Sanırım herkes haklıydı hep…

Merhaba sevgili fotoğraf severler,

 

Tartışma sırasında insanlar kabuklarından sıyrılıp, orijinal fikirler ortaya koyabiliyorlar: ‘Evet, Türkler bireysel olarak ve şartlara göre çok zeki çok yaratıcı insanlar, tamamen haklı olabilirsin diretmekte ama iddia ediyorum ki, iki Japon iki Türk’ten çok daha akıllıdır, benim standart çalışma ekibim 5 kişilik, ya senin?’

Teru ile tanıştığımda ikimizde daha öğrenciydik, bana sosyoloji okuduğunu söylediğinde, bıyık altından gülümsemiş olmalıyım ki, alınmış, Japonya’da sosyoloji çok önemli bir konudur, diyerek bakışlarını beklentiyle bana dikmişti… Samimi olmak gerekirse, aklımdan geçenleri vücut dilimden bu kadar seri bir şekilde kavramasını takdir etmiştim. Biz mühendislik dallarına ağırlık veriyoruz da diyemedim...Ama tabii, bizim lisede, en çok haylazlık yaptığımız dersin, sosyoloji olduğunu, üniversite giriş sınavlarında taban puanının bayağı düşük olduğunu anlatarak kendimi savunmaya da çalışmadım. Lisede öğretmenimiz bile sosyoloji konularını işlerken sıkılır, cümleleri yarıda kesiverirdi ama şimdiki aklımla yorumladığımda, benzer toplumlar arasındaki farkları, farklı toplumlar arasındaki benzerlikleri konu eden bir bilim, nasıl sıkıcı olabilir ki? Gazete kupürlerinde sıkça geçen küresel/global, uluslararası/ international, uluslaraşırı/transnational ve benzeri kelimelerin altında yatan değerlerin ne olduğu sizi de heyecanlandırmıyor mu?

 

Teru Almanya’da yaşayan gurbetçilerimizin hayattan beklentileri konusunda tez hazırlığı içindeydi. Kendisine karşı yaptığım hatayı telafi etmek ve gönlünü almak için, tercüman olarak ona eşlik etmeyi kabul ettim. Ve hazırlamış olduğu anket formlarını çoğaltıp beraberce yola koyulduk… Bence, bir çay içmeye geldik desek katılımcıların sosyal yaşamları ve hayattan beklentileri konusunda çok daha fazla bilgi sahibi olabilirdik. Ama anket doldurmak gerek, doktora tezi yazılacakmış diye konuyu açıklamaya çalıştıkça, sorular ve şüpheler arttı, konuşmaya çalıştığımız kişiler içlerine kapandı… ‘Ben bilmem beyim bilir, ama o da işte, ne yazık ki’ den öteye gidemedik, Almanca diline hakim olamamanın yanı sıra okuma-yazma oranının da bu kadar düşük olması beni şaşkınlığa uğratmıştı, 90’lı yıllarda… Yaşlı bu teyzeler, onlar söyler ben yazarım diyerek durumu kurtarmaya çalıştıysam da, anket çalışması özetle tam bir fiyaskoydu.  ‘Referansın yok, neyle kıyaslayacaksın, daha Türkiye’de bile bulunmamışın’ diyerek, Teru’yu ikna ettim sonunda, çalışmalarını derinleştirmeye... İstanbul davetimi kabul etti, evimizde misafir kaldı. Seyahatin sonlarına doğru, çok iyi hatırlıyorum, şehrin kalabalığından uzak, Ortaköy’de oturuyorduk, Teru uzun uzun denizin dalgalarına daldı, ‘Türkiye için aklımdan geçenler için, özür dilerim’ diyerek bozdu sessizliği sonra… Aklından ne geçtiğini sormadım… Ama kabaca hesaplarsak, bir Türk bir Japon’dan daha zeki ve yaratıcı olabileceği halde, iki Japon iki Türk’ten daha akıllıysa, 80 milyon vatandaşımız birlik olsa…

Bu günün fotoğrafı, İstanbul 2018 yazında, otobüs durağını, iskele olarak kullanarak, suya balıklama atlayan gençlerimizden… İstanbul'da 12-25 yaş grubu erkeklerin klasik güç ve cesaret göstergesi...Şartlara göre bayağı yaratıcı bence de… Ama dikkat omurilik...Sıcaktan bunalmakta haklı da olsanız, rol model olarak almayınız.

Bu metni hazırlarken hatırlamaya çalıştım, İstanbul’da geçirdiğim son 5 senede benden değil aklından geçenler için, bir gaf, bir hata ya da herhangi bir nedenle – elde olmayan sebeplerle ertelenen uçuşlar hariç- özür dileyen oldu mu? Sekiz yaşındaki oğlumun kapalı kapının altından gönderdiği özür notunu saymazsam, hayır. Sanırım, herkes haklıydı hep…

Enerjiniz yüksek, ışığınız bol olsun,

Selamlarımla,.

Elif Ülkü Arıcı

20-08-2018
Elif Ülkü Arıcı

Kadrajdan Yansımalar

Elif Ülkü Arıcı

İstanbul Teknik Üniversitesi, öğretim üyesi

Işığımız bol, enerjimiz yüksek olsun... Selamlarımla Doç. Dr. Elif Ülkü Arıcı

elifarici@medyacuvali.com