Kitap İncelemesi: Angela Carter / Kanlı Oda

A+ A-

Bu zamana kadar okuduğunuz tüm masalları unutun. Ya da durun durun unutmayın hepsini tekrar hatırlayın. Neler olmuştu o masallarda? Üstünden geçelim mi bir daha? Mesela kırmızı başlıklı kız nasıl da kurtulmuştu kurdun midesinden ya da rapunzel hayatının aşkını bulmuştu kapatıldığı şatodan, pamuk prenses ölmekten kurtulup 7 tane dost edinip prensini bulmuştu ya hani bu ve bunun gibi nice güzel sonla biten masallar… Bize her şey ne kadar kötüye giderse gitsin hala bir umut olduğunu dayatmaya çalışan iyilik timsali masallar. Bütün küçük kız çocuklarını bir gün beyaz atlı prensini bulacağına inandıran masallar.  Ancak ne yazık ki bu uğurda bir sürü çirkin kurbağa kovaladığımız ama elimizde yüzümüzde siğillerimizle kalakaldığımız kocaman hayal kırıklıklarımız. Asla itiraf edemedik belki ama aslında hep en mükemmeli en iyisini bulmaya çalıştık çünkü pamuk prenses buluyordu. Kaçımız hiç gitmek istemediğimiz halde gece partilere gitmedik ki, içten içe sindirella’nın prensini bulduğu gibi biz de prensimizi bulacağımızı düşündük belki de. Ya da başımıza her kötü bir şey geldiğinde bizi kurtarmaya gelecek olan bir eril kişisi bekledik. Okuduğumuz masallardaki kadınlar hep güçsüzdü ama hep mutlulardı ve hayatının aşklarını buluyorlardı. İnanmak istedik. Eğer güçsüz ve muhtaç olursak bizi de biri kurtarabilirdi. Hayır, bütün bu masallar bizi kandırmak için yazılmış kocaman yalanlardı aslında. Bu masallar kadının ve erkeğin toplumdaki yerini bize saçma bir şekilde göstermeye çalışan, daha küçücük bir bebeyken aklımıza işleyen ve kocaman kendi ayakları üzerine duran bir kadınken de aklımızın bir köşesine iliştirilen diktelerdi. Kadının, hayatta var olmak için, kendini korumak için eril bir güce ihtiyacı olmadı hiçbir zaman. Erkek sadece kadın onu hayatında istediği sürece vardı. Üzgünüm konu kadın ve erkeğe geldiğinde ne yazık ki kendini susturabilme yeteneğine sahip olmadığım için bu konu hakkında sonsuza dek konuşabilirim. Ama konuyu dağıtmamak gerek öyle değil mi? Sahi konumuz neydi? Konumuz masallar, onların oluşturduğu sahte dünya ve muhtemel sonlar. Mesela kırmızı başlıklı kızın gerçekte başka türlü bitebileceğine olanak verdiniz mi hiç? Ya da şöyle bitseydi daha güzel güzel olabilirdi dediğiniz bir masal var mı? Sanmıyorum çünkü masallar, masallarımız aslında herkesi mutlu etme amacı taşıdığı için inanılmaz bir iyimserlikle sonlanmıştır hep. Ama gerçek dünya, masallar gibi mutlu sonla bitmez çoğu zaman. Ben uzun süre eğer bütün masallar gerçek olsaydı aslında sonları nasıl olabilirdi diye düşündüm durdum.

