Kapadokya' daki Balina

A+ A-

Belediye başkanı beni aradı ve biraz sonra söyleyeceklerine hazırlamak için olacak ‘İnanmakta zorlanacaksın ama çok acayip bir şey oldu doktor’ dedi. Pazar günüydü iş yoktu yine de erken uyanmış kahvaltımı yapmış müzik dinleyerek bulaşıkları yıkıyordum. ‘Biz toplum olarak şaşırma duyumuzu doksanlara gömdük başkan. İki binlerde uzaylılarla futbol maçı oynasak şaşırmam’dedim.

‘Tamam o zaman’ dedi belediye başkanı ‘sıkı dur haberi veriyorum. Gece Kapadokya’ da bir balina bulduk’

‘Kapadokya’ da balina buldunuz, öyle mi? Yani balina figürü olan bir kabartma falan mı?’

‘Yok yok bildiğin balina…’

‘Bildiğin balina, derken?’

‘Okyanus balinası. Benim çok vaktim yok. Geldiğinde zaten görürsün. Acil çantanı alıp bize katılmanı istiyorum. Çok kalabalık olacak orası, sana ihtiyaç olabilir.’

‘Tam olarak nereye geleyim?’

‘Sana araç gönderdim. Şoför biliyor yolu. Kapadokya’ da diyorum çünkü balinanın başı Gülşehir sınırları içinde kalıyormuş, kuyruğu Avanos, yüzgeci Nevşehir merkez sınırı içerisinde. Sen gel doktor. Ayrıntıları balina başında konuşuruz.’

Şakadır diye düşünüyordum. Akdeniz’ de balina vardı. Akdeniz’ deki balinalardan birinin Kapadokya’ ya gelebilmesi için üç yüz kilometre kadar karada mesafe alması gerekirdi. Mümkün müydü? Üç yüz kilometre kara canlıları için bile kat edilmesi uzun zaman alacak bir mesafeydi. Balina bir günde çıkmıştı ortaya, hatta bir gecede birdenbire.

Arabada giderken şoföre sordum: ‘Sen gördün mü?

‘Gördüm doktor bey’ dedi ‘bildiğin balina’

Ben daha önce hiç balina görmemiştim. Şoförün ‘bildiğin balina’ sözü bu yüzden gülünç geldi.

Ben hala şakadır diye düşünüyordum. Bir balinanın üç yüz kilometrelik kara mesafesini kat edişini göz ardı etsek bile üç belediye sınırının kesiştiği yeri bulabilmesi için ileri harita bilgisine sahip olması gerekir ki… Sanmam ki bu bilgiye sahip bir balina olsun.

Şoför ‘İşte orada!’ dediğinde baktım: Balina muazzam bir heybetle yatıyordu. Arabadan inip balinaya yaklaştığımda çok heyecanlandım. Aynı heyecanı Ağrı Dağı’ nı gördüğümde de yaşamıştım. Resmini kaç defa görürseniz görün, gerçek harikalar, karşısına geçtiğinizde hoplatırlar yüreğinizi.

Bu harika yaratığa dokunmak istiyordum. Hatta ona sarılmak ‘Ne kadar müthişsin’ demek istiyordum. Balinaya çok yaklaşmış olmalıyım ki görevli durdurdu beni ‘Balinaya yaklaşmak yasak’ dedi. Ne tuhaf yıllar önce gördüğüm Ağrı Dağı’ na yaklaşmak da yasaktı.

Beni bir çadıra aldılar. Çadırda Nevşehir’ in ileri gelenleri vardı. Çadıra girdiğimde balinanın otopsi raporu okunuyordu. Ben de dinledim.

‘Cesedin etrafındaki tuzlu su artıkları, meftanın hayattayken tek başına hareket ederek geldiğini değil de sanki bir akvaryuma benzer tankerde taşınarak bölgeye getirildiğini düşündürmektedir. Şu anda bulunduğu yere konulduğunda hayatta olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü toprak üzerinde yüzgeç maharetiyle açıldığı belli olan oluklar mevcuttur. Hayvan sağ yüzgecini kullanarak on metrelik, içi hayvanın yattığı tarafa bakan dairesel oluklar açmış, yine de Nevşehir’ e bakan yönünü değiştirememiştir…’

Nevşehir Belediye Başkanı burada araya girdi: ‘Zavallı hayvan. Son isteğini yerine getirmek bize düşer arkadaşlar. Madem Nevşehir merkezine doğru hamle yapmış, demek ki o tarafa gitmek istemiş. Bu durum da yirmi otuz metre neyse artık güneye çekip hayvanı, Nevşehir merkezi sınırları içinde muhafaza edelim’ dedi.

Avanos Belediye Başkanı da konuştu: ‘Şu an bedeninin büyük kısmı çok şükür ki belediyemiz sınırlarındadır. Yani balina Avanos’ undur. Eğer bir tarafa çekmek gerekiyorsa doğuya doğru yedi metre çekmek yeterlidir.’

Gülşehir Belediye Başkanı: ‘Memeli canlıların hatta bütün canlıların en büyük beyin ağırlığı bu canlıdadır. Ve balinanın muazzam beyni de Gülşehir sınırları içersindedir. Yirmi beş metre kuzey batıya çekeriz hayvanı olur biter.’

Avanos Belediye Başkanı sinirlenmişti: ‘İki metrelik muazzam şeyi de Avanos’ tadır. Hayvanın cinsel organı bizde ve beyni ne kadar ağırsa yani şeyi de o kadar şey.’

