Köpek Sahiplenirken Bilmeniz Gereken 10 Altın Kural

A+ A-

Oxford Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, M.Ö. 10.000’li yıllarda Asya ve Avrupa’da köpekler maalesef ki evcilleştirilmeye başlandı. Keşke doğalarına karışmış olmasaydık çünkü şu an artık bir doğal ortamları yok. Ne yazık ki ne ormanlar ne sokaklar ne barınaklar ne de evimiz onların doğal ortamı. Fakat bir seçim yapmak gerektiğinde güzel bakıldığı bir yuvasının olması onlar için şu an en iyisi. Siz de evinizi bir köpekle paylaşmaya karar verdiniz. Peki hazır mısınız?

1.    Köpeğinizin ömürlük yuvası olmalısınız.

Ortalama 10-15 yıllık bir yaşam süreci içerisinde tüm planlarınıza onu dahil edebilecek misiniz? Evlendiğinizde, çocuğunuz olduğunda, boşandığınızda, şehir veya ülke değiştirdiğinizde, işe girdiğinizde, işten ayrıldığınızda, hastalandığınızda, çok vakit ayıracağınız bir hobi edindiğinizde ve bunlar gibi hayatınızı, dolayısıyla köpeğinizi etkileyecek durumları düşünmelisiniz.

Planlarını tüylü dostlarını katarak yapmadığı için sokakta ve barınakta kalmak zorunda olan birçok hayvan var. En iyi ihtimalle, yeni yuvasına alışması bile uzun sürmekte. Zaten 10-15 yıllık ömrü olan bir canlının yaşamının bir kısmının üzüntü, kafa karışıklığı ve alışma süreciyle geçmesine sebep olmamalısınız. Onun sizden ayrılma süreci her nereye giderse gitsin sizin ayrılma sürecinizden daha zorlu geçmekte…

2.    Alerji testi yaptırmalısınız.

Zannettiğinizden çok daha fazla insan alerjisinin olup olmadığını bilmeden köpek sahipleniyor. Aklımıza bile gelmiyor fakat üstünde durulması gereken bir konu olduğu aşikâr. Bu durumda da ayrılmak yukarıda bahsettiğim gibi aynı süreçlerden geçiyor. Birbirinize alıştıktan sonra ayrılmanın onun için çok daha zor olduğunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmamalısınız.

 

3.    Köpeğinizi günlük 8 saatten fazla yalnız bırakmamalısınız.

Neredeyse tüm veteriner ve eğitmenler yetişkin bir köpeğin sürü içgüdüsünden dolayı 8 saatten fazla yalnız kalmaması gerektiğini ifade ediyor. Yavru köpeklerde ise bu durum, ihtiyaçlarını karşılamak adına 2 saate kadar düşebiliyor. İşinizi veya okulunuzu göz önüne alınca aynı zamanda tek başınıza büyük bir şehirde yaşıyorsanız, trafiği de hesaba katarak köpeğinizin kaç saat evde yalnız kalacağını düşünmelisiniz.

Fiziksel ihtiyaçlarının yanı sıra tek başına sıkılması da ihtimaller arasındadır. Çünkü köpekler sürüleri ile hep beraberdir ve yaşam alanınızı paylaşmaya başladığınızda siz de onun gözünde sürünün bir parçası olacaksınız.  Yapılan araştırmalar sonucunda köpeklerde mutluluk hormonu ile kemirme arasında doğru bir orantı çıkmıştır. Evde yalnız kalan köpeklerin sıklıkla eşyaları parçalaması da kendilerini mutlu etme çabasındandır. Videolarda gördüğümüz kuyruklarını yakalamaya çalışan köpekler ise maalesef aslında komik değil, obsesif davranış bozukluğudur. Uzun süre yalnız kalan veya zihinsel anlamda yorulmayan köpekler kendi kuyruklarını kovalamaya başlar ve bunun sonucunda bilinçli olarak derin yaralar bile açabilirler.

Aynı zamanda tabi ki, köpeklerini sürekli 8 saatten fazla yalnız bırakarak yıllarca bu şekilde bakıp bahsettiğim durumları yaşamayan insanlar da var. Ancak, bu durum köpeğin mutlu olduğunu göstermez, toleransı yüksek olduğu için akıl sağlığını koruyabildiğine işaret eder.

