Rota Yeniden Oluşturuluyor

A+ A-
“İnsan” kelime olarak unutkanlık anlamına gelen nisyan sözü ile bağlantılıdır. İnsan unutkandır, unutmalıdır.  Unutmak iyidir. Bu insana verilmiş bir lütuftur. Saatler, günler, aylar, yıllar sığdırdığımız ömrümüzde hatırladığımız ne kadar an vardır? Hayallerimiz, sevinçlerimiz, başardıklarımız, başaramadıklarımız, travmalar, eksiklikler, fazlalıklar; hepsi bugünümüzdeki benliğimizi şekillendiren önemli deneyimlerdi. Hayata baktığımız açıyı belirleyen belki mücadeleci belki de kabullenici kişiliklerimizi oluşturan deneyimler. Peki şekillenme bitti mi, asla. 
 A noktasından B noktasına giden bir varlık mıyız sadece? Bedenimizi bir metrekarelik alana sığdırabiliyorken zihnimizin Samanyolu’yla yarışacak kadar engin olması sizde de hayret uyandırmıyor mu? Kendi istediği zaman ayyuka çıkan anılar, yıldızlar gibi sayısız ve kontrol edilemez düşünceler hiç bitip tükenmeyecekmişçesine varlar. Biz akıştayken farkında olmadığımız ya da aczimizden olamadığımız o kadar çok eylem gerçekleşiyor ki evrende. Kendimizi çok önemsediğimizden küçük bir parçacık olduğumuzu da unutuyoruz, bütünün heybetini de, insan işte… 
 “Siz giderken biz dönüyorduk” diye bir laf vardır. Hepimiz kabaca aynı aşamalardan geçiyoruz hayatta, doğru fakat sonsuz farklılıklar içeriyoruz. Hepimiz her kelimeye her manzaraya farklı anlamlar yüklüyoruz, onları yaşanmışlıklarımızla kodluyoruz. Bununla birlikte standartlaşmak için de can atıyoruz. Eğitiliyoruz, çalışıyoruz, okuyoruz, gayret ediyoruz. Tüm sistem dayatmalarına rağmen yine de farklı olmayı başarabiliyoruz. Yenilik üretmek, güzelleştirmek, nizam kurmak insanı insan yapan meziyet. Tabii insan nasıl akıllıca düzen kurmayı becerebiliyorsa aynı güçle onu bertaraf da edebiliyor. Çünkü tekrar kurması gerek. Boş durmak bize göre değil, “tamam şimdi oldu” diyemiyoruz, işlemek zorundayız, bozup baştan başlamak, sona gelince başı unutmak, yanlışları düzelteyim derken baştaki doğruları unutmak ve yeni doğrularla yeni yanlışlar üretmek tam da bize göre.. Cennetten kovulup dünyaya gönderilen insan, bir tek umutla dönüş yolunu inşa etmeyi katiyen unutmuyor. 
 Zihnimde uzunca yollar beliriyor bazen. Yokuşlu, engebeli, kumdan, kayadan yollar. Yollarda yürüyormuşum da ilerledikçe eteğime taşlar dolduruyormuşum gibi hissediyorum. İrili ufaklı, değerli değersiz, güzel çirkin taşlar.. Günün sonunda taşların hikayesini unutuyorum, değerliyle çirkinin arasındaki farkı da unutuyorum. Hepsi beni tamamlayan bir parçam oluyor ama ben bir bütün olabiliyor muyum, olabilecek miyim? Derken, yolu asla unutmadığımı fark ediyorum ve durmaksızın ilerlediğimi, taşlarımla. Her taşa rağmen yolda olmak güzel. Çünkü yol varsa gidilecek yer var demektir. Yürüyorsam varacağım demektir.



Kaynakça

https://unsplash.com/photos/jD34AmVhESc

14-01-2021
Şeyma Kılıç

Şeyma Kılıç

Halkla İlişkiler ve Tanıtım

Bir Sonbahar sabahı İstanbul’da doğdum. Kalabalık bir ailede Karadeniz ve İstanbul kültürü harmanının içinde büyüdüm. 2017’de lisansımı tamamladım.

Tüm yeryüzü ve gökyüzü arasında olup bitenlere, fotoğraflara, sosyolojiye, psikolojiye, felsefeye, sanata, insana, insanı insan yapan gayrete ve hayrete meraklıyım.

Hayat bir keşif, bense düşünceler, kavramlar ve anlamlar yüklü bu dünyayı keşfederken kendimi burada buldum..

symakilic@outlook.com