Nazi Ölüm Kampından Notlar

A+ A-

Karantina günlerinde 2019 Haziranında gördüğüm en ilginç yer olan Nazilerin toplama kampından bahsetmek istedim. Benim gibi Erasmusta olan arkadaşımın yanına Polonya’ya gittiğimde Krakow’un çok yakınında toplama kamplarının olduğunu öğrendim. 5 günlük gezinin Krakow’dan ayrılmadan önceki son gününde gitmeye karar verdik. Ama arkadaşım ders yoğunluğundan dolayı gelemedi, bu zorlu yolculukta tek başımaydım..

Tabii benim gidişim de çok kolay olmadı. Çünkü bireysel gitmek için önceden rezarvasyon yaptırmak gerekiyordu ancak haftalar sonrasına yer vardı bu yüzden tur bakmaya başladım. Birkaç umutsuz ziyaret sonrasında beni oraya götürebilecek bir turla anlaştım.

Bu ilginç gezideki ilk durağımız Birkenau idi. Çok gezilecek bir şey olmamasına rağmen o atmosfer bile insanı ürpertmeye yetiyordu. İnsanların trenlere doldurulup zorla getirildiği kampların ilkiydi. Birde açık olan bir yatakhane vardı-tahta yataklardan oluşan. Bu tren ve yatakhane dışında pek bir şey yoktu. Çünkü orası insanların çalıştırıldığı ve gömüldüğü yerdi. Hendekler kazılmıştı. O trenin oraya insanları taşıyışını hissetmeye çalıştım, nefesim daraldı diyebilirim. Ölüm Yoluydu o, sivillerin cinsiyet ve yaşlarına göre ayrılıp ihtiyaç duyulan yerlerde zorla çalıştırıldığı, kıyıma maruz kaldığı dünyadaki cehennemdi.

 

Asıl kamp olan Auschwitz'e gittiğimizde üstünde Almanca “Çalışmak özgürleştirir” yazısı olan meşhur kapıyı gördüm. Asıl merak ettiğim yere ulaşmıştık sonunda. Elimizdeki haritayla sırayla bütün müze-sergileri gezdik. Avrupanın çeşitli ülkelerinden soykırıma uğramış insanların fotoğrafları, isimleri, öyküleri birer istatistik olmaktan çıkıp gerçekliğe bürünüyordu orada.  İnsanların hayatlarına, anılarına, eşyalarına zorla el koyulmasının nasıl bir şey olduğunu gördüm. Üst üste yığılmış bavulları, ayakkabılarını, oyuncakları, koltuk değneklerini …




İnsanlar nasıl bu kadar kötü olabilir? Savaş insanlığın en kötü alışkanlığı bana göre. Ve bu sadece görebildiğimiz kısmı. Anlatılmayan, anılmayan acılarla dolu dünya savaşı. Savaşın en mağdurları ise azınlıklar ve masum insanlar. Yaşamlarından zorla kopartılan, aç bırakılan, üstlerinde ilaçlar denenen, uyuşturulmadan  ameliyat yapılan, insan oldukları unutulan insanlar.



Burası insanlığın kolektif bilincinde yer ettiği için ayrıca önemli. İnsanların içindeki öldürme arzusu, yok etme güdüsü devlet adamlarının elinde soykırıma dönüşebiliyor. Nazi askerleri yukarıdan gelen emri uyguladım diyebiliyor savaş suçları mahkemesinde. Kontrolsüz sınırsız gücün, insanları şeytana çevirebileceği ortadayken bu yanlıştan hala ders alınmaması ise apayrı bir konu. Özellikle Bosna’da Srebrenica’da Holokost’un aynı olmasa da çok benzer yönlerini gördüm, soykırım müzesindeki ifadeler o kadar benzer ki, Ruanda’da da aynı şekilde. Benzer mekanizmalar kullanılıyor. Konumları, zamanları ve gelişim süreçleri her ne kadar farklı olsa da hepsinde aynı trajik sonuç var, ve bütün bu olanlara gözünü kapayan bir dünya.





Son olarak bu konudaki en iyi filmlerden biri olan Schindler's List i mutlaka izlemenizi tavsiye
ederim. Benim vakit olmadığı için gidemediğim Schindler'in fabrikasında işe alıp kurtardığı binlerce Yahudi'nin hikayesi anlatılıyor filmde, özellikle müziği çok etkileyici.






Kaynakça

https://www.downbeach.com/

15-04-2020
Reyyan Demirayak

Reyyan Demirayak

Öğrenci - Tarih / Psikoloji

"Yeryüzünde evrenin seyredilebileceği noktayı bilseydim, oraya koşar, toprağa bir kazık sokar ve düşerken dünyayı da peşime katarak kendimi boşluğa atardım."

reyyandemirayak@std.sehir.edu.tr