Sabitliğe Deprem

A+ A-
 Bizler bugün; geçmişin yaraları, kazanımları veya biriktirdiği çoğu şey ile geleceği besleyen, bütün bu kaygıların içinde umut etmeye devam eden sosyal varlıklarız. 

Gün geçtikçe her şey değişiyor. Açılarımız eğiliyor, bükülüyor, başımız dönüyor, farklı yerlere düşüyoruz. Bütün bu olup bitenler sadece bir akışı mı besliyor? Bir şey sadece bir şey midir?

Sosyolojik düşünmek, olduğunuz yerin aslında olduğunuz yer olmadığını gösterir size. Hatta olduğunuz yerin aslında hiç var olmadığını bile gösterebilir. “Bir şey” nereden geliyor, nasıl rastlaşıyoruz onunla? Biz neden bu tesadüfü seçiyoruz?


 Olayların yolculuğuna eğilen yokuşları bağlayan bir sonuç olmalı ama önemli olan bu yolculuğun serüvenini görebilmek. Bu serüven çok şey doğuruyor çünkü. Çok şeyi arıyor. Neresinden çekiştirirseniz görebildiğiniz kadarı kalıyor elinizde. Değişkenliğin gerçekliği işte bu bakışı çevirmeyi, hangi açılardan eğip büktüğümüzü açıklıyor. Şimdi akılda kalan o tek gerçeğin dönüşümünü içinizde hissedin. Fikirlerinize akıyor,zamanınıza,zamansızlığınıza,varlığınıza akıyor. Farkında olmanın hayatla olan bu bağı birey için çok önemlidir. Sorularınıza cevap bulmak,en önemlisi sorularınızın değerini hissedebilmek için.

 Günlük rutinlerimizde ilgi çekici bulmadıklarımızın, nedenlerini bariz olarak gördüğümüzü düşündüklerimizin aslında öyle olmadığını gördüğünüz andan itibaren kaybolduğunuzu fark ediyorsunuz  böylece  bulup yitirme hali başlamış oluyor. Yaşamanın ve yaşamın farklı bir yönünü daha görmek, önce yitirmekle ve zamansızlıkta gibi hissetmeyle başlıyor. Ulaşılamayan aidiyetliğin aslında hep gittiğiniz bir yol olduğunu fark ediyorsunuz. Sosyolojik bakış,sabitliği yerle bir eder. Bu depremin başlangıcı kuşkuyla başlıyor. Kuşkuyu korkularımıza akıtmak yerine var oluşumuza akıtıyor, bilinmezlikle yüzleştiriyor.
 
 Sosyolojinin nasıl başladığı ve devam ettiği bu bakışın neden var olduğu soruları bu olayların birer parçası durumunda. Sosyoloji,yaşamımızdaki kalıpları görür. Toplumdaki soruları olduğu yerden en başına kadar görebilir. İlk akla gelenle tatmin olmamak, birey olmanın ve varlığımızı hissetmenin tatminine ulaştırıyor. Herkesçe bilinen,bilinmeyenin evreninde yeni bir var oluş değil midir?

Özgürleşmeye çalışan bu uzlaşma hali, sürecin devam ettiğini ve bu sorgulama sürecinin aslında içimizde hissettiğimiz farkındalıkta gerçekleşiyor. Sosyoloji,bu farkındalığı bizlere sunuyor.

Evet bizler kendi baktığımız yere bile kör olmamalıyız. Farklı fikirlerde,farklı zamanlarda,farklı yerlerdeyiz. Rutinlerimiz,kalıplarımız, ait hissettiğimiz duygular bile farklı. Bir bakışı buradan görebilmek,kayda değer bir kazanım olacaktır.

Kaynakça

https://unsplash.com/photos/WM6Rj6yITvs

13-04-2020
Havva Göktaş

Havva Göktaş

Öğrenci - Sosyoloji

‘’Kendim için bilen biri diyemem. Araştıran biri oldum hep, hala da öyleyim. Artık yıldızlarda ve kitaplarda aradığım yok. Damarlarımda çağlayarak akan kanın verdiği dersleri dinlemeye başladım.’’

Hermann Hesse – Demian

havvagoktas136@gmail.com