Logoterapi

A+ A-

Varoluşçu Psikolojinin bir şekli olan ve kurucusu ünlü psikiyatrist Victor Frankl olan ‘logoterapi’ yunanca ‘logos’ ve ‘terapi’ sözcüklerinin birleşiminden adını almıştır. Logos, anlam- irade- amaç anlamlarına gelmektedir. Bu durumda logoterapiyi, ‘anlam aramak’ şeklinde açıklayabiliriz.

Peki sizce logoterapi, nasıl gerçekleşir?

İnsanın temel motivasyonu, anlam aramaktır. İnsanlar özgürdür, bir takım seçimler yapar, fakat bu seçimleri yapmakta özgür olduğu gibi, seçimlerinin de sorumluluklarını kabul etmek zorundadırlar.

Yani amaç sadece eylemde bulunmak değil, yapacağı eylemi artı ve eksi yönleriyle tartıp, bu duruma göre hareket ederek, ortaya çıkan sonuca karşı tavır geliştirmektir.

İnsan, hayatının her anında aktiftir. Kuralları kendisinin belirlediği gibi, yine kendisi de yıkmaktadır. Günlük hayatta olumlu bir durumla karşılaştığımızda, bunu yorumlarken, merkezde kendimizi konumlandırırız. Fakat olumsuz bir durumla karşılaştığımızda ise kendimizi merkeze değil de en uzak konuma yerleştiririz. Çünkü başımıza olumsuz bir durumun gelmesi, bizim sorumluluğumuzda değildir algısını yaratmak istiyoruz.

Peki olumlu adlandırılan durumlarda insan aktif, olumsuz adlandırılan durumlarda pasif midir?

Yoksa hayatın her anında aktif ya da pasif midir?

Biraz önce bahsettiğim gibi ‘insanın temel motivasyonu, anlam aramaktır’ sözünü tekrar inceleyelim. Motivasyon, bireyi harekete geçiren, güdülenme meydana getiren bir enerjidir. Yani bireyin temel motivasyonu, anlam araması olduğuna göre birey, yaşamının her anında aktiftir. Burada ki ‘anlam’ ise sadece bireyin, kendisi tarafından bulunabilir. Bu yüzden birey de ki anlam arayışı, her zaman eşsiz ve özeldir.

Dışarı çıkıp etrafı seyrettiğimizde, çok mutsuz ya da gereğinden fazla umursamaz insanlarla bir arada olduğumuzu düşünebiliyoruz. Bakış açımızı değiştirdiğimizde, bu şekilde tanımladığımız insanların çoğunun aslında bastırılmış bir anlamsızlık veya boşluğun içerisinde olduklarını görebiliriz. Logoterapi, bireyin kendine özgü, anlam arayışının yolunu öğrenmesini sağlayarak bu boşluğu ortadan kaldırır.

Anlam arayışı, süreklilik ifade eder. Birey, hayatta olduğu müddetçe devam eder. Yaptığımız ya da yapacağımız davranışları, mutlu olmak veya mutsuz olmamak için değil, ‘anlam arayışı’ için gerçekleştirmeliyiz. Hayatta her şey, her zaman istediğimiz gibi ilerlemez. Aktif bir rol oynasak da, her an bütün kontrolü elimizde tutamayız. Olayların sonucunda mutsuz da olsak, acı da çeksek, acının da bir anlamı olduğunu düşünmeliyiz. Mutluluk ve mutsuzluk, değişkendir, zamanı belli değildir.

Kendimizi olayların sonucuna göre şartlarsak, aktif olan bizler değil, olaylar olur. Olaylar aktif olursa, bizler pasif durumda oluruz. Bu yüzden hayatın her alanında, yüzleşmekte olduğumuz acılara karşı tavır geliştirmeli, olumlu durumlarda ise mutlu olmakla kalmayıp, mutluluktaki anlamı aramalıyız. Bu şekilde olaylara karşı, tavırlarımızı biçimlendirip, yeni bakış açıları kazanabiliriz.

Hayatımızın her anında, anlam arayışında olmamız dileğiyle…  


Kaynakça

https://www.pexels.com/photo/three-white-ceramic-pots-with-green-leaf-plants-near-open-notebook-with-click-pen-on-top-796602/

https://www.pexels.com/photo/dart-dartboard-game-precision-242494/

https://images.pexels.com/photos/979927/pexels-photo-979927.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=1&w=500

22-01-2020