Kitap İncelemesi: Eril Tahakküm/Pierre Bourdieu

A+ A-
Okuması ve anlaşılması zor olan fakat geçmişten günümüze kadınların yaşadıklarının anlaşılabilmesi için okumamız ve anlamak için çaba göstermemiz gereken bir kitap. Son zamanlarda şiddet olaylarının artması  (sadece kadınlara yönelik şiddet diye belirtmememin sebebi genel olarak insanlarda şiddet eyleminin artmış olması ) ya da aslında her zaman var olan durumun daha çok görülmeye başlanması ve sosyal medya aracılığıyla hızla yayılması ve daha görünür olması da diyebiliriz bu duruma, yaşanılan ve hissedilen baskı ve şiddetin kökenini araştırmak bu duruma bir çözüm bulmaya çalışmak konusunda daha fazla bilinçlenmemiz gerektiği sonucunu ortaya koyuyor.

Öncelikle kitabı anlayabilmek için okumaya başlamadan isim olarak bize neyi anlatmaya çalıştığını bilmemiz gerekir. “Eril Tahakküm" bize neyi anlatmak ister ne anlama gelir. Eril, erkek cinsten sayılan anlamında kullanılan bir sözcüktür. Tahakküm ise baskı ve zorbalık anlamına gelir. Eril tahakküm ise erkek egemen gücün baskısı anlamına gelir.


Eril Tahakküm ‘de Bourdıeu yıllardan beri var olan, üzerine birçok araştırma yapılan eril hegemonyanın incelemesini, Kabil Berberilerinin, nesnel yapıları ve bilişsel biçimlerinin etnografik çözümlemesi, erkek merkezli bilinçdışının kategorileştirilmesinin nesnelleştirilmesini harekete geçirmeye yetkin bir sosyo-analiz aracı olarak kullanır. Bourdıeu bu çalışamayı yaparken eril tahakkümün birer ürünü olan düşünme biçimlerini kullanma riskini de göz ardı etmez.

Kadın ve erkek arasındaki anatomik farklılıkların zamanla toplumsal bilinçaltına yerleştiğini verdiği örneklerle bize gösterir. Genel olarak kadınlar, erkekliğin daha üstün olduğu kadına dair aşağılayıcı imgeye katılırlar der. Çünkü kadın, erkeğin gururla sergilediği övündüğü taraflarını örtmek ve saklamak zorunda kalmıştır. Örneğin evlenmeden önce bele kuşağın bağlanması kadının bedenini kapalılığının işaretlerinden birisidir. Kadında zamanla bu durumu kabullenir ya da normal olarak görmeye başlar ve ileride büyüteceği nesli buna göre yetiştirir. Böylece bu tahakküm yıllar boyu süreklilik sağlar.
 
                "İş erkek veya kadın tarafından yapılmasına göre her zaman                                          farklılaşır."                                                                                                                                                                                     (Margaret Marvani)
 
Bourdıeu erkekliğin, diğer erkeklerin önünde ve onlar için, kadınlığa karşıt olarak ve her şeyden önce kişinin kendi içindeki bir tür dişil korkusu içinde inşa edildiğini söyler. Bu yüzden cesaret denilen şeyin de aslında çoğu zaman bir tür korkaklık olduğunu belirtir. Yani erkeklerin çoğu zaman cesaretle atıldıkları şeylerin dişillik korkusuyla, onlardan ayrı olduklarını kanıtlamak için yaptıklarını söyler.


Kadınların çalışma hayatına katılması bu tahakkümün tamamen sona erdirememiştir. Tabi ki ekonomik özgürlüklerini sağlayabilmeleri kadınların için önemli bir avantajdır ama tahakküm çalışma hayatında da kendisini gösterir. Kadınlar çoğunlukla ücretsiz çalışmalara hapsoldukları ve bu nedenle emeğin parasal değerini düşünmeye fazla eğilimli olmadıkları için gönüllü faaliyetlere erkeklere göre daha yüksek bir oranda meyleder der, Bourdıeu.

Kadınlara yönelik tahakküme ve dışlanmaya, kadınların kendilerinin de katkı verdiğini söyler. Kadınların ise bizatihi katkı vermeye sevk eden hiyerarşik yatkınlıkların farkında olması ve bunların hesabını verebilmesi gerekir der.
                   
                    "Kadınlar yüzyıllardır, erkek görüntüsünü gerçek boyutlarının
                           iki katında gösterebilen büyülü ve enfes bir güce sahip                
                                    birer ayna görevini yerine getirmişlerdir."
            (Virginia Wolf)
 
Bu baskının, şiddetin ve dışlanmanın durdurulabilmesi için sadece kadınların değil erkeklerinde bu konuda bilinçlenmesi gerektiğini söyler. Zaten böyle bir konu sadece kadınların haklarını araması bilinçlenmesi ile hallolabilecek bir konu değil. Bu yüzden erkeklerinde en az kadınlar kadar bu konu bilinçlenmeleri gerekir. Bourdıeu'nun da dediği gibi "Eril tahakküm topyekûn bir meseledir.".
 
Aslında kitapta daha bahsedilebilecek çok fazla örnek mevcut ama ben sizlerinde okumasını isteğim için birkaçını ele aldım. Ayrıca kitapta okumak isteyebileceğiniz bazı yapıtlardan da bahsetmiş. Mesela ben Virginia Wolf'un "Kendine Ait Bir Oda" ve "Üç Gine" kitaplarını okunacaklar listeme kaydettim. Sizde bu konular hakkında daha bilgi edinmek isterseniz Virginia Wolf'un kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.

Eril Tahakküm kadın-erkek ilişkisinin kökenini anlamak için güzel bir kitap. Okurken rahatsız olabileceğiniz, tamamen katılabileceğiniz, eleştireceğiniz yerleri var. Konuyu daha da çok araştırma isteği duyacaksınız. Okuduklarınızı başkalarına anlatma, tartışma ihtiyacı hissedebileceğiniz bir kitap. Umarım okuma fırsatınız olur.

Görüşmek Üzere :)

Kaynakça

Eril Tahakküm-Pierre Bourdieu

https://www.google.com/görseller

14-09-2020