Kapitalizm Ablukası

A+ A-

Kapitalizm bize döner ve şöyle der: '' sorgulamadan tüket '' . Bizleri yürüyen banknotlar ve iş gören makineler olarak gördüğüne de eminim. Kapitalist anlayış, yarattığı düzenin insanı tüketmesiyle ilgilenmez, bireyi merkeze koymaz. O daha çok bireyin piyasalara ne kazandırdığı ile ilgilenir. Kapitalist düzenekte her şeyin sayısal bir karşılığı vardır. Kültürün, eğitimin, sanatın hatta insanın bile. Bu kuşatmanın etkilerini anlamak adına şimdi madalyonun öteki yüzünü çevireceğiz.

Kapitalizm, dünya ülkelerinin çoğunun sosyo-ekonomik işleyişinde rol oynayan sistematik bir modeldir. Bu modelde her şey para ile ilintilidir.  Serbest piyasa ekonomisinin, sermayenin önemli olduğu kapitalizmde doğal olarak maddi unsurlar ön planda tutulur. Kapitalizm, ilk duyulduğunda kulağa her ne kadar sadece ekonomi ile alakalı bir şeymiş gibi gelse de işin özünde hayatımızın her alanını şekillendirmektedir.

Çalıştığımız işte aldığımız ücret ve o ücretle belirlenen yaşam standartlarımız var. Fakat kapitalist yapıda ne kadar çalışırsan o kadar kazanırsın diye bir kaide yok. Sermaye sahipleri, çalışanlarının emeği üzerinden büyürken çalışanlar, önceden belirlenmiş ücretler karşılığında hayatını sürdürmeye devam eder. Sanırım ‘‘ kaşıkla verip kepçeyle geri almak ’’ deyimi kapitalist anlayışı gayet iyi açıklamaktadır. Peki insan denen varlık bu kuşatmaların içinde ne hissetmektedir?

Tüketim ve para ekseninde dönen dünyamızda gitgide robotlaştığımız sugötürmez bir gerçek. Eminim siz de her şeyin oldukça hızlı aktığı, tüketimin yarışa dönüştüğü ve bunun yarattığı robotlaşma duygusunu zaman zaman yaşıyorsunuzdur. Bazen sokağa çıktığımda bir yerlere yetişmeye çalışan robotlar görüyorum sanki. Sürekli bir koşuşturma. Para kazanmak için, kapitalizmin sana pazarladığı ihtiyaçları karşılayabilmek için. Bütün bunların ortasında duygusuzlaştık. Mutluluk kavramının dahi maddileştiğini rahatlıkla görebiliyoruz. Önceden sevmek-sevilmek mutluluğa yeterken şimdi bir eve, arabaya, telefona ya da bir çantaya sahip olmak birinci önceliğimiz. Telefonumuzun bir üst modelimi çıktı, hemen almalıyız. Ona ihtiyacımız olması önemli değil, önemli olan reklamların bize pompaladığı tüketim hazzını tatmak. İşte kapitalizm kendini böyle var etmekte.

Kapitalizme yönelik ciddi eleştiriler ortaya koyan Karl Marx’ın deyimiyle insan kendine, emeğine yabancılaştı. Hepimiz bu sistem içinde metalaştık, değersizleştik. Tüketim toplumu olduk. Hem de bahsettiğimiz tüketim yalnızca maddi değil manevi boyutlara da sahip. Duygularımızı, düşüncelerimizi çok çabuk harcar hale geldik. Aslında fark etmeden tükettikçe tükeniyoruz. 

Her ne kadar kapitalizmin açmazlarından söz ederek kritiğini yapsak da bunun parçası olmak kaçınılmaz bir durum. Toplumsal yaşantımızın göbeğinde duruyor ve bizler ister istemez ona hizmet ediyoruz. En azından bu konudaki algılarımızı açık tutarak kapitalizmin benliğimizi edilgenleştirmesine karşı koyabileceğimizi düşünüyorum. Tabii henüz bir makineye dönüşmediyseniz.


 


Kaynakça

Görsel: www.pexels.com

19-03-2021