Parmesan Aşkına

A+ A-
 Peynirler, dünya üzerinde en fazla çeşidi bulunan bir üretim harikası. Her bölgenin, ülkenin ve hatta şehrin kendine özel peynirlerinin olması bana sınırsız peynir deneyimi yaşayabileceğimi hissettiriyor. Bazılarının oluşumu uzun yıllar alırken bazılarını tazecik tüketmek gerek. Benim bugün üzerinde duracağım peynir canım Parmesan peyniri. Bekledikçe lezzeti artan orijinal üretim yeri İtalyanın kuzeyi olan Parmigiano-Reggiano. Biraz aksan ekleyip söyleyince seni italyan bile hissettirebilir.
 Bekledikçe değerlenen bu peynir oldukça pahalı ve bu sebeple sıklıkla tükettiğimiz bir ürün değil. Oysa parmesanla makarnana kıvam verebilir, salatana serpebilir, pizzana ekleyebilir veya sade yiyebilirsin. Parmesan peyniri inek sütünden yapılıyor aslında oldukça basit görünen bu fermente ile oluşum yıllar geçtikçe değerlenen bir malzemeye dönüşüyor. Tabi 131 galon (1 galon yaklaşık 4 litreye tekabül eder) sütten sadece bir tekerlek parmesan oluşması da üzerine düşünülmesi gereken ayrı bir miktar. Parmesan peynirinin tadını veren şey hakkında birkaç teori de mevcut. Bunlar sütü kullanılan ineklerin besinlerinde olan bir bakteriler kaynaklı veya fermente edilirken oluşan bakterilerin çeşitliliği gibi teoriler. Dokusu sert ve grenli, tadı meyveli ve biberli. Parmesan peyniri elde edildikten ancak 1 yıl sonra satışa sunulduğu, ortalama 2 yıl beklemiş olarak satıldığını öğrendim. Hatta bazıları 10 yıl beklemiş bile oluyor. Yani bu peynir bekledikçe lezzetinin dolayısıyla değerinin arttığı ürünlerin başında geliyor. Yeni üretimden çıkmış bir parmesanı tercih etmezdim. Bu konuda sabır şart. 
  Peynirin oluşumu gibi bazı bekleme süreçleri sabırsızlıklara sebep olsa da sonuçları beklendiğine değiyor açıkcası. Bu noktada teknolojinin bize kattığı en temel şey hız olduğu için sabrımızın kalmamış olması keyif alma noktasında bizi hızlı ve kısa süreli lezzetlere yönlendiriyor. Hız iyidir fakat harcanan emek gözlemlenemiyorsa orada bir düşünmek gerekir. Demek istediğim yıllanmış olanın değerli olduğunu unuttuğumuz bir çağdayız. Hız ne kadar güzel de olsa yanılma payımızı bir o kadar arttırıyor. Hızla ulaştığımız her bilgi o bilginin doğruluk payını düşürüyor. Bayatlayan ürünler ile günlerimiz geçiyor. Popüler kültür ürünleri ile harcanıyoruz. Parmesan derken konunun buralara gelmesi aslında beklemenin duruma göre gerçekliği, doğruluğu ve lezzeti birebir etkiliyor olmasından kaynaklanıyor. Verdiğim bu örneğin biraz düşündürmesini isterim. Yıllanmış bir şarapla tüketilen parmesanı düşünün bir de. Ben bunu düşünürken keyif aldım. Ancak yazımın başında taze tüketilmesi gereken peynirlerin de olduğundan bahsettim. Bu fikrin halen arkasındayım çünkü taze çökelek peyniri ülkemizde her türlü yiyecekle tüketilebilir bir seçenek. Ne için beklememiz gerektiği ve neyi anında tüketebileceğimiz üzerine düşünmek gerek. Böylelikle soru işaretleri ile peynirleri tadımlamak her zaman deneyimi geliştirir. Ayırt etme konusunda biraz içselliğe ve biraz da çevreye kulak verince neyi değerlenmiş ve neyi taze tüteketebileceğimizi pek ala farkedebiliriz. Yeterki bunun için biraz çaba gösterelim. Parmesan aşkına bol peynirli haftalar diliyorum. Afiyet olsun.

Kaynakça

pexels.com

19-04-2021
Cansu Gök

Cansu Gök

Sosyolog

Merhaba,  Ankara doğumluyum. 2020 yılı Dumlupınar Üniversitesi  Sosyoloji mezunu olmakla birlikte Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık 3. Sınıf öğrencisiyim. Aldığım eğitim ile ilgi alanlarımı birleştirdiğim zaman ortaya güzel işler çıkardığımın farkına vardım. Sosyoloji, gastronomi, müzik, fotoğraf alanında çalışmalar yapmaya bayılıyorum. Bunun yanı sıra yoga ve meditasyon gibi alanlar ile de ilgiliyim. Kendini geliştirmenin çevrendekilerle beraber gelişmekle mümkün olduğunun farkına vardığımdan beri beni okumandan keyif alıyorum. İletişimin her türlüsüne açık biri olarak kendimizi ifade etmenin sınırsız alanda gerçekleşebileceğine inanıyorum.Meraklıyımdır ve keşfetmeyi severim.  Saygılar.

toprakcansugok_@outlook.com

grapefruitcankillyou

ankara psikolog