Kan Kokusu

     Klasikleşmiş bir satır cümlesiyle başlamak istedi, genç adam. Lakin kelimeler düğümlenmiş, azar azar etkisini kaybeden miskin rüzgârın kelimelerini yutmasına izin vermişti. Fikirleri birbiriyle istişare ederken içinde bulunduğu kendisini ne gibi girdaplara sürükleyeceğinden habersiz, aldığı yolda onu rahatsız eden ihtimallerle savruluyordu.
   

      Feryat figan yakarışları dinledi, genç adam. Sebep olduğu kasırga, değişmez dürtülerini harekete geçirmişti. Ama ne çare! Olan olmuş geçmiş pençelerini geçirmişti omuzlarına. Olayları gözünün önüne getirdiğinde içinde oluşan sızı kendini ele vermiş, dayanılmaz bir hal almıştı. Bu saygınlığını yitirmiş bedeni artık kendisine ihanet ediyordu. Adımlarını hızla uzaklaştırdı, zira nefsi ona varlığının manasını unutturmak gibi bir gaye içindeydi. Ah! Dengede tutabilmek ne mümkündü… Vicdanın sesi yırtarken benliğini, mantığı ayakta tutan tek desteğiydi. İşte!  Bu çelişkiler içerisinde ilerliyordu. Korkusu içindeki merhamet edilme isteğini arttırdı. Ama ne hakkı vardı ki merhamet içeren sözlere hasret kalmaya. Bilakis kanayan yarasına bir de onlar tuz basmalı. Yoksa her an içinde olan vazgeçme dürtüleri zafer kazanmaya ant içmiş gibi hiç peşini bırakmıyordu. Belki de umudunun son kalan kırıntılarını harcamak üzere yola koyuldu. Düşündü… Bazı umutlar ölüm sebebi değil miydi?

       Bundandır ki ölümün kol gezdiği sokağa umudunu sol yanına almış, vicdan muhasebesine bir nevi destek vermişti. Her adımda aldığı hançer darbesi biraz daha kırıyordu, dirincini. Lakin devam etmekte olan mahkeme kendi lehine işlemiş, sonunda sonunun hazırlandığı matem dolu yere gelmişti. Durdu… Bu kasvet dirayetinin düşmesine neden olabilecek nitelikteydi. Eli kapı tokmağına değdiğinde her şey için çok geçti.

        Tedirgin olduğu andan itibaren yavaşlayan kalp ritmi, hatırına düşen bir takım görüntülerle korkunç bir ritmi yakalamıştı. İşte, şimdi her şeyin başladığı yerde, birkaç gündür yaşadığı kargaşanın merkezindeydi. Boş koridorda ilerlerken yanından geçenleri es geçiyor yahut ta görmezden geliyordu. Ta ki o ana kadar, onu görene gözyaşlarını hissedene kadar. Adımlarının yavaşlığının keyfini süre süre yanına yaklaştı. Hazır olmadığını hissediyor ama sanki son şansıymış gibi vazgeçemiyordu. Gözü yaşlı kadının gözlerinin içine baktı. Az sonra söyleyeceği kelimelerin altında adeta eziliyordu. Tüm bunları bile bile zihninde tekrarlanan cümlenin manasını yitirmeden çıkıvermesini istedi. Ve dilinden dökülüverdi kelimeler:

       “ÖZÜR DİLERİM”


Kaynakça

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/acik-adam-arka-fon-arka-plan-333850/ 

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/acik-acik-hava-agaclar-asfalt-531321/ 

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/bina-gun-isigi-gunes-isigi-iskemle-162389/ 

13-07-2019
Ceyda Yaman

Ceyda Yaman

Hikaye / Deneme

Adım Ceyda Yaman. 23 Temmuz 2000 tarihinde Muğla’da doğdum. İlköğrenim ve lise öğrenimimi Muğla’da tamamladım. Şu anda Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya fakültesinde Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisiyim. Yazarlık alanında kendimi geliştirmek istiyorum.

yamanceyda1905@gmail.com