Paçaları Sıvayın!

A+ A-

Espri aslında cevabı şaşırtıcı olan bir sorudur diyen Hannah Gadsby, Nanette adlı stand-up gösterisi boyunca alışılmış komedi anlayışını yıkıp yeniden inşa ediyor. Esprinin bileşenlerini kurgu ve vurucu cümle olarak iki parçaya ayıran Gadsby, tüm şovunu da iki bölüme ayırıyor.

Gösterinin ilk bölümünde suni sorular ile yarattığı gerginliği espriye dönüştürürken şovun ortasına yakın komediyi artık bırakacağını açıklıyor. Bu açıklamadan sonra ise yarattığı gerginliği artık vurucu cümleler ile espriye dönüştürmüyor ve bu gerginlik ile seyircisini baş başa bırakıyor. Bu nedenle Nanette’yi izledikten sonra rahatlamış hissetmiyor aksine son derece öfkeli hissediyorsunuz.

Gösterinin ilk bölümünde iki parçaya ayırıp anlattığı deneyimlerini bir yerden sonra gerçek bir hikaye anlatıcısı gibi giriş gelişme ve sonuç olarak anlatmaya başlıyor. Hikayenin neresine odaklanırsak orasından ders alacağımızı söyleyen Gadsby, çocukluk ve ergenlik travmalarını bir espri olarak dondurmanın ötesine geçip hayatı boyunca içinde taşıdığı gerginliği hissettirmek ve anlaşılmak istiyor.

Tasmanya’da doğup büyüyen Hannah Gadsby, çocukluktan ergenliğe geçiş döneminde hiç beklemediği bir “mektup” almış. O yıllarda eşcinselliğin suç olarak kabul edilmesi gerektiği tartışılan Tasmanya’da, bu mektupla eşcinsel olduğunu öğrenmiş. Fakat bundan daha önce öğrendiği ve daha güçlü bir gerçek var: homofobi. Kendisinden utanması gerektiği öğretilmiş herkes gibi öz saygısı gelişmemiş olan Gadsby, konuşmak ve söz alabilmek için kendini aşağılaması gerektiğine inanmış. Bu nedenle annesine açılma hikayesi ve annesinin verdiği tepkiyi ofansif espri olarak kurgulamış. Tıpkı 17 yaşında maruz kaldığı fiziksel şiddeti anlatırken kurguladığı gibi.

Sanat tarihi bölümü mezunu olan Gadsby, bu bölümü okurken “yüksek sanat” çevresinde de yeri olmadığını anlamış. Kadınları sadece iki tür olarak ele alan klasik sanat anlayışını yeren Komedyen, gösterinin büyük bir bölümünde sarkastik bir şekilde klasik dönem sanat eserlerinde kadınların ve kadınlığın temsilini eleştiriyor. Güçle ve parayla sıkı ilişkiler içinde olan sanatın da patriyarkal düzenin bir parçası olduğunu savunuyor. Klasik dönem sanat eserlerinde resmedilen kadınlarla kendisinin aynı tür canlılar dahi olamayacağını söylerken “yüksek sanat” algısına da toplumsal cinsiyet normlarına da darbe vuruyor. Modern sanat ve onun en önemli temsilcilerinden olan Picasso da Gadsby’ın haklı öfkesinden nasibini alıyor. Gadsby’a göre iki boyutlu bir yüzeyde inanılır üç boyutlu gerçeklikler yaratma köleliğinden bizi kurtaran Picasso, kendisini mizojini gibi bir akıl hastalığından kurtaramamıştır. İnsanlık medeniyeti için yeni bir bakış açısı sunan kübizm akımının en önemli temsilcisi, konu bir kadın olduğunda kendinden önceki sanatçıların ezberlerinin ötesine geçememiştir.