Özetle, zaman içinde köpeğinizi yalnız kalmaya alıştırabilmeli ve bu süreç içinde ayıracak zaman yaratabilmelisiniz. 

4.    Günlük minimum 2 saat vakit ayırabilmelisiniz.

Irk ve yaşa göre farklılıklar olmasına rağmen bir köpek, sabah ve akşam minimum yarım saatlik yürüyüşler yapmalıdır. Fiziksel gelişiminin yanı sıra zihinsel gelişimi de sağlıklı bir ruh halinde kalabilmesi için ihtiyaçları arasındadır. Biliyor musunuz, köpeklerin, diğer köpeklerin idrarlarını kokladıklarında o köpeğin yaşı, cinsiyeti, sağlık durumu ve hatta mutlu mu, mutsuz mu olduğu ile ilgili bilgi edinebildikleri araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Ağaç dibi, aydınlatma direği gibi yerleri uzun uzun koklarken sıkılmadan beklemelisiniz. Bir köpeğin sosyalleşmesi de kaliteli bir hayat geçirebilmesi adına önemlidir. İnsan ve hayvanlarla güzel vakit geçirebilmesi için de zaman ayırabilmelisiniz. Aynı zamanda oynattığınız her oyun esnasında problem çözme yetilerini geliştirir.

Fiziksel bakımına gelecek olursak, günlük taranmasına, pati ve genital bölge temizliğine özen göstermelisiniz. Ayıramadığınız takdirde ise, fiziksel veya ruhsal rahatsızlıklarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu nedenle, köpeğinize dışarıda yapacağınız tuvalet, egzersiz gezintileri, fiziksel ve zihinsel gelişim sağlayan oyunlar, sosyalleşme etkinlikleri ve günlük bakım rutini için minimum 2 saatinizi ayırmanız gerektiğini ve bu sürenin yaş, ırk gibi faktörlerle artabileceğini bilmelisiniz.5.    Maddi sorumluluklarını karşılayabilmelisiniz.

Bu ihtiyaçları üç ana başlık altında inceleyebiliriz. Bunlar aşı programı, beslenme ve diğer harcamalardır. Yavru köpeklerle yetişkin köpeklerin ihtiyaçları da farklılık gösterir.

Aşı programı ile başlayacak olursak; yavru bir köpek sahiplenmek istiyorsanız, aşı programı daha sık olduğu için masrafları da artacaktır. 4 haftalıktan 1 yaşına gelene kadar ki süreçte bir köpeğe Kuduz, Karma, Corona, Bordetella ve Lyme aşıları ortalama 13 doz uygulanır. Yetişkin bir köpek ise bu 5 aşıyı yılda birer doz almak zorundadır. Bu hastalıkların hepsi ölümcül olmakla birlikte, bir aşının ücreti yaklaşık 80 liradır.

Gelelim beslenme ihtiyacına; günümüzde mama fiyatları 80 lira ile 600 lira arasında değişmektedir ve köpeklerin boyutlarına göre mama ihtiyacı farklılık göstermekle birlikte bir kutu mamanın yaklaşık 1 buçuk ayda bittiğini söyleyebiliriz. Köpeğinizin sağlıklı besinler tüketmemesinin mide, bağırsak, böbrek vs. problemlerine yol açabileceğini de aklınızdan çıkarmamalısınız.

Diğer harcamalara değinecek olursak, köpeğinizin sokağa çıktığını, bu nedenle dış etmenlere açık olduğunu unutmamalısınız. Yabancı cisim yemesi, patisine sivri bir cisim batması, alerjik tepki göstermesi gibi durumlar maalesef ihtimaller dahilindedir. Bu gibi durumlarda çıkan veteriner masraflarının yanı sıra; mama kabı, tasma, tarak, oyuncak, yatak gibi birçok gereksiniminiz daha olacak.

Bu ihtiyaçlarını ömür boyu karşılayabilmelisiniz.

 6.    Yavru diye tutturmamalısınız.

Evet, her canlının yavrusu gibi köpeklerin yavruları da çok tatlıdır. Ancak, yukarıda bahsettiğim maddelerde yavru köpeklerin her türlü ihtiyaçlarının yetişkin köpeklere kıyasla çok daha zor olduğunu ifade etmiştim.

