Savaş Başlıyor

A+ A-

Pencereden gelen sesi duydular. Birlikte yaklaştılar sese doğru. Zülkarneyndi pencereye vurup duran. İsa, şaşırmıştı. Mavi Melek de öyle. Hastanenin dördüncü katındaydılar ve pencerenin ardındaki kişi yani Zülkarneyn, bulundukları katın hizasında uçuyor onlardan pencereyi açmalarını istiyordu ama bu kolay bir iş değildi. Pencereler tel örgüyle içeriden ve dışarıdan kaplanmıştı. ‘Hastalar kuş olup uçmasınlar diye çekiyorlar bu telleri’ derdi Mavi Melek. İsa da ‘Kuşlar da özgür kalıyor bu kafes pencereler yüzünden’ derdi ‘İnsanlar kafeste kuşlar dışarıda. Mantıklı olan da bu’

İsa, açamayacağını bildiği halde pencereyi açmayı denedi. Başaramadı ve Mavi Melek tuttu pencerenin kolunu. Kendine doğru çekti ve kol koptu. ‘Ne kadar kuvvetlisin’ dedi İsa. ‘İvit’ dedi Mavi Melek ‘öyleyim’

Mavi Melek, masalardan birini devirdi. Masanın metal ayağını kırıp eline aldı. Pencerenin metal kısımlarına vurarak pencereyi yerinden oynattı. Sonra elindeki metal masa ayağını telin altına geçirip çevirdi. Tel örgü makaraya sarılan ip gibi sarıldı metal masa ayağına. Mavi Melek, pencerenin metal kısmına tekme attı. Bir daha ve bir daha tekme attı. Pencere açılmıştı ama dışarıdaki tel örgüler hala duruyordu. Mavi Melek, gitti masanın öbür ayağını da kopardı ve bununla pencerenin dışındaki tel örgüyü yırttı.

Zülkarneyn’ i içeri aldılar. ‘Hoş geldin’ dedi Mavi Melek. Zülkarneyn ‘Ne zormuş bu binaya girmek’ dedi. Gülüştüler. ‘Burası akıl hastanesi’ dedi İsa ‘Çıkması daha da zor’

‘Başın düzelmiş’ dedi Mavi Melek ‘Son gördüğümüzde başın sırtına dönmüştü. Ve çenen kaşlarından yukarıdaydı’

‘Korkunç bir görüntüydü’ dedi İsa.

Zülkarneyn, gülümseyerek konuştu: ‘Dediğin gibi görüntüydü. Ben aslında o sırada burada değildim’

‘Ben de görmüştüm başının ters döndüğünü’ dedi Mavi Melek.

‘Hologram diye bir şey var duymuş olmalısınız. Hologramlar üç boyutlu görüntüden ibarettir. Henüz sizin çağınızda ilkel seviyede hologram teknolojisi. Bizde daha gelişmiş durumda. Koku da aktarıyoruz görüntüyle ve hafif yoğunluk da oluyor bizim görüntümüzde. Kaşık gibi kalem gibi şeyleri tutabiliyor görüntümüz. Ama tabii uçurumdan sarkan birini tutup kurtaramaz görüntümüz. Ya da bir ansiklopedi cildini rafa yerleştiremez. Görür, duyar ve görünürüz. Akıl veririz. Konuşuruz. Karşımızdaki hangi dili konuşuyorsa o dilden konuşuruz. Dil bilmez kavimlerle karşılaştığımızda zorlanıyoruz. Bir de ölecek olanla yaşayacak olana müdahale edemiyoruz. Onları görüyoruz, onlara görünüyoruz ama teknolojimizi taşıyamıyoruz. Ölecek olan ölüyor’

‘O zaman birden çok Zülkarneyn mi var? Öyle mi? Doğru anlamış mıyım?’ diye sordu İsa.

‘Kaç tane Zülkarneyn var?’ diye sordu Mavi Melek.

Zülkarneyn, ikisinin de gözlerine baktı. Mavi Melek ‘Kaç tane Zülkarneyn var?’ diye tekrar sordu.

‘Kaç tane Mavi Melek varsa’ dedi Zülkarneyn ‘O kadar Zülkarneyn var’

Mavi Melek ayağa kalktı. Öfkelenmişti. ‘Bana böyle söz oyunları yapamazsın geri zekalı’ diye bağırdı ‘Sana adam gibi bir soru sorduk. Bilmiyorsan bilmiyorum dersin olur biter. Ne diye bana laf yetiştiriyorsun’

Hızla pencereye gitti. Sonuna kadar açtı pencereyi. ‘Defol git şuradan’ dedi.

İsa, yanına gitti ve ‘Sakinleşmelisin’ dedi.

‘Ne sakinleşmesinden bahsediyorsun. Baksana adam benimle dalga geçiyor’

‘Sakinleşmelisin’ dedi İsa yeniden.

‘Sümsüğün tekisin sen. Ne biçim adamsın. Benimle dalga geçiliyor sümsük sümsük oturuyorsun. Kendimi korumak zorunda kalıyorum.’

‘Sakinleşmelisin’ dedi İsa.

Mavi Melek, İsa’ ya sarıldı. Zülkarneyn yanlarına geldi. ‘Niye geldiğimi biliyorsun değil mi?’ dedi.

Mavi Melek başını iki yana salladı. Ses çıkarmadı.

‘Savaş başlamak üzere’ dedi Zülkarneyn ‘Bunu almalısın’ cebinden çıkardığı keseyi uzatıyordu. Mavi Melek, keseyi aldı. Zülkarneyn, konuşmaya devam etti: ‘ Günde sadece bir çimdik. Daha fazlası zehirler. Günde bir çimdik’

‘Hatırlıyorum’ dedi Mavi Melek.

Zülkarneyn, pencereden çıkıp gittiğinde İsa ve Mavi Melek hala birbirine sarılmış, olanlara asla inanmayacağını bildikleri görevlilerin yemekhaneye gelmesini bekliyorlardı.


Kaynakça

Kullanılan görsel ressam UĞUR AKALIN' a aittir

17-02-2021
Osman Akalın

Osman Akalın

Öykü Yazarı

Bünyan doğumlu yazar Ankara'da yaşamaktadır. Turuncu ve yeşile gönül bağı vardır. Yıkanmış beton kokusunu ve leylak kokusunu önemser. Bu kokularda çocukluğunu ilk gençliğini muhafaza eder. Öfke, intikam duygusu yoktur. 'Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına' şarkısına müpteladır. Kızarmış patatesi ve beyaz peyniri çok sever. Hayal gücünün, sabrının ve hoşgörüsünün sınırları henüz kendisi için de muammadır. Asla pes etmez. Mucizelere inanır. Profil resmi Uğur Akalın' a aittir

osmanakalin38@gmail.com

ankara psikolog