Nevşehir Belediye Başkanı da ısrarcıydı: ‘Canlılar sahip oldukları fiziksel özellikleriyle değil gayeleriyle yani amaçlarıyla değerlendirilirler. Henüz canlıyken hayvan ne tarafa gitmek istemiş? Bizim tarafa. Öyle değil mi? Bu mübarek hayvanın arzusunu yerine getirelim efendim. Hayvanı biraz güneye çekelim olsun bitsin bu iş. Bu arada hayvanı görmeye gelecek Gülşehirli ve Avanoslu turistlere de yüzde beş bilet indirimi yapacağıma söz veriyorum.’

Bu tartışma uzar giderdi ama hükümeti temsilen çadırda bulunan bakan gülümsedi ve çok net konuştu: ‘ Belediyelerimiz üzerindeki ağır yük göz önüne alınarak hükümetimiz pek sevgili ve de değerli balinamızın etrafındaki bir kilometre çaplı alanı özelleştirmiş bulunmaktadır.  Yabancı sermayeyi ülkemize çekmek için bu özel alanın işletmesi ihale edilecektir. Konuyla ilgilenen Katarlı ve Norveçli şirketler takibimizdedir.’

Ben çadırdan çıkarken yerel belediye başkanları hükümetin kararına duydukları hayranlığı dile getiriyorlardı. Ben balinaya doğru döndüm ve bu muazzam silueti izledim. Onun için bir şeyler yapmak istiyordum. Canlı değildi. Mısır piramitleri de canlı değildi. Dağlar da, buzullar da canlı değildi. Onlar için bir şeyler yapmak istiyordu insanlar. Tarifi mümkün olmayan bir duyguydu, iman etmeye benzer bir duyguydu bu.

Orada ne kadar durdum bilmiyorum. Bir adam yaklaştı yanıma. ‘Doktorsunuz değil mi?’ dedi. ‘Evet’ dedim. Bana bir kalem uzattı. Kalemi alırken fark ettim adam mevsime uygun giyinmemişti. Kısa kollular için erkendi bence. Kalemi henüz ceketimin cebine koymuştum ki bir kalem daha uzattı bana biraz önceki kalemin aynısıydı. Onu da aldım. ‘Artık yazmaya başlayacaksınız’ dedi adam. Bana bir kalem daha uzattı ve onu alırken sordum: ‘Ne yazacağım?’

‘Tanrıların savaşını yazacaksın’ dedi adam, yeniden kalem uzatırken.

‘Bana neden bu kadar çok kalem veriyorsun ve niçin tek tek veriyorsun? Şaka mı bu yaptığın?’

Bana on birinci kalemi uzatıyordu: ‘Kusura bakma bu teknik bir sorun. Evren öyle muazzamdır ki her müdahale yeni sorunlar oluşturur’

Ben adamı kırmamak için verdiği her kalemi alıyordum. Ceketimin cepleri dolmuştu. Elimdeki acil çantasına yerleştirmeye başladım kalemleri.  Bu sırada da sordum: ‘Bu balinanın buraya nasıl gelmiş olabileceğini çok merak ediyorum’ dedim. Ondan bir cevap beklemiyordum. Durmadan verdiği kalemleri acil çantasına yerleştirirken öylesine konuşmuştum.

‘Asaf’ ın işi’ dedi ‘ Belkıs’ ın koltuğunu Süleyman’ ın sarayına getirmek için acele etti ve bu acelecilik uzay zamanda bazı yankılara yol açtı. Balinanın okyanustan buraya gelişi bu yankılardan biri’

Uzattığı kırk yedinci kalemi alırken sordum: ‘Asaf kim?’

‘Süleyman’ ın veziri’ dedi ve elini bir kez daha uzattı. Bu kez elinde kalem yoktu.

‘Neden bana kalem verdin?’

‘Şirket gönderdi. Yazara ne hediye edersin? Kalem’

Doktor olduğum için alışıktım kalem hediyesine. İlaç firmalarının tanıtımcıları üzerinde ilaç ismi olan kalemler getirirlerdi. Bu esrarengiz adamın verdiği kalemlerin üzerinde yazı yoktu.

‘Hangi şirket?’ dedim.

‘Şirket isimleri sadece bir ayrıntı’ dedi ‘Önemli olan yazman. Oku, öğren ve yaz’

‘Asaf, binlerce yıl önce taşımış olmalı Belkıs’ ın koltuğunu ama balina, bugün yer değiştirdi. Bu söylediğin nasıl oluyor?’

‘Dalgalar nereye vurur kıyıya değil mi? Ve yankı nereden döner? Sınırdan değil mi? Evren öyle çok genişledi ki zaman durma noktasına yaklaştı. Zaman yok olacak. Savaş da bu yüzden çıkıyor ya… Sana güveniyoruz. Ne kadar saçma görünürse görünsün aklına gelenleri yaz. Ne kadar çok insan kurtarabilirsek o kadar iyi. ‘

Adam balinaya doğru yürüdü ve sonra gözden kayboldu.


Kaynakça

Kullanılan görsel resssam UĞUR AKALIN' ın eseridir

07-03-2021
Osman Akalın

Osman Akalın

Öykü Yazarı

Bünyan doğumlu yazar Ankara'da yaşamaktadır. Turuncu ve yeşile gönül bağı vardır. Yıkanmış beton kokusunu ve leylak kokusunu önemser. Bu kokularda çocukluğunu ilk gençliğini muhafaza eder. Öfke, intikam duygusu yoktur. 'Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına' şarkısına müpteladır. Kızarmış patatesi ve beyaz peyniri çok sever. Hayal gücünün, sabrının ve hoşgörüsünün sınırları henüz kendisi için de muammadır. Asla pes etmez. Mucizelere inanır. Profil resmi Uğur Akalın' a aittir

osmanakalin38@gmail.com