Less is More Felsefesi ile Minimalism Belgeseli



Less is More felsefesi ile
(Sanıyorum ki bunu en iyi “az ama öz” diye çevirebiliriz) Amerikan toplumundaki aşırılığa kaçan tüketim kültürünü ve alışkanlıklarını eleştirip minimalizmin sade, huzurlu ve mutlu ruhu ile insanların tanışmasını sağlayan 2016 yapımı, ilham veren bir Amerikan belgeseli olan  Minimalism: A Documentary About the Important Things’in (Minimalizm: Önemli Şeylere Dair Bir Belgesel) yönetmen koltuğunda Matt D'Avella oturmaktadır.

Belgeselde, iki arkadaş olan Joshua Fields Millburn ve Ryan Nicodemus minimalizmi hayatlarına soktuktan sonra daha kaliteli bir yaşam sürdüklerini fark ederler ve theminimalists.com adlı siteyi kurarlar. Daha geniş kitlelere ulaşmak isteyen ikili minimum eşya ile 10 aylık bir seyahate çıkıp gittikleri yerlerde insanlara bu konu hakkında konferanslar verirler.


Minimalism belgeselinde hayatlarının merkezine eşyaları ve maddiyatı oturtan Amerikan toplumuna dair çarpıcı eleştirilere yer verilirken bu konu hakkında Sosyolog&Ekonomist Juliet Schor ile röportaj yapılarak düşünceleri alınıyor. Juliet Schor’un açıklamalarında en dikkat çekici kısımlarından biri, insanların eşyaların kullanım değeri için değil aslında toplumdaki soyut değeri (reklam değeri) için alıp hızlı bir şekilde tüketmesi ve sürekli en yenisi, en trendi anlayışının insanları tüketim çılgınlığına sürüklemesidir. Schor çok haklı çünkü reklam değeri sayesinde sırf arkasındaki elma yüzünden bir markanın dünya devi olduğunu unutmayalım.


Belgeselde beni en çok etkileyen kısımlardan biri, çok para kazandıran ama insanı tüketen kurumsal hayatı bırakıp daha minimal yaşayarak hayallerinin peşinden koşan insanların hayatlarına açılan pencere ve bu insanlar ile yapılan röportajlar

Bu tüketim kültürünün ve para kazanma arzumuzun içinde kim olduğumuzu unutuyoruz ve bu yüzden mutluluk kavramını da sadece maddiyat ile ilişkilendirebiliyoruz. Ne kadar çok eşyamız ne kadar çok ayakkabımız varsa o kadar tatmin oluyoruz. Ama maalesef bu durum oldukça geçici bir hevesten ibaret, yenisi ve daha güzeli çıktığında elimizdeki artık bizi mutlu etmek yerine mutsuz etmeye başlıyor. Belgesel, bize minimalizmi benimseyerek bu tüketim kültürünün bir parçası olmaktan kurtulup daha kaliteli daha mutlu bir hayatın var olduğunu göstermeye çalışıyor.

Son olarak Minimalism belgeseli muhteşem bir cümle ile bitiyor. “İnsanları sevin ve eşyaları kullanın, tam tersi asla işe yaramaz.” Biraz ilham almak ve bizi nereye götürdüğü belli olmayan alışveriş ve tüketim çılgınlığından kurtulmak istiyorsanız, mutlaka izlemeniz gereken bir belgesel. Belgesele internetten ya da Netflix'den rahatlıkla ulaşabilirsiniz. :)

İyi Seyirler!

Kaynak: www.netflix.com

             www.google.com/minimalismdocumentary

27-02-2018