Minik Bir DOWN Meselesi

A+ A-

             Minik Bir Down Meselesi

Merhaba ben Amine üç yaşındayım.

Ben çocuğum fakat annemin ve babamın beni başka çocuklarla kıyaslamasından bıktım. Onlar daha önce yürüyüp konuştuğu için ben anormal çocuk oluyorum. Oysa insanlar birbirine benzer mi hiç? Ben hiç diyor muyum benim arkadaşımın babası, annesi doktor avukat diye ben sizi olduğunuz gibi kabul ettim. Siz neden beni olduğum gibi kabul etmek yerine saklıyorsunuz, utanıyorsunuz. Allah benim kaslarımı böyle yaratmış anne! Zamanı geldiğinde yürürüm. Baba neden konuşamadığım için üzülüyorsun benim arkadaşımın babasının gözleri çekik değil, normal insan ama oda iki buçuk yaşında yürümeye başlamış üstelik dört buçuk yaşına kadar konuşmamış. Anne sorun benim gözlerimin çekikliği mi? Kısa parmaklarım mı? Yoksa ayak başparmağımın kemiği olmayışı mı? Yoksa burun kemiğimin olmayışı mı? Neden nefes aldığıma şükretmeyip zekâmı sorguluyorsunuz? Bu dünyaya normal insan gibi doğup, zekâ geriliği yaşayan yok mu? Biz özel arkadaşlarımla birlikte birbirimize benzediğimiz için mi bütün sorun? Anne benim eksik oluşumdan utanıyor musun gerçekten? Ya da kızıyor musun anne, bir şeyleri geç anladığımda veya hiç anlayamadığımda? Anne benim sucum ne? Bende diğer insanlar gibi zamanında yürümek istemez miydim? Bazı şeyleri geç öğreniyorum veya öğrenemiyorum diye neden kaynaştırma oluyorum? Oysaki yanımdaki arkadaşımın gözleri çekik değil ama kırmızı balığı söyleyemiyor. Ben üstelik ellerimi balık yapıp oltayı da zamanında atıyorum o hiç ezberleyememiş neden ona kaynaştırma demiyoruz anne? Anne bu gün bir arkadaşımız kreşte öğretmenin kolunu ısırıp tekme attı. Ben hiç öyle yapmıyorum sarılıp öpüyorum hatta kolunu da öptüm öğretmenimin, ona kusurlu olarak bakmıyorlar ama ben ne zaman kaşığı düzgün tutamasam, diğer öğretmenim gösterirken bana diğer öğretmenim Down o Down diyor neden anne? Diğer arkadaşım yemeğini yemeye çalışmadan daha öğretmenim yediriyor, ben en azından çabalıyorum anne...

Anne benim hastalığım bulaşıcı değil. Parkta bazı anneler çocuklarını kendilerine çekiyorlar, onlar hiç Down Sendorumu nedir bilmiyorlar mı? Beni üzdüklerini görmüyorlar mı anne? Benim eksikliğim var da onların yok mu? Benim eksikliğim kusur oluyor da onların ki neden hata? Ben engelli oluyorum da onlar neden saf oluyor? Kimsenin kusuru hatası olmaz mı?  Benim de varken neden ben kaynaştırma oluyorum? Hem benim kusurlarım, hatalarım benim elimde değil…


Bizim farkındalık günlerimiz varmış. Ben o günlerden de nefret ediyorum. Bizi fark etmeyin ne olur. Ne olur bize acıyarak bakmayın bizi farklı görmeyin biz sizler gibiyiz. Sadece kromozomumuzdan dolayı birbirimize benziyoruz hepsi bu. Bazımız geç yürüyor, bazımız geç konuşuyor, bazımız kalp hastası olarak doğuyor, bazımız başka bir şey ama ayni sizler gibi siz normal insanlarda kalp hastası olarak doğmaz mısınız? Ya da geç yürümez mi hiç biriniz? Lütfen bizi farklı görmeyin. Bize dik dik bakmayın. Bize acımayın bize yardım edin mesela, çocuğunuza parkta sarıldığımızda ona bize sarılmasını öğretin biz kimseye zarar vermeyiz biz sevgi doluyuz. Bizi olduğumuz gibi kabul edip sizin gördüğünüz hata ve kusurları ayıplamayın. Ya da bizi hiç rahatsız etmeyin... Belki sizin kusur gördüğünüz şey bizim kişiliklerimizdir, karakterimizdir, yeteneklerimizdir... Asıl kusur yüreklerdedir. Zaten karşınızdaki insan sizin kusurunuzu arıyorsa bir şekilde bulur, sizin gözleriniz çekik olmasa dahi...

Bizim ailelerimize de acayip üzülmeyin. Bizim ailelerimiz diğer insanlar bize zarar vermesin, üzmesin diye bizi koruyup saklarlarken biz bizden utandığını sanıp üzülüyoruz. Oysa bizim ailelerimizde seçilmiş sayılmaz mı? Biz ne kadar özelsek onlarda en az bizim kadar özel!

 Normal çocuklar ailelerine İMTİHAN, kusurlu çocuklar ARMAĞAN olarak gelir dünyaya...

26-10-2020
Sümeyye Göktepe

Sümeyye Göktepe

Hayatın İçinden

Merhaba ben Sümeyye, kış mevsiminde dünyaya geldiğimden yada ilgimden bilmiyorum en sevdiğim mevsim kış fakat sonbahara tutkun bir insanımdır. Hayvanları çok severim ve doğaya bayılırım. Kendimi bildim bileli genellikle kendimle alakalı pek alakam olmaz ama bütün objelere amuda kalkarak bakmışlığım vardır. Kendimi bildim bileli yazıyorum ama dediğim gibi kendimi ne zaman bildiğim hakkında pek fikrim yok. İlk yazmaya başladığımda yedi sekiz yaşlarındaydım. Mezarlığım vardı çocukken, bütün ölen karıncalara bahçemizin bir kenarında mezarlık yapardım. Bir gün çok üzülüp ölen karınca gibiymişim gibi mektup yazmıştım. O zaman nasıl güzelbir şey olduğunu anlamıştım yazmanın, zihninizi kağıda döküyorsunuz kimse sorgulamıyor, günler sonra okuduğunuzda keyif alıyorsunuz. Lise de edebiyat öğretmenim sayesinde yazmaya devam ettim. Bir kaç kez okuluma başarı kazandırdım fakat daha sonra yazılarımı kimseye göstermedim. Şimdide tesadüfler üzerine tanıştığım Medya Çuvalı ve ailesi ile gönül bağı kurmaya karar verdim.Yarışmacı arkadaşlara başarılar diler, sevgilerimi sunarım. Bu arada en sevdiğim şey mısırdır. Evet evet yediğimiz koçanı olan.

 

sumeyyekarakis0810@gmail.com