İyi İnsan, Evrim ve Gözyaşı

Geçenlerde Tunalı’da yürürken ergenlik çağında olduğunu tahmin ettiğim bir kızcağızla göz göze geldim. Kız o sırada sicim gibi akan gözyaşlarını silmekle uğraşıyor, bir yandan da etrafta onu gören kimse olup olmadığını kontrol etmeye çalışıyordu ki, bana yakalandı sanırım. O an aklımdan yalnızca şunlar geçti: “Neden ağladığımızı saklamaya çalışıyoruz, ağlamak verdiğimiz en doğal tepkilerden değil mi? Ağlamak neden ayıp bir şeymiş gibi geliyor bize?


“İyi insan olmak” deyince aklınıza ne geliyor? İyilik yapmak, başkaları için fedakarlıklarda bulunmak, hafta sonları yaşlıları ziyarete gitmek, çocuklara balon almak mı? Bunların tamamı iyi bir insanı tanımlıyor gibi görünse de bir insan olarak çok daha fazlası gerekiyor bence. Önce insan olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamak gerek, yani insan olmanın temelini


Ne anlatıyor bu geveze diye düşünmeyin, sadede geliyorum, az kaldı...


Duyguları anlamaktan başlayalım önce. Arkadaşının şakasına gülmek, kötü bir haber alınca ağlamak, trafikte sinyal vermeden şerit değiştiren bir trafik canavarına kızmak, her hafta heyecanla beklediğin dizi yayından kalkınca üzülmek, uzun zamandır görmediğin arkadaşın doğum gününde çıkagelince sevinmek ne kadar doğal değil mi? Deneyimlediğimiz her duygunun insan yaşantısında bir işlevi ve yeri var. Evrimsel psikoloji bunun bireyin toplum içinde işlevsel olabilmesini, kendisini olası tehlikelerden koruyabilmesini, hayatta kalarak genlerinin sonraki nesillere aktarılmasını sağlamak adına olduğunu savunuyor.


Hiç dikkat ettiniz mi? Dünyanın neresine giderseniz gidin temel duyguların aynı yüz ifadeleriyle dışarı vurulduğunu fark ettiniz mi? Kime sorarsanız sorun, kızgınlığın, mutluluğun ya da korkunun ifadeleri hep aynıdır. Sizce de bunun bir nedeni yok mu?

İlkel zamanlarda yaşadığınızı ve dışarıdaki tehlikelere ne kadar açık olabileceğinizi düşünün. Yiyecek ve barınacak yer için mücadele etmeniz, yavrularınızı korumanız gerektiğini zihninizde canlandırın. Birlikte yaşadığınız topluluğun desteğine ihtiyaç duyarsınız. Bu yüzden uyum sağlamak için karşınızdaki insanların duygularını anlamak zorundasınız. E doğal olarak karşınızdakinin sizi anlayabilmesi için de sizin bu duyguları göstermeniz gerekmez mi?


Duygularımızı göstermekten kaçınmak iyi bir insan olmanın önündeki en büyük engel bence. Neden duygularımızı ifade etmekten, ağlamaktan, kahkaha atmaktan bu kadar korkuyoruz?


Şimdi empati yapalım, birbirimizi anlayalım demeyeceğim tabi ki… Çünkü bunları yapmak için önce kendisini anlaması gerek insanın. Hani yok yere sinirlendiğinde bağırıp çağırdığında sonra üzüldüğünde olan gibi… Neden ve nasıl böyle hissettiğini anlamak için içeride bir şeylerin cereyan ettiğini fark edebilmek lazım yani. Ancak o zaman sağlıklı duyguları ortaya çıkartabilir, belki de birbirimizi de daha iyi anlayabiliriz. Ne dersiniz?


Lafı yine çok dolandırdım değil mi? Dedim ya, ben çok geveze bir psikoloğum :) İyi insan olmak, iyi bir öğretmen ya da iyi bir mühendis olmak gibi benim için. Yani insan olmanın özünü ve duygularının ortaya çıkma sebebini kavramaktan geçiyor. Yaptığımız işin iyi ya da kötü olduğunu nasıl kitabına uygun yapmakla değerlendiriyorsak insan olmayı da buna benzetiyorum ben. Önce nasıl yapıldığını öğrenirsin bir işin, sonra o işi yapıp sonuçlarını değerlendirirsin. Sonuçları beğendin mi? Tebrikler, o işi iyi yaptın demektir.


Ahlaki, toplumsal değerler çatısı altında değil de insanın doğasına ve yaratılışına uygun olarak insan olmaktan bahsediyorum yani anlayacağınız. İyi bir insan olmak için, önce iyi insan olmayı öğrenmek gerek diyorum :) Hüzünlerimizi, sevinçlerimizi korkmadan, saklamadan, içimize atmadan ifade edebilmemiz umuduyla...


Sevgilerimle,

Psk. Sara Sinem Sozan




28-10-2018
Sara Sinem Sozan

Geveze Psikolog

Sara Sinem Sozan

Psikolog

"Kendimi övecek hