Kendimize Biçtiklerimiz

A+ A-
"Biliyorum”, dedi. “Yeni bir hayat lazım. Belki bundan sana ben daha evvel bahsettim. Fakat sıçrayabilmek, ufuk değiştirmek için dahi bir yere basmak lazım. Bir hüviyet lazım. Bu hüviyeti her millet mazisinden alıyor” (Tanpınar, 1996:155)



Bugünlerde küresel köyümüzün pandemisinde en çok düşündüğümüz olgu bu sanıyorum.Yeni bir başlangıç ya da taze bir umut.
Ya da bu etki çemberinden kurtulabilmek için tüm bunların ötesine ya da berisine çektiğimiz zaman...Veyahut da bu zamanın içinde geçmişe bıraktığımız hasret ya da geleceğe bıraktığımız özlem...şuanın içindeki kaygıdan kurtulmak için bu seçenekleri doyasıya kullanıyoruz.Geçmiş çoğunlukla; paye vermediklerimiz,gelecek ise muammanın bize sağladığı rahat ürün yerleştirme alanı gibi ortaya çıkıyor sanki ... Peki ama bugün geçmişin ve geleceğin daha kıymettar olması sadece pandemiye has birşey mi?Pandemi bu yaşadıklarımızın sıklığını arttırmış ,şiddetini daha belirginleştirmişse de ,benim perspektifimde bu pek böyle değil.Peki ben mi nerden mi biliyorum?sanırım şurdan:
 
* Yüksek bir mutluluğa eriştiğinde ne oldu insanoğluna?
* Sıkıldığında ne yaptı ?
* Üzüldüğünde?
* Hüzünlendiğinde?
* Kendini kaybettiğinde?
* Yeni bir gelecek istediğinde?
* Kendini sorguladığında?
* Birini kaybettiğinde?
* Birşeyini kaybettiğinde?
* Uzun zaman sonra sevdikleri ile karşılaştığında?
* Yeni bir işe başladığında?
* Yaptığı bir iş yerle yeksan olduğunda?
* Sıfırdan başladığında?
* Hayal kırıklığına uğradığında?
* Ne yaptı tam olarak?
 
Şuanki reflekslerin birçoğunu verdik sanıyorum...
Bunları söyleme sebebime bir  gerekçe sunmam gerekirse şayet, sosyal medyada, kendi çevremizde,hatta içimizde, sürekli olarak pandemiye atfettiğimiz duygu ve düşüncelerimizin olmasını gösterebilirim.Pandemi bir günah keçisi olabilir,makus talihimizde bir zorlantı olabilir fakat normal zamanda pandemi varlığı olmaksızın yaşadıklarımızın sonuçları?ümitsizlik,sabırsızlık,doz kaçırmalık,tükenmişlik,soyutlanmışlık,ertelenmişlik/ertelemişlik,sağlık ihmalleri...ve daha niceleri...Şuan metrekare hesabına sığdırdığımız birçok duyguyu öncesinde aslında açıkhavada bilare yaşıyorduk.Yeri gelmişken belirtmek isterim; Bu bir pandemiyi ciddiyetsizleştirme çabası değildir...yasal bir virgül koymak isterim.Vurgulamayı hedeflediğim nokta müşahade yeteneğimizi açığa çıkarmadan,yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz durumun psikolojik ağırlığını tamamen koronaya bağlamakla bağlantılıydı aslında.Tam da bu noktada bir olgu daha önümüze çıkmış oluyor ki bu durumu biraz daha netleştirir; genellikle insanoğlu yaşadıklarını / yaşayacaklarını engelleyen ya da sınırlayan duruma atıf yaparak kendi sorumluluğunu görememe kuyusuna düşüyor...Misal :" Pandemi olmasaydı bunu yapacaktım ya da pandemi olmadan once hayatım böyleydi "gibi...bu olmasaydı da şirket batabilirdi mesela?ya da evde zorunlu olarak (Allah korusun) hastalıktan dolayı zamanını evde geçirmek zorunda kalabilirdin..ya da bir anda bütün fikirlerini değiştirmek zorunda kalıp sil baştan başlamak durumunda olabilirdin...ya da çok arzuladığın o gelecek bu pandemiden daha sancılı,daha baskıcı ya da daha büyük bir yük altında bırakabilirdi seni..Öyle değilmi?
Schopenhauer da diyor ya hani "geleceği bilmemek insan için bir lûtuftur" diye.Bu lûtfu bir düşünebilirdik mesela...



Pandemi bir süreliğine bir engel , bir süreç...Fakat burda sadece pandemi mi bir engel?yoksa çoğunlukla ertelediklerimiz,geçmişe Zaman zaman sırt çevirdiğimiz,kendimizi görmezden geldiğimiz ,halı altına koyduğumuz ,kah yastık altında beklettiklerimiz,kah daha kötüsü olabileceğini düşünmememiz, zamana bıraktığımız o büyük boşluklarımız mı? Evet bu virüsün tıbbi ve psikolojik anlamdaki tehlikesi çok büyük...ama kendimize biçtiğimiz zarar bundan daha büyük olabilir...
Bu olgular penceresiyle bakarsa insan günah keçisini sadece pandemiye atfederek azalttığını sandığı korkularını,endişelerini ya da öfkesiyle karşılık vererek süreci kendi / etrafı adına baltalayarak hali hazırda kullanabileceği verimli bir çaba üretimini nasıl yerle yeksan ettiğini daha iyi görecektir diye düşünüyorum.

Kaynakça

https://www.blogforthepoor.org/meet-the-winners-of-the-2017-angels-of-hope-drawing-contest/

https://66.media.tumblr.com/585736b75332c7ddc3e6595967588eaf/tumblr_neobu1xEmD1qg3589o1_640.jpg

https://www.edmtunes.com/wp-content/uploads/2016/03/artworks-000149683910-c3881e-original-696x696.jpg

https://newbeginning.org.uk/wp-content/uploads/2016/06/New-Beginnings-Support-Services3.jpg

http://www.localfoodandmore.org.uk/images/story/3/seed.jpg

https://www.blogforthepoor.org/wp-content/uploads/2017/07/El-Salvador-Junior-Winner-Glenda-13-yrs.-1080x835.jpg

06-05-2020
Merve Doğanlar

Merve Doğanlar

Psikolog

1990 yılında Yalova’da dünyaya merhaba dedi. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimlerini burada tamamlayıp, daha sonra Üsküdar Üniversitesi Psikoloji (ing) bölümünden mezun oldu. Üniversite öğrenimi sırasında İletişim bilimlerinde yandal yaptı. PAMER (Post-Colonial çalışmalar merkezinde) çeşitli araştırmalara ve makale çalışmalarına katıldı. Lisans öğrenimi sırasında biri Almanya biri İngiltere olmak üzere 2 Erasmus yaptı. Bu yüzden kültür şoklarına toleranslı:).Şuan da hali hazırda devam etmekte olan Klinik Psikoloji yüksek lisans öğrencisi, spor aşığı, bilime dair her şeye maydanoz olmayı seven, nitelikli hasbihallere müptela, değiştirebileceklerine değiştiremeyeceklerinden daha çok inanan, insana dair her şeye meraklı olmak gibi sıfatlarıyla hemhal olmakta.

 

mystonesoft@hotmail.com