Kısa bir zaman önce internette dolanırken rastgele bulduğum Angela Carter’in Kanlı Oda adlı kitabı o zaman girdi hayatıma. Kitap on tane hikâyeden oluşuyordu. Angele Carter’in bu ilginç eseri bu zamana kadar sonunu yanlış bildiğimiz masalları farklı bir dille ele alıyor. Bu masallar yüzyıllar önce söylenegelmiş ve muhtemel sonları değiştirilmiş hikâyelerden oluşuyor. Kızla kurdun değişik öyküsü, güzel ve çirkinin mutlu bir aşk masalına dönemeyen hikâyesi, orman cinleri kralının hazin öyküsü… Bu ve bunun gibi daha nicesi… Gerçeklerine oranla çok daha karamsar yazılmış ancak hayatın gerçeklerini de içeren hikayeler… Peki, neden değiştirildi bu hikayeler? Eskiden çocukları korkutmak için yazıldığı söylenen bu hikâyeler modern zamanda bambaşka hal alıp çocukların uyumalarına yardımcı masallar olarak karşımıza çıktılar. Angela Carter’de bu masalları farklı yorumlayan masallarla feminizmi harmanlayan yazarlardan biri… Kitabın dili olukça akıcı… Hikâyeleri okudukça aslında altından ne kadar çok şey çıkabileceğini görüyoruz. Hikâyelerle mitlerin iç çe girdiği bu güzel romanı okudukça bu zamana kadar dinlediğiniz okuduğunuz hikayeleri gözden geçirme şansı buluyorsunuz. Pamuk prenses, cüceler tarafından kaçırılan bir esir miydi? Rapunzel aslında şizofren miydi? Peki ya uyuyan güzel? Uzun süre komada kalan hastaların nevroza girmesi gibi aslında nevrotik semptomlar mı gösteriyordu? Kanlı odayı okuduğumda bu aydınlanmaları tek tek yaşadım. Angela Carter’in 1993 yılında basılan bu öykü kitabı masalları ve mitleri kendi dünyasının büyülü gerçeklikten bir adım öteye taşımış, masallarına feminizmin ve postmodernizmin dokunuşlarını katmıştır.

Kitaba ismini veren Kanlı oda adlı hikâyesi ise okuyanları bambaşka gezegenlere sürüklemeye ant içmiş adeta… Hikâye anlatıcımız fakir olduğu için kendinden yaşça büyük ve daha önce üç kez evlenmiş bir adamla evlenen 17 yaşında bir kadındır. Evlendiği eşi Marquis ona evdeki tüm odalara girebileceğini fakat sadece bir odaya girmesinin yasak olduğunu söyler. Merakına yenik düşen genç kız o odaya girmenin bir yolunu bulur. En sonunda odaya girdiğinde korkunç bir gerçekle yüz yüze gelir. Marquis daha önce evlendiği üç eşinin cesedi odada yatmaktadır. Korkudan ne yapacağını şaşıran genç kadın anahtarını yere düşürür. Anahtar yere düştüğü anda kana bulanır. Ne yapsa kanı çıkaramayan genç kadın en sonunda kocasına yakalanır. Hikâyenin sonunda kocası tarafından öldürülmekten annesi tarafından kurtarılan genç kadına kocasından muazzam bir miras kalır. Hikâyede herhangi bir baba sembolünün olmaması tamamen kadın karakterlerin üzerine kurulmuş olması hikayenin feminizim vurgusuna da dikkat çeker. Marquis öldükten sonra kör bir adamla evlenen genç kadın burada adeta tüm dizginleri eline aldığını kanıtlar okuyucusuna. Bu ve bunun gibi birçok farklı hikâyeden oluşan bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Hikâyedeki kurtarıcı kişinin anne olması aslında bizlere eril bir gücün bir kadını kurtarmasının her zaman gerekli olmadığını ve masalların o erkeksi dilinin değişebileceğini bizlere kanıtlar. Saflığını yitirmiş bir kadının öyküsünü ele alan bu hikâye bizi masalların o inanması güç saflığından da uzaklaştırıyor. Okuduğumda masallar âleminin o farklı tınısını hissettiğim bu muhteşem eser bende tekrar tekrar okuma hissi yaratmayı beceren nadir kitaplardandır. Umarım bu farklı eseri okuduğunuzda benimle aynı duyguları hissedersiniz.

Masalların o büyüleyici dünyasında görüşmek dileğiyle

Sevgiyle kalın,

                         " Bu bir kuzey ülkesi; hava soğuk insanların yüreği soğuk"


Kaynakça

Angela Carter, Kanlı Oda

https://unsplash.com/

18-09-2020
Şeyma Bacın

Şeyma Bacın

Psikolog

‘’İsterseniz kitaplıklarınıza kilit vurun, ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü, ne de kapatabileceğiniz bir kapı.’’

                                                        Virginia Woolf

seymabacin@gmail.com