaya sırtını çevirir, görmezlikten gelirsen şiddet olayları tabii ki azalmaz.

En önemlisi de geleceğimiz olan çocukların nasıl yetiştiği. Fiziksel, psikolojik, toplumsal şiddete maruz kalan çocuk büyüyüp bir birey olduğu zaman şiddeti uygulayan tarafa geçer. Çocuklarımıza kadın olmayı ya da erkek olmayı değil, ”insan olmayı” öğretelim. Hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünmek ve öylece beklemek her zaman kolay olandır. Kolay olanı yapmayalım bir şeylerin değişebileceğini umut ederek çabalayalım. Bugün bir insan, yarın bir toplum ve belki bir gün dünya değişir.

Görsel Kaynaklar:

http://www.hikayesigirisim.com/kadina-siddet-nasil-algilaniyor/  

https://www.google.com.tr/amp/m.gazetevatan.com/amp/14-milyon-kadin-siddet-magduru-1011117-gundem/   

http://sahipkiran.org/2015/06/23/kadina-karsi-siddet/

29-11-2018
Seda Aşkın

Sosyolok

Seda Aşkın

Sosyolog

 Okumayı, dinlemeyi, araştırmayı, gezmeyi, hareketliliği ve değişimi seven. Kendine yeni birşeyler katmak için sınırlarını zorlayan biriyim. 

 Sosyolog kelimesini yanlış bilen o kadar çok insanla karşılaştım ki hem onlara ufak bir gönderme yapmak hem de bu yolda öğrenmemim devam ettiğini düşündüğüm için blog ismimi Sosyolok (yazım yanlışı değildir ;)) olarak seçtim.

sedaaskin@medyacuvali.com