Cinsel kimliği, toplumsal cinsiyet kalıplarına uymayan dış görünüşü ve bir parçası olmaktan hoşlanmadığı elitist sanat anlayışı nedeniyle hayatı boyunca gerginlikle mücadele etmek zorunda kalan Hannah Gadsby, geliştirdiği bu yeteneği ile iyi bir stand-up gösterisi sunuyor Nanette’nin ilk bölümünde. Alışılmış komedi anlatıcılığını yıkmadan hemen önce arka arkaya sıralıyor bahsi geçen  ofansif ve sarkastik esprilerini. Ve tam seyirciyi tarzına alıştırmışken birden rahatsız etmeye başlıyor. Çünkü artık klasik stand-up anlatıcılığını bırakıyor ve hikayesini düzgün anlatmaya odaklanıyor. Kendisini bir kimlikle tanımlamak zorunda olsa bunun “yorgun” kimliği olacağını söyleyen Gadsby, artık vurucu cümleler ile seyircisini güldürmüyor. Çünkü vurucu cümleler için gerginlik gerekir ve gerginlik de travmayı besler diyor ve uğradığı psikolojik ve fiziksel şiddetin onda yarattığı travmaları beslemek istemiyor. Bu nedenle ilk bölümde iki boyutlu espri olarak kurguladığı hikayelerini olabildiğince açık ve özgün bir şekilde aktarıyor komedi sahnesinden. Bunu yaparken sadece klasik komedi anlayışını yıkmıyor aynı zamanda tüm ezberleri bozmaya çalışıyor. Kadınlar ve erkeklerin ayrı gezegenlerden geldikleri, feministlerin öfkeli erkek düşmanları oldukları, kadınların komik olamayacağı, lezbiyenlerin sürekli gergin oldukları, mavi renginin erkekleri pembenin kadınları temsil ettiği gibi sürekli duymaya alışık olduğumuz cinsiyetçi ezberleri, bu ezberlerden doğan ve yine bu ezberlerin beslediği ataerkil düzeni sorguluyor ve sorgulatıyor.

 “Ayrıldığım her kadını yakmalıyım. Kadını yok ederseniz temsil ettiği geçmişi de yok edersiniz” diyen Picasso’ya ve onun temsil ettiği erilliğe inat Gadsby, kendi hikayesinin yok olmaması için eşsiz bir anlatım tekniği ile kendi hikayesini anlatıyor gösterisinde. Bu hikayelerin beyaz heteroseksüel erkekleri rahatsız etmesini istiyor. Erkeklerden nefret etmiyor ancak onlardan korkuyor. Çünkü biliyor ki  “Pablo Picasso, Donald Trump, Harvey Weinstein, Bill Cosby, Woody Ellen, Roman Polonski, bu adamlar istisna değil; kaide. “  Kadınların hayatları boyunca baş etmek zorunda kaldıkları gerginliği, son derece normal insanların kralı beyaz heteroseksüel adamın da bir saat için hissetmesini istiyor. Heteroseksüel beyaz erkek demenin tersine cinsiyetçilik olduğunu söyleyen erkeklere ise tek bir cevabı var: Kuralları siz yazdınız, okuyun. Ve yine elinde bulunan gücü farklı olanı ötekileştirmek ve incitmek için kullanan beyaz erkeklere bir tavsiyesi daha var: Paçaları Sıvayın!

Kendi hikayesini anlatan Gadsby, gösterinin sonlarında benimki gibi bir hikaye dinlemek için neler vermezdim derken biliyor ki kendini küllerinden yeniden inşa etmiş her kadının hikayesi bir diğerine güç veriyor. İfade özgürlüğünü nefret söylemi üretmek yerine başkalarına güç vermek ve yeni bir bağ oluşturmak için kullanan Gadsby, çözümü yeni bir dil ve anlatıcılık geliştirmek olarak sunuyor bu gösteride.


Kaynakça

https://en.wikipedia.org/wiki/Hannah_Gadsby:_Nanette

Pinterest chico rei panaso

14-12-2020
Lütfiye Şahin

Lütfiye Şahin

Gastronomi-Sinema-Seyahat

1995 yılında Samsun’da doğdum. Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden 2017 yılında mezun oldum. Farklı kültürlere olan merakımı seyahat ederek, film izleyerek en çok da yeni tatlar deneyimleyerek gidermeye çalışmaktayım. Ruhunu yedinci sanat ile karnını ise mutfak sanatı ile doyuran amatör bir aşçıyım.

lutfiyee.sahinn@gmail.com