Korona İle Karışık .....$#%&*^!...... Çalışan Anne

A+ A-

Anne olmak korona döneminde daha bir zor galiba. Kendimden bile korktuğum bir dönemdeyim maalesef. Çalışmak zorundayız çoğumuz. Kendimizi virüsten korumak zorundayız. Daha da önemlisi cocuklarımızı! Öyle ağır bir sorumluluk ki bence; daha yolun çok...başındalar çünkü. onların yaşayacakları çok uzun yillar var ve diliyorum ki cook da güzel yılları olsun ilerde...

İşe gitmek çocuklarımı bırakıp zaten zordu, simdi korona donemi daha da zorlaştı. İşten eve gelince...; ya bana birinden hastalık bulaştıysa? Ya kuzularıma hastalık taşırsam endişesi.... eskiden işten eve dönüşümün en güzel yanı kuzularıma kavuşabilmekti  boynuma sarılınca, yanağıma bir de öpücük kondurdu muuuhooptüm iş gününün stresi yorgunluğu son bulurdu.

Oysa ki şimdi:

Korona dönemi kendimce bir kural belirledim, eve dönüşte dezenfekte olsam bile, iki saat geçmeden yaklaşmıyorum çocuklarıma. Ne kadar doğru bilmiyorum ama internette bir yerde okudum ve bana mantıklı geldi.

İşe giderken çocuklarıma bol bol sarılıp öpüyorum. Kapıdan çıkarken “anne dönünce sana sarilamam, bir kez daha sarılayım”diyor çoğu zaman kızlarım... içim eziliyor, bir tuhaf hissediyorum kendimi, ayaklarım geri geri gidiyor ama el mahkum, hayat devam etmek zorunda... mahzun kızlarımi bırakıp işe gitmek için sokağa çıkıyorum. içim daha da sıkıntılı! Ya biraz önce apartmanın önünden geçen kişi virusluyse? Havada hastalik taşıyan tanecikler bıraktıysa korkusu, maskem var ama ya maske de korumazsa?

Korka korka işe varıyorum. Az biraz rahatlıyorum, kendimi çalıştığım alanı dezenfekte ediyorum, gelen biri olursa yaklaşmadan, hastalıkla ilgili bulaşma teorileriyle meşgul olan aklımı, müşterimi dinlemeye konsantre etmeye çalışıyorum. Ehh zar zor dinleyerek işimle meşgul oluyorum.

İş çıkışı gelddiii, yasasıiiinsüper! evime doğru yol alıyorum, şükür bugünü de atlattık diyorum. Yarına allah kerim!

Evin kapısına geldiğimde.... işte o anlar zor be çok zor arkadaş! İlk zamanlar boynuma atılırlardı kuzularım, birkaç günden sonra uzaktan mahzun bakışıyoruz, sanki aramızda cam duvar varmış da, birbirimize zaten dokunamayacagimizibildigimizden,gozlerimizlesarılıyormus gibi.... ama kızlarımın gozlerinden okuyorum...  masum kırgınlıklarıni bana karşı... işe niye gittin ki der gibi bakıyorlar aslında... hep aynı zorunlu felsefem; onların geleceği için onlara bugün sarılmaktan vazgeçmek zorundayım.... kendimi dezenfekte edip iki saat uzak kalıyoruz. O zaman onlara çok zor geçiyor; anne saat oldu mu diye soruyor küçük kızım? Ben az kaldı diye avutuyorum, ama daha onbeş dakika olmuş.

Başka şeylerle avutuyoruz kendimizi, sürenin dolduğunu söylediğimde ise büyük bir coşkuyla kucaklasiyoruz  sanki bayram gibi.. uzunca bir süre yanımdan ayrılmıyorlar ki şükürler olsun diyorum.

sevdiklerime sarılmak yok! Özgürce arkadaslarimla görüşebilmek yok!. Yalnız hissediyorum bu dönemde kendimi. Kendi çekirdek aile kabuğuna saklandım. Evde zaman geçirmeyi daha da fazla deneyimledim. Çocuklarımla olmak dünyanın en güzel şeyi. Kesinlikle paha biçilemez tabiki. O yönden hiçbir sorun yok, mutluyum bile. Artı çekirdek aile olarak daha da kaynaştık sanki. Birbirimizin değerini daha iyi anladik. İki kızım daha bir kaynaştı.

Ama diger taraftan birbirlerinden başka gördükleri arkadaşları pek yok maalesef.Sosyalleşme askıya alındı haliyle bu dönemde. Buluşmaları erteledik hep. Ev oturmaları bitti. Özledim karşılıklı oturup sohbet etmeyi arkadaşlarımla. Cok sık olmasa da eskisi gibi, açık ortamlarda görüşmelerimiz oluyor. Ama zaman kısıtı koyarak çoğunda. Herkesin yüzüne, hastalık bulaşır mi endişesi yansımış şekilde... ilk zamanlarda refleks ellerimiz uzanıyordu karşı tarafa tokalaşmak icin, bir iki kere tokalastim bile alışkanlıkla, ama o kadar işte.

Şimdi arada birbucuk metreden selamlasiyoruz. Birbirimizi gördüğümüzde yakınlaşmiyor, bir adım geri atıyoruz. Tuhaf bir durum.

Meğer en büyük özgürlük sevdiklerine dokunabilmekmis. Korona donemindecocugunasarilamayan anneler duydum, ben dezenfekte olduktan sonra işe gidene kadar olan dönemde yine dee bol bol sarılmaya çalıştım. Hele küçük kızım yapışık ikiz gibi gezmeyi teklif etmişti bir ara. Hakikaten de oyle yaptı. Ayrılmadı benden saatlerce…

Bir de korona günlerinden geriye bir konuşmayı hep hatırlayacağım sanırım. Büyük kızım çocukların sokağa çıkamadığı dönemde evdeydik. Oyun oynuyorlardi camın onunde.Kizim camlara yaklaşmayın tehlikeli demistim. Büyük kizimcam açık olmasına rağmen; kafasını camdan dışarı çıkartıp “dur anne temiz hava alayım biraz”deyip derin bir nefes almisti. Yazarken bile o an gözümde canlandı yine.

Velhasıl kelam ne olacak, nasıl olacak bilmiyorum. ben yaşadım az çok güzel günler. Ancak dört duvarın arasında çocuklarım sıkışıyor bunu çok iyi biliyorum. Simdilerde okul zamanı yaklaştı, canlı dersler, görüntülü konuşmalar sayesinde daha iyiler. Ekrandan da olsa arkadaşlarını görüp seslerini duyabiliyorlar. Ama yeterli mi bence değil. Ara ara yine dışarı çıkabiliyorlar. Az da olsasosyallesebiliyorlar.pekii sonbahar geliyor, kış olacak, hava soğuyunca ne yapacağız?

Bakalım neler olacak? Hep birlikte yaşayıp göreceğiz...

 

 

04-09-2020