Otonomi ve Ruh Sağlığı

A+ A-

Otonomi, bireyin kendi kendini yönetebilme, harekete geçebilme becerisidir. Bazı kaynaklar, otonomi kavramı yerine ‘ özerk ’ kavramını kullanmaktadır. Eğitim psikolojisi dersini almış danışanlarım, Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisini hatırlayacaktır. Bu hiyerarşiye göre en üst düzey, bireyin kendini gerçekleştirmesidir. Bu bilgiyi çoğumuzun bildiğini fark etsem de, dikkatimi çeken, kendini gerçekleştirme tanımının, içerik olarak yeterince bilinememesi oldu.

Kendini gerçekleştirme, insanın özünde var olan potansiyelini, gizil güçlerini açığa çıkarması ve bunu en iyi şekilde kullanabilmesidir. ‘ Otonomi ’ dediğimiz durum da, burada devreye girer. Bireye aktarılan genel geçer doğrular değil, bireyin; kendisinin oluşturduğu, araştırarak, deneyerek, düşüncelerini analiz ederek elde ettiği, başkalarından bağımsız olarak karar verdiği ve buna göre davrandığı alanıdır. Birey, içinde yaşadığı topluma hesap verme kaygısıyla değil, kendi doğrularına ve sorumluluklarına göre hareket eder.

Bu durum, bireyin ‘ anti-sosyal ’ olmasını ifade etmez. Yani topluma karşı aykırılık şeklinde düşünmek yanlış olur. Otonomi, bireyselleşmenin sonucu olarak, davranışlarının sorumluluğunu almaktan kaçınmayan bireylerin varlığını sağlar. Psikoloji de ‘ total davranış ’ olarak kabul edilen; hareket, düşünme, duygu, fizyoloji alanı vardır. Bu alanlar, isteklerimize ulaşmanın, en uygun yoludur. Birey, sağlıklı otonomi geliştirirse, total davranış alanlarına karşı duyarlı olur. Sadece duyduklarına inanmaz. Duyduklarını araştırır, davranışlarında dener ve sonucuna göre kendi doğrularını oluşturur. Bazı durumlar karşısında sadece hissettikleriyle hareket etmez, düşünerek, objektif bakış açısını da kullanır. Böylece otonomi alanı gelişmiş bireylerin, ruh sağlığı da olumlu yönde etkilenir.

Aile ortamı, arkadaş ortamı, iş yaşamı gibi alanlarda, başkalarına bağımlı olmaz. Otonomi alanı geliştiği için, kendini gerçekleştirmiş birey olarak yaşamda var olur. Bu durumun aksi olursa, kişi hem arkadaş hem de iş hayatında, sorumluluk almaktan korkan, küçük sorunları bile çözmeye çalışırken kendisini yetersiz hisseden, bir süre sonra kendi düşüncelerinin ve hissettiklerinin farkında olmayan bir kişi haline gelir. Bu kişiler, dışardan bakıldığında, uyumlu birey olarak algılanabilir. Çünkü başkaları ne yapsa, o da onu yapmaktadır. Ancak bu kişiler; aile, arkadaş, topluma bağlı birey değil; bağımlı bireylerdir. Total davranışlarının farkında olmayan bu bireyler, bir süre sonra kendilerini huzursuz hissetmeye başlarlar. Neden bu şekilde huzursuz hissettiklerini de kendilerine bile açıklayamazlar.

Birey, otonomi alanının farkında olursa, kendisini gerçekleştirmek için her an çaba gösterir. Duygu, düşünce, davranışlarına yön verdikçe, amaca yönelik çeşitli bakış açıları geliştirir. Böylece öznel dünya ve başkalarıyla olan sosyal dünya arasında dengeli bir köprü kurar.

Otonomi motivasyonumuzu yüksek tutmamız dileğiyle…


Kaynakça

https://images.pexels.com/photos/302743/pexels-photo-302743.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=2&h=650&w=940

https://images.pexels.com/photos/416322/pexels-photo-416322.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=2&h=650&w=940

https://images.pexels.com/photos/6648439/pexels-photo-6648439.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=2&h=650&w=940

04-03-2021