Neredeyim?

             İnsanlar doğduğu andan itibaren kendisini, çevresini ve hayatında olan biten her şeyi sorgulamaya başlar. O ne? Nereden geldi? Niye öyle? Nasıl oldu? Bu tarz sorular en çok da çocuklardan duymaya alışkın olduğumuz sorulardır. Birde insanın büyüdükçe kendisine ve hayatına karşı sorduğu sorular vardır. Ne yapacağım? Ne için yaşayacağım? Nasıl bir insan olsam? Nasıl bir görünümde olsam? Kimlere güvensem? Kararlarım doğru mu yanlış mı? Bunlar gibi bir sürü beynimizi işgal etmiş düşünceler ile bir süre kalakalırız. Bu sorulara cevap vermek hiç kolay değil tabi ki. Bir de cevap vermemiz gerekir mi tüm bunlara? Bu da apayrı bir soru. Başlı başına birey olmanın verdiği sorumlulukla ve daha biz doğmadan bizim için tasarlanmış bir kimlikle yüzleşmek de cesaret ister. Kim olduğumuzu ne belirler ve kim olacağımıza ne karar verir? Kültürümüz, ailemiz, dilimiz, hangi ülkede hangi şehirde doğduğumuz, dinimiz, ailemizin sosyal statüsü gibi birçok etken vardır ve bunların oluşturduğu binlerce farklı birleşiminden yalnızca bir tanesi bize verilerek dünyaya geliriz. Uzun bir süre bize sunulan çevrede ve sunulan koşullarda yetişiriz. Tabi bir süre sonra aklımızdaki sorularla baş başa kaldığımız bir döneme geliriz ki bence bu dönem insanın dönüşüm dönemidir. Bu dönemde bize öğretilenler gayet doğru gelebilir ve aynı çizgide hayatımızı sürdürmeyi seçebiliriz. Peki ya arık bunlar bizim doğrularımız değilse ve biz kendi doğrularımızı bulmak istersek ya da bunlardan hiçbirinin cevabını bulamaz ve sıkışıp kalırsak bu sorular arasında ne olur? Karmaşa, karmaşa… Kaç yıl bu bedende yaşadım ama hiç tanımamışım bu insanı. Ne sever ne sevmez, nelerden hoşlanır nelere kızar acaba bu insan? İnsan önce kendini bulsun ki sonrada nasıl bir hayat yaşamak isteyeceğini keşfetsin. Nasıl bulacağız şimdi en derinlere sakladığımız kendimizi? Bir yolculuğa mı çıkmalı yoksa eve mi dönmeli? Yazmalı mı okumalı mı? Dinlese mi anlatsa mı? Ne kadar çok ikilem var kafamızda değil mi? Ne kadar da elimiz ayağımıza dolaşmış kendimiz için kararsız kalmışız. Ne kadar da uyum sağlamışız dışarıya hiç içimize bakmadan. Şimdi ise durup farkına varma zamanı. Kendimiz için bir şeyler yapma zamanı. O ne der, nasıl görünürüm, benim için ne düşünürler demeden, kafamızın içindeki seslere susturarak kendi olma zamanımız. Bunun için okumak, yazmak, dinlemek, üretmek, sanat yapmak, tanışmak, gezmek, sevmek, sevilmek, spor yapmak, düşünmek, izlemek… Kendimizi neyde kaybediyorsak onunla uğraşmak. O zaman huzura ulaşmış, soruları yanıtlamış, her şeyden önemlisi kendimizi bulmuş oluruz. Yaşamaya başlamış oluruz.         

                                                                                                                                    

08-08-2019
Didem Akkaya

Didem Akkaya

Öğrenci - Psikoloji

Ben Didem. :) Genellikle aklı karışık şekilde dolaşan bir insanım. Yazdığım zamanlarda ise karmaşadan bir süre kurtulabiliyorum. Aslında psikoloji öğrencisiyim ama burada her konudan yazmayı planlıyorum. Kendimden, hayatımdan, aklımdakilerden ve dünyadan bahsedeceğim. Yazılarıma dönüş yapmak isterseniz mail atabilirsiniz. Sevgiler.

didemaaa@hotmail.com