Medyanın Gözünden Adalet 'Gülden Eden'

A+ A-

Toplumsal yaşamın her alanında bizler kontrol altındayız. Okulda, sokakta, bir mekanda bize öğretilmemiş olsa bile bizi denetleyen kontrol altında tutan bazı yazısız kurallar ve bunların temsilleri vardır. Sokakta güvenliğimizi sağlayan polis yeri geldiğinde bizi denetleyen bir güç haline dönüşebiliyor. Trafiğe çıktığımız zaman canımızın her istediğini yapamıyoruz. Kurallar var, bir otorite var. Siyasi otoritenin uyguladığı yasama gücünün bize dayattığı kuralları gündelik yaşamda temsil edenler kolluk kuvvetleri olarak karşımıza çıkıyor. Adaleti temsil edenler bir nevi polis olsa bile adaletin en iyi temsil edildiği yer adliye saraylarıdır. Her ne kadar adalet sarayları hukukun kurallarını uygulamaya çalışsa bile bu adalet sözcüğü bir söylemden öteye geçemiyor.

Günümüz medyasında adalet arayışları hemen hemen her gün gündemde olan bir konu. Adalet sisteminin doğru bir şekilde işlemediği gereken durumlarda gereken adaletin sağlanamadığı yönünde haberler sıkça medyada yer buluyor. Bunların en iyi örneklerinden bir tanesi kadın cinayetleri ve kadına şiddet haberlerinde yer alıyor. Bu tarz cinayetlerin, kaçırılma veya kaybolma gibi olayların açığa kavuşturulduğu, tartışıldığı birçok televizyon programlarında adalet, hak, hukuk gibi kavramların konu olduğunu görüyoruz. Türkiye’de yaşanan suçların kamuoyuna duyurulması açısından önemli bir yanı vardır. Cinayetlerin çözülmesi, kayıpların bulunması açısından bu tarz programlar geniş halk kitlelerine ulaştıkları için suçu görünür kılar ve suçluyu ortaya çıkarma da yardımcı olur. Tabi ki bu program televizyonda yayınlandığı için geniş bir izleyici kitlesine ulaşıyor ve Türkiye’nin her yerinden canlı olarak istihbarat gelmesi medyanın ulaşılabilirliği yönünden gücünü gösteriyor. Bu programlarda konu olan her olayda faillerin aileleri de yer almaktadır ve aileler tüm mahremiyetini kamuoyuna açmaktadır. Bu programlar bizlere toplum içinde gizli kalmış pek konuşmak istemediğimiz konuların aslında ne kadar yaygın suçlar olduğunu gösteriyor. Örneğin ensest ilişkilerin varlığı, çocuk istismarı suçu ve kadınlara yönelik işlenen her türlü şiddetin toplumda ne boyutta olduğunu bize gösteriyor. Biz bu suçların ne kadar önemli ölçüde işlendiğini kendi çevremizde göremesek bile medya bize bu programlar aracılığıyla gösteriyor.

Medya aracılığıyla kişiler üzerinde büyük etki yaratan bir diğer unsur ise dizilerdir. Diziler, toplumun kendi tarihini keşfetmesi, özgüvenini güçlendirmesi gibi ihtiyaçlarını karşılar. Kimliğini tutarlı bir şekilde inşa etmesine katkı sunar. Türk dizilerinde de suç, adalet, hukuk gibi kavramların konu olduğu yapımlar yer almaktadır.  Özellikle polisiye diziler üzerinden adaleti sağlama durumu söz konusudur. Bazen bu diziler aracılığıyla suçun kötü bir olay olduğu aktarılırken bazen de bu suç ve şiddet gösterimleri bireyleri suça ve şiddete yöneltebiliyor. Bazı durumlarda ise bu olgunun tam tersini yani adaletin her koşulda herkese eşit olarak sağlanmadığı çevrelerde kendi adaletini sağlama düşüncesi ortaya çıkmaktadır. Aslında tüm bu gösterimler toplumun suça ve suçluya bakış açısını göstermede ayna görevini üstlenmektedir. Bu durum da bize medyanın üzerimizde hakim olduğu gösterim gücünü göstermektedir.

Günümüzde artık sosyal medya bizi her yanımızdan kuşatmış durumda. Artık yaptığımız her olayı, düşündüğümüz her şeyi sosyal medyada paylaşabiliyoruz. Sosyal medyanın gündelik yaşamımızda bize faydası her an her yerde istediğimiz bilgiye ulaşabiliyor olmamızdır. Aynı zamanda istediğimiz kişilerle iletişim kurabilir onların hayatlarından etkilenebilir ve bir şeyler öğrenebiliyoruz. Artık deneyimlerimiz sosyal yaşamdan kayıp sosyal medyadan da hayatı deneyimleyebiliyoruz. Artık sosyal medya boş vakitlerimizi geçirdiğimizin bir platform olmaktan çok gündemden haberdar olabileceğimiz ve bazı insanların sosyal adaletin sağlanmadığı düşüncesiyle sosyal medyada adalet arayışında bulunduğunu görebiliriz. Bunun en iyi temsillerinden birisi Twitter adlı sosyal medya platformudur. Bir çok kez “…….. için adalet” hastaglariyle karşılaşmışızdır. Mağdurların ya da yargının yeterli düzeyde adalet sağlayamadığını düşünenler seslerini duyurabilmek için bu platformu kullanmaktadırlar. Adalet arayışında olanlar kendi mahalle ve semtlerinden çıkıp daha geniş kitlelere ulaşarak adalet arayışını geniş kitlelere duyurabilmektedir. Bu çağrının her zaman yerini bulduğu ya da işe yararlılığı konusunda kesin bir kanı olmamakla birlikte en azından kamuoyunun ilgisini çekmiş ve istedikleri adaleti bulmak için tekrar televizyon kanallarına ya da haberlere konu olmuşlardır.

Son olarak şunları eklemek isterim ki suç her toplumda tarihsel süreç boyunca olmuştur ve olmaya devam edecektir. İçinde yaşadığımız dönemin en büyük avantajı medyanın ulaşılabilirliği sayesinde elde ettiğimiz iletişim hızıdır. Bu hızla birlikte suçun önemi ve boyutunu daha iyi anlayabiliyoruz. Medya ile gördüğümüz bu suç olgusu bizi suçtan uzaklaştırabileceği gibi suça itebilir. Bunu önlemek için de cezaların caydırıcılığı önemli bir faktördür. Cezaların caydırıcı olmaması o suçtan beraat eden kişiyi tekrar suça yöneltebiliyor. Halbuki işlenen suça yönelik bir ceza vermektense suçlunun tekrar benzer suçu işleme ihtimali veya başka bir suç işleyebilme potansiyeli göz önünde bulundurularak bir ceza verilmesi toplumsal refah ve adalet için en iyi yöntemlerden biri olacaktır.

 

 

 

 


Kaynakça

KAYNAKÇA

foto(1).https://unsplash.com/photos/S2rcAJbBxX

foto(2). https://unsplash.com/photos/tsbcvd1YBZo

11-01-2021
Konuk Blog Yazarları

Konuk Blog Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

ankara psikolog