Procrastination 'Erteleme Hastalığı'

A+ A-

Sosyal medyada ‘Procrastination’ olarak sıkça karşımıza çıkan ‘erteleme hastalığı’ üzerine biraz konuşalım. Karantina sürecinde; rahat biriydim şimdi üşengeç oldum, yapmam gereken işlerin farkındayım ama içimden gelmiyor gibi çok sayıda gönderi görüyorum.

Tıp dilindeki ismi procrastination olan erteleme hastalığı, bireyin yapması gereken sorumluluğu, zamanı olmasına rağmen ve yeterli imkanı da olduğu halde, yerine getirmemek için, dikkatini başka yönlere çevirip, odaktan uzaklaşmasıdır. Bu durumun çevremize değil sadece bizlere zarar verdiğini düşünüyoruz. Fakat erteleme hastalığı yaşayan bireyler, zaman geçtikçe kendilerini yoğun bir boşluk içinde hissederler. Çünkü zaman yönetiminde zorluk yaşadıkça, yapılması gereken sorumluluğu normal şartlarda çok iyi yapabilecekken, zamanında yetiştirememe korkusundan kaynaklı yüzeysel yapılır. Bir süre sonra bireyde zaman yönetimi sıkıntısının yanında, yetersizlik duygusu da oluşmaya başlar. Bu durum sosyal ilişkilerimizde ‘özgüven eksikliği’ olarak karşımıza çıkar.


Bu durumun nedenlerinde çoğunlukla isteksizlik, motivasyon eksikliği gösterilse de; bazı bireylerin, başarısız olmaktan korktukları için, belirlediği hedefe karşı çabalamaması vardır. Örneğin; daha önce yabancı biriyle, yabancı dilde konuşmamış birisi için, dil yeteneği yok, dile ilgisi yok diye düşünebiliyoruz. Bu önyargılı olduğumuzu gösterir çünkü o kişinin belki o dile ilgisi vardır, konuşmayı da istiyor olabilir ama istediği iyi düzeyde konuşamayacağından korktuğu için bu durumdan kaçınıyor olabilir. Bireyi etkilemediğini düşünsek de belki de birey, aklının bir köşesinde başarısız olurum korkusu ile yaşamaktadır.

Bu durum ‘üşengeçlik’ ya da ‘tembellik’ değildir. Çünkü birey gerçekten tembel yapıdaysa, sorumluluğunu yerine getirmez ve bundan herhangi bir şekilde vicdani rahatsızlıkta duymaz. Erteleme hastalığı olan bireyler, yapamadıkları sorumluluktan dolayı yoğun bir huzursuzluk yaşarlar. Yazmanız gereken teziniz var, masanıza oturup başlayacağınız sırada aklınıza daha önce gittiğiniz bir gezi geldi. Telefonunuzu elinize aldınız çünkü fotoğraflara bakmak istediniz. Bu sırada telefonunuza bildirim geldi ve sosyal medyaya girdiniz. Tez için ayırdığınız akşamınız bitti. Nasıl olduğunu anlamadınız ve bu durum yoğun bir kaygıya neden olmaya başladı. Saat ilerledikçe düşünmeye devam ediyorsunuz ve uykuya dalamadınız. Daha sonra kendinizi sorgulamaya başladınız. Yetersiz miyim? Beceriksiz miyim? Sorumsuz biri miyim? Gibi ardı arkası kesilmeyen sorularla gecenizde bitiyor.


Rahatsızlık, huzursuzluk kavramları başlangıçta geçici olarak düşünülse de, bir süre sonra kronik hale dönüşebiliyor.

Yapmamız gereken, var olan potansiyelimiz doğrultusunda hedef belirlemek. Kendimize plan yapmak. Böylelikle kendimizi yeniden keşfetmek. Ancak bu şekilde var olan korkularımızla yüzleşebilir ve kaygımızı azaltabiliriz. Sorumluluk sahibi olmamız gerektiğini unutmamalı, hayatımıza yön verecek kişinin kendimiz olduğunu aklımızdan çıkarmamamız dileğiyle…


Kaynakça

https://images.pexels.com/photos/1028741/pexels-photo-1028741.jpeg?cs=srgb&dl=alarm-bulaniklik-calar-saat-dayanma-1028741.jpg&fm=jpg

https://images.pexels.com/photos/3132388/pexels-photo-3132388.jpeg?cs=srgb&dl=adam-masa-tablo-ahsap-3132388.jpg&fm=jpg

https://images.pexels.com/photos/3656855/pexels-photo-3656855.jpeg?cs=srgb&dl=ahsap-tahta-matbaacilik-basim-3656855.jpg&fm=jpg

20-05-2020
Hilal Akbaba

Hilal Akbaba

Psikolojik Danışman

1995 yılında doğdum. Kocaeli Üniversitesi 'Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik' bölümünü bitirdim. ‘’Umut, kendini ortaya koymaktır’’ sözünü, hayatımın merkezine koymuş, hayalleri ve hedefleri olan bir psikolojik danışmanım...

hilalrefia@gmail.com