Sayfayı mı çevirmeli, defteri mi değiştirmeli ?

 Bazen yeni sayfa açmaya ihtiyaç duyar insan…Tertemiz, bembeyaz, umut dolu… Bazense komple defteri değiştirmeniz gerekir…Sayfayı mı çevireceksiniz yoksa yeni bir defter almaya mı karar vereceksiniz ya da nasıl bir defter alacaksınız, bunlar da diğer cevaplanması gereken sorular…Cevaplar da aslında cevaplanmayı bekleyen yeni sorulara kapı açıyor bu da bir gerçek..Değişim ve dönüşümden hep bahsediyorum. Diğer yazılarıma göz atanlar ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklar. (Bu arada kızım Eva’dan (14 aylık) sonra şunu anladım ki; insanın kafasını dinleyip nefes alması, düşünceleriyle, soru ve cevaplarıyla baş başa kalması o kadar büyük ve güzel bir lüksmüş ki; kendiyle baş başa kalmayı çok özlüyor insan:) Minik insanları olan anneler beni çook iyi anlayacaklardır:)) 

     İnsanın varoluşu büyük bir gizem, varoluş amacı olarak kendine atfettikleri, varoluş amacındaki kaygı veya nasıl bir hayatın içerisinde olmayı arzu ettiği de büyük koca bir paradoks aslında. Nasıl bir hayatın içinde varolmak istiyorsunuz? Çok kapsamlı, kompleks cevaplı, koskoca bir varoluş amacıyla ilintili, cevabının bulunması ve güzelce de cevaplanması gereken, ardından da gerçekleşebilmesi için harekete geçmenizi gerektiren bir soru…Kişiden kişiye değişebildiği gibi, değişen psikolojimizle, şartlarımızla, yaşanmışlıklarımızla veya tecrübelerimizle de değişiyor, form değiştiriyor ya da yeniden şekilleniyor. İşte bu noktada, sayfa mı, defter mi sorunsalı çıkıyor karşınıza…Hali hazırda varolan defterinizin karalanmış sayfalarına düşeceğiniz notlar, vedalaşıp vazgeçmeniz gereken düşünceler de yeni sayfaya geçme veya yeni defter almaya karar verme cesareti kadar önemli. Defteri değiştirme zamanı mı, sayfayı çevirme zamanı mı veya baştan okuyup karar verme zamanı mı sizin için? Ya da yeni şeylere yer açma, kötü düşüncelerden, deneyimlerden ders çıkarıp vazgeçme zamanı mı? Bunları ayırd etmek, soruları sürekli cevaplamak, zihninizle baş başa kalmak gerçekten çok büyük ihtiyaç… Bu arada zihniyle baş başa kalmaktan korkan insanlar da var..Kendilerini bir rutinin veya temponun içine gizleyerek düşüncelerini duymak istemeyen insanlar…Ne soruları duymak ne de cevabını bulmak, çözmek istiyorlar, ne de adım atmak… Bu hem insanın kendini sevmemesi, değer vermemesi hem de çevresini yıpratması demek bana göre… İnsan kendi kendiyle yüzleşmesini gerçekleştirebilmeli ve bununla ilgili somut adımlar atabilmeli, kendi zihnini çözebilmeli ki başkasıyla kurduğu bağ, ilişki veya başkasının hayatına dokunuşu, yardımı efektif olabilsin… Farkındalık düzeyi çok önemli fakat salt farkında olmak yeterli değil, bunun için aldığınız aksiyon daha da önemli bence…

        Eksik kalan sayfayı tamamlamadan yeni sayfaya geçmemelisiniz belki, ya da yarım bırakıp hemen yeni sayfaya geçmelisiniz, veya bir kısmını yazıp, çizip vedalaşmanız gereken hatta yırtıp atmanız, yakmanız gereken sayfalarınız bile olabilir. Bu bir defter de olabilir gayet tabii…Yeni sayfaya acilen geçmelisiniz belki, belki de ilacınız yeni defter, yeni defterden ziyade aradığınız defteri hatta kalemi bulmak bile çok önemli olabilir sizin için…Önce zihninizle baş başa kalın..Yoga mı, meditasyon mu, yürümek mi, çimenlere uzanmak mı? Sizi hangisi daha rahat ve zihninizle baş başa hissettiriyorsa…Sorun kendinize..Dürüstçe de yanıtlayın..Nasıl bir hayat istiyorum? Beni mutlu eden şeyler ne? Ne yapmak istiyorum? Ne yapmaya ihtiyacım var? Alacağınız cevaplardan korkmayın. Bu cevapları daha geç duymaktan veya keşke daha önce duysaydım demekten daha çok korkun bunun yerine…Sayfa mı defter mi? Ya da kalem mi? Cevap sadece kafanızın içinde… Kendim de dahil herkese zihniyle baş başa keyifli ve verimli zamanlar geçirmesini diliyorum..Görüşmek üzere…Baharın enerjisi umarım sorularınızın cevaplarını bulmasına ve bulduğunuz cevaplarla da arzu ettiğiniz hayatın içinde olmanıza yardım eder…


         Hepimiz bir hikayeyiz nihayetinde...Sadece bunu iyi bir hikaye yap! ...




Mart ayının içeceği:
Yeşil Çay

Mart Ayının Kitabi: "Güneş Ülkesi" - Campanella 

Mart Ayının Mottosu: 

"Herkesin içinde bir guru var. 

Buda’yı sessiz bırakan,

Mevlana’yı döndüren, sema yaptıran…

Sende kim bilir neler yapacak?

Cesaretin varsa, kendine çık yola…

Ve keşfet!"   

 

Mert GÜLER

 

25-03-2019