Özgür atlar ülkesi Kapadokya

Eşsiz coğrafyasından dolayı her zaman merak etmeme rağmen çok geç buluşabildik Kapadokya ile. Göreme'ye gelir gelmez de daha önce gördüğüm her yerden farklı bir deneyim olacağını anlamıştım. Bölgenin bitki örtüsü olan taş evleri, kavuran sıcağıyla birleşince başka bir coğrafyada hissettim kendimi. 
Göreme'nin girişinde yer alan Güvercinlik Vadisi'ni gören seyir tepesi ile başladık gezmeye. Popüler fotoğraf çekim noktalarından olan nazar ağacı vadinin harika manzarasını tamamlıyordu. (Bir diğer nazar ağacı O ağacın altı olarak Uçhisar manzarasında bulunuyor.) Çevresinde çömlekçiler ve renkli hediyelik eşyalar satan mekanlar mevcut. Nazar ağacının alt kısmında kalan güzellik abidesi parlak yeleli atların manzarası Kapadokya denilince ilk aklıma gelen görüntüdür her zaman.



Olmazsa olmaz nazar ağacı fotoğraflarından sonra Göreme açık hava müzesi'ne geçtik. Milattan sonra dördüncü yüzyıla dayanan bu müze pek çok kilise, şapel ve yemekhane içeriyor. Farklı büyüklükteki kiliseler ile manastır görünümüne sahip mistik bir alan. 

 
Müzenin ilk bölümünde bu yapıların iç bölümleri de görmek mümkün oluyor. Yemek masaları, kullanılan mutfak eşyaları, dini yaşayışların duvarlara resmedildiği bölümleri iç bölümlerde görmek mümkün. Aşınmalardan dolayı üst kısımlar ziyarete kapalıydı. Sanat tarihi açısından önemli yerlerden biri Göreme açık hava müzesi. İçerisinde yer alan kilise ve şapelleri gezerken mekanın mistik havası ciğerlerinize doluyor. Özellikle dinler tarihine ilgi duyanların öncesinde araştırma yaparak ziyaret etmesini önerebilirim. Müze Unesco dünya mirası listesinde de yer alıyor.

Devrent Vadisi (sevdiğim adıyla Hayal Vadisi) doğal oluşum olan peri bacalarının insanı hayrete düşüren şekilleriyle bölgenin görülmesi gereken noktalarından bir diğeri. Oluştuğu şeklin belirginliği ile en popüler olanı Deve şeklindeki peribacası.

Gelin damat, kaplumbağa gibi diğer oluşumlarda insanı hayrete düşüren doğal oluşumlardan birkaçıydı. 

  
Ürgüp yolu üzerinde yer alan Üç güzeller'i görmemek olmaz. Yüzyıllardır farklı hikayeleri anlatılan güzellerin efsanesi çevresinde gezen insanların bile dilindeydi (Google güzellikleri). 
 
 
En çok fotoğrafı çekilen, görmeye gelinen  peribacaları Üç güzellermiş duyduğumuza göre. Bu peribacalarının figürleri hediyelik eşya satan pek çok yerde de karşımıza çıktı. 

Kızılırmağın içinden geçtiği toprağın sanata dönüştüğü yer olan Avanos'a geldik son olarak. Mağara yapıların iç bölümünde yer alan atölyelerde kültürümüzün tüm renklerini içeren ve  toprak malzemelerden oluşan sanat eserleri mevcut. Hediyelik eşya satışı yapılan sergi güzelliğindeki bu atölyelerde karar verip alışveriş yapmak bir hayli zor oldu.
 
 
Satış yapılan bu rengarenk, gösterişli mağara yapılarına adeta tezat olarak olabildiğine doğal, ürünlerin yapım aşamasını görebildiğimiz alanlar da mevcut. Yılların tecrübesinin yüzünden okunduğu çömlek ustası ricamı kırmadı ve kendi çömleğimi yapmama müsaade etti.
 
 
İşin mutfağına girmek harcanan emeğin ve katılan göz nurunun değerini anlamaya yardımcı olur diye düşündüm ve öyle de oldu. Şekilsiz çömleğimi fırınlanması için hediye bıraktım ustama. Natüralist minik bir şaheser oldu neticede :)

Konaklama için taş, mağara oteller fazlasıyla mevcut bölgede. Buraya kadar gelmişken bölgenin enerjisini hissettiren bu yapılar da kalmak doğal olanı.



Bu taş otellerde farklı konseptlerde mevcut. Geçenlerde gözüme çarpan bir otelde Dante'nin cehennem tasviri konsept olarak belirlenmişti. İlgililer için farklı konsept ve alternatifler araştırılmalı. 
Kapadokya birçok yönüyle eşsiz bir coğrafya. Görülecek pek çok vadi, müze, peri bacası ve ören yerleri mevcut çevresinde. Beni buraya getiren en etkili sebepten de uzun uzadıya bahsetmek istiyorum ama Kapadokya güzelliğine kelimelerim yetmediğinden bu yazımı tadında tamamlayayım sıkmadan, fazla yormadan. Ölmeden önce yapılacaklar listemde olan Kapadokya güzelliğini de başka zaman anlatayım istedim. Küçük bir spoiler vermek gerekirse…



 
 
 

29-04-2018