Şimdi gelelim alışma mevzusuna. Farklı yaşlarda olan köpeklerle yapılan bir araştırmaya göre köpeklerin beraber yaşadıkları insanlara alışması ve onları “sahip” olarak görmesi yaklaşık 3 hafta sürüyor ve yaş ile alışma arasında direkt bir bağlantı bulunmuyor. Bu nedenle, aranızdaki ilişkinin güçlü olması onun yaşı ile değil, sizin tutumunuzla alakalıdır.

Ayrıca, eğer yavrunun maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecekseniz sahiplenirken bir yavrunun ortalama 45-50 gün anne sütü alması gerektiğini ve 90 günlük olana kadar ise köpek davranışlarını öğrenebilmesi için sürüsünden ayrılmaması gerektiğini lütfen unutmayın. Çünkü bu süreç içerisinde yavru öğrenmesi gereken zihinsel ve sosyal yetileri ancak hemcinsleri tarafından kavrayıp pekiştirebilir.

7.    Irkçılık yapmamalısınız.

Tabi ki ırklara özel davranış farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Ancak, bu durum her ırkın sadece kendi özelliklerini taşıyacağı anlamına gelmez. Bir Golden Retriever çok saldırgan olabilirken, bir Pitbull çok uysal olabilir. Bahsettiğim örnekler istisnai durumlar değildir.

Dünyamızda bizlere konulan kalıplar yetmezmiş gibi hayvanlara da insani etiketler oluşturulmaktadır. Oysa ki her köpeğin tamamıyla ırkıyla bağlantısı olmaksızın kendine has bir karakteri vardır ve kaç yaşında olursa olsun sizin tavırlarınızdan etkilenir. O nedenle, ırkını ön planda tutarak bir köpek sahiplenmektense, ihtiyaçlarını karşılayabileceğiniz bir dost edinmeniz gerektiğini unutmamalısınız.

Bunun yanı sıra, sokakta veya barınakta yaşamış melez köpeklerin sağlık ve sosyal açıdan toleransları diğer köpeklere göre yaşam şartlarından dolayı çok daha yüksektir. Kısacası hem hastalıklara karşı bağışıklıkları fazla hem de sıklıkla rahatsız oldukları birçok durumla karşı karşıya kaldıkları için amiyane tabirle “şımarık” değildirler.

8.    “Neden köpek sahiplenmek istiyorsunuz?” sorusuna uygun cevabı verebilmelisiniz.

Eğer bu sorunun cevabı aşağıdakilerden biri ise lütfen bırakın onun gerçekten sevileceği bir yuvası olsun.

·        “Çocuğum istiyor.” Çocuğunuz sıkılırsa ne yapacaksınız?

·        “Bekçilik, koruma, avcılık, dövüş, üretim gibi bir görevi olacak.” Köpeğiniz verdiğiniz görevi yerine getirmek zorunda değildir.

·        “Çevremdeki insanların köpeği var.” Bir köpekle mi yakınlık kurmak istiyorsunuz yoksa çevrenizdeki insanlarla mı?

·        “Depresyondayım, bana destek olur.” Depresyondan çıktığınızda o köpeği hala istiyor olacak mısınız?

·        “Hediye olarak alıyorum.” Canlılar hediye edilmez!

·        “Köpek korkumu yenmek istiyorum.” Korkunuzu yenmek için, evinize almak yerine öncelikle sokaktaki ve barınaktaki köpeklerle iletişim kurmayı denemelisiniz. Yenemezseniz evinize alacağınız köpeğin de hayatını etkileyeceğinizin farkında mısınız?

·        “Hobi olarak bakabileceğimi düşünüyorum.” Köpek bakmanın bir hobi olmadığını bilmelisiniz.

Bu cevapların hepsi bilinçli ya da bilinçsiz olarak köpeklere karşı gösterdiğimiz art niyetlerimizdir. Bu doğrultuda bir köpek ile dostluk kuramayacağınızın bilincinde olmalısınız.

 9.    Sabırlı olmalısınız.

Köpekler sürü içgüdüleri ile hareket ettikleri için çevreleriyle de sürekli etkileşim haline girerler. Dolayısıyla, sizinle de iletişim kuracaklardır. Çoğu insan bu durumu “ilgi istiyor” diye adlandırır. Her “ilgi istediğinde” onunla vakit geçirebilecek kadar sabırlı mısınız?

