Neleri feda edebilirsiniz?

A+ A-

Hayal ettiğiniz yaşam nasıl? İleri de yapacaklarınızı planlıyor musunuz? Yoksa sadece anları mı yaşıyorsunuz?

Yaşadığımız her an ileride yaşayacaklarımıza bir köprü oluşturuyor. Her insanın kendisi, ailesi, arkadaşları için hayalleri, umutları, dilekleri var. Bir gününüzün içindeki anlarda başka insanların anlarına ne kadar çok dokunuyorsunuz fark ettiniz mi?  İnsanların her anı değerli... Hepimiz sürekli bir iletişim ve alışveriş halindeyiz. Her an değerli ve insanlarla kurduğumuz iletişim hayatımızın büyük bir bölümünü oluşturuyorsa; karşımızdaki kişilerin duygularını, hayatlarında zorlandıkları noktaları, sevinçlerini kısacası hissettiklerini hissedebiliyor muyuz?

Sevgi üzerine düşünüyorum. Sevgi nedir? Sevgi hepimizin farklı tanımlayabileceği, daha anne karnındayken bizimle var olan bir duygudur. İnsanlığımız gereği bizi zorlamayan, güven duyduğumuz şeyleri daha çok severiz. Kendi benliğine zıt olguları kabullenmekte zorlanır insanoğlu, hata yapmaktan ve eleştirilmekten korkar. Bu yüzden bizi eleştirenleri pek sevmeyiz mesela. Sevgi üzerine düşünürken en çok dinlemeyen insanları sevmediğimi fark ettim. Israrla kendi fikrini kabul ettirmeye çalışan ve anlamaya çalışmayan insanlar. Bu noktadan yola çıkarak dinlemeyen insanları anlamaya çalışmakla başladım ve ben ne kadar iyi bir dinleyiciyim diye sordum kendime? Rahatımızı kaçıran, paramıza, zamanımıza dokunan şeyleri de pek sevmeyiz. Gelecek planları ve kendime ayırmayı bir türlü beceremediğim zamanlardan dolayı ettiğim şikâyetlerle çizdiğim bir çemberin içinde olduğumu fark ettim. İçimdeki sevgi de sanki bu çemberin sınırları kadardı. Korktum. Çünkü içimde hissettiğim sevgi bu değildi. Dışarıdan bakınca kendime bencilliği gördüm.

Empati üzerine birçok şey okumuşsunuzdur. Evet empati kurmanın gerekliliğinden çok bahsediliyor ama empatiyi doğru kurabilmek için nereden başlamalı insan? Bazı kavramları hayatımızda uygulamak, bilmek kadar kolay değil. Karşımızdaki insanı olduğu gibi kabul edip, mevcut duygu durumunu hayal edebilmek zor bir zanaat. Gerçek sevginin adımlarından biri olduğunu düşünüyorum. Kişileri olduğu gibi kabul ederek, olayları olduğu gibi farklı yönlerden değerlendirerek, kendimizdeki zıt duyguların derinine inip, kendimizi onarmaya başlayarak empatiyi yaşayabiliriz.

 

İnsanın doğuştan barındırdığı duygular, günümüzde yaşadığımız gerçeklikle uyumsuz. Empati kurmayı yakın çevremizden, evrensel bir boyuta taşıyarak düşünelim. Bu yazacaklarımı çok sık duyduğunuzun farkındayım. Dünyada savaşlar var, savaşlarda ölen çocuklar, Afrika’da açlıktan ölen insanlar ve çocuklar, kaybolan çocuklar, kaybolan insanlar ve acılarını yüreklerinde taşıyan insanlar, köleleştirilen insanlar ve toplumlar… liste çok uzun ve gerçek. Dünya ile birlikte her gün yaşayan gerçekler. Biz Dünya’da bunların olduğu bilgisine sahibiz ve eminim ki bunları bilmek birçoğumuzun yüreğini anlıkta olsa acıtıyor.

Akşam yemeğinden sonra oğlumun tüm ısrarlarıma rağmen tabağında bıraktığı yemeği çöpe sıyırırken “bu kadarcık yemek Afrika’da bir çocuğun hayatta kalmasını sağlar mıydı?” diye düşündüm. Ve bilgi olarak bildiğim bu konuyu hayatımda uygulamaya geçiremeden sofranın toplanma telaşı, çocukların ödevleri, ertesi güne hazırlığın karmaşasıyla aklımdan dağıldı gitti. Hepinizin böyle anları olduğuna eminim. İnsanlara olan sevgimi sorguladım, hayata olan sevgimi, çocuklarıma öğrettiğim ve öğretilmesine izin verdiğim insanlığı sorguladım.

Sizinle birlikte düşünmek istiyorum. Sevginizi sorgulamaya cesaretiniz var mı? Nelerden vazgeçebiliriz? Yazının başında sorduğum soruya dönelim. Hayalinizdeki yaşam nasıl? Anlarımızın birçoğu işimizle, evimizle, kazanacağımız parayla, ileri de almayı hayal ettiğimiz evle, arabayla, televizyonla, akıllı telefonlarımızla dolu. Bir insanın hayatını kurtaracağını bilseniz ya da daha rahat bir yaşam sürmesine yardımcı olacağını bilseniz, marketten yaptığınız alışverişin yarısından vazgeçer miydiniz? Yeni aldığınız kıyafetlerin bir kısmından, çocuğunuza aldığınız oyuncaklardan, televizyonunuzdan, telefonunuzdan ve en önemlisi zamanınızdan vazgeçebilir miydiniz?

Hayat herkese eşit davranmıyor diye düşünebilirsiniz? İnsan Dünya’ya karşı ne kadar adil? Herkesin duygularını, inançlarını ifade edişi kendine özgü. İsterseniz pozitif enerji yaymak diyelim, isterseniz dua diyelim ya da isim vermeden doğru olanı yapmak diyelim. Sizce de değişmemiz gerektiğini bilmekten öte gerçekten değişmenin vakti gelmedi mi? Kendimiz için istediğimiz her şeyden, dünyanın diğer ucundaki insan için de isteyebilecek kadar ve bunu bazen değil her anımızda yapabilecek kadar büyütebiliriz sevgiyi.

 

Bildiklerimizi, okuduklarımızı yaşama uygulamak için çok vaktimiz kalmadı, zaman hızlı akıyor. En yakınımızdan yani kendimizde var olandan başlayalım. Basitmiş gibi görünen ancak temeli oluşturan içimizdeki sevgi ve vicdana kulak verelim. Hepimiz birer nokta isek, noktaları onarmaya başlarsak, çizgiler doğrulur. Kim bilir? Belki hayatlar kurtulur, dünya kurtulur…

 

Sevgiyle kalın.

 

 


Kaynakça

Yararlanılan Görseller: Pexels.com 

10-01-2020