Ayrıca, beraber yaşayabilmeniz için bazı kurallarınızın olması gerecek. Fakat birbirinizle sözsel iletişim kuramayacağınız için sabırlı bir şekilde bu kuralları zaman içerisinde anlatabileceksiniz. Örneğin, tuvalet eğitimi bir günde aşılacak bir durum değildir. Bir eğitmenin çözebileceği bir durum da değildir. Başka bir örnek olarak, masadan yemek aşırmasını istemiyor olabilirsiniz. Bu kuralında kısa sürede anlaşılabileceğini düşünmek ütopik olur. Evinizde sabırlı ve istikrarlı bir şekilde baş etmeniz gereken birçok durum olacak. Sabırlı bir insan değilseniz ne kendinizi ne de o köpeği yormayın derim.

 10.  Satın almamalı, sahiplenmelisiniz.

Evet, son olarak sosyal mesaj veriyorum. Bu klişeleşmiş ama asla değişmeyecek maddeyi kendimce açıklamak istiyorum. Canlıları metalaştırdığımız sürece bilinçli veya bilinçsizce değerlerini düşürüyoruz. Satın alırken siz onu bir ürün olarak görmeyebilirsiniz. Ancak, bilinçaltınızda onu satın alışınız var.

Bunun yanı sıra, pet shoplarda ve üretim çiftliklerinde damızlık olarak kullanılan hayvanların içler acısı hallerinin farkında mısınız? Satın almayı bırakmadığımız sürece bu etik dışı sektör daha fazla genişleyecek.

Ayrıca, satın almanın köpek hırsızlığını artırdığını biliyor musunuz? Bir canlıya değer biçilirse, doğal olarak art niyetli insanlar o değeri kullanmaya çalışır. Son zamanlarda Ankara’da köpek hırsızlığında ciddi bir artış var. Geçtiğimiz ay bir kadın köpeğiyle yürüyüş yaparken resmen kapkaç yaparcasına sokak ortasında elinden köpeği alıp kaçırıldı. Unutmayın ki, hiçbir canlıya paha biçilemez ve bu durum ne zaman biz onlara değer biçmeyi bırakırsak sonlanacak.

 

Özetlemek gerekirse, doğal ortamlarını yok ettiğimiz için bize muhtaç canlılar olduklarını ve hayatlarına dokunduğumuzda bizim için anlamı olmasa da onlar için çok şey ifade ettiğimizi unutmamalıyız.   Bu yazıyı bundan sonra sahiplenilen tüm hayvanların ömürlük ve sıcacık yuvaları olması dileğiyle yazdım. Lütfen bir canlı ile yaşam alanınızı paylaşırken yukarıda bahsettiğim maddeleri detaylıca düşünün.

 

 

Not: Gülbahar Karakoç’un hayvan hakları ile ilgili Sokaktaki Patili Canları Yaşatma Derneği (PADER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Yerel Hayvan Koruma Görevlisi Alper Karmış ile röportaj yaptığı yazısını okudunuz mu?

https://www.evrensel.net/haber/380994/pader-yonetim-kurulu-baskani-alper-karmis-cezasizlik-hayvana-siddeti-artiriyor


Kaynakça

http://www.aktuelarkeoloji.com.tr/kopekler-ilk-nerede-evcillestirildi

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/tarkan-ozvardar/kopekler-neden-yalniz-basina-oyun-oynamaz-41076754

https://www.youtube.com/watch?v=OAZC8xH60IM

https://www.yedikulehayvanbarinagi.com/kopek-sagligi/kopek-asi-takvimi/1/2532

https://www.youtube.com/watch?v=nVQwIkAl6cY

FOTOĞRAFLAR

https://www.pexels.com/photo/bed-animal-dog-dogs-57627/

https://unsplash.com/photos/jd0hS7Vhn_A

https://unsplash.com/photos/6x-hVXXiBxs

https://unsplash.com/photos/NH1d0xX6Ldk

20-06-2019
Nihan Yenel

Nihan Yenel

Doğa ve Hayvanlar

“Bir anne kurt, ölümcül şekilde yaralanmış yavrularından birini öldürdü; bu bana, haşin bir şefkati ve ölümün nihayete ulaşmasına izin verme gereğini öğretti.” Kurtlarla Koşan Kadınlar’dan…

Doğadaki tüm canlıların mükemmel uyumundan öğrenebileceklerimiz olduğunu düşünüyorsanız, doğru yerdesiniz!

znyenel@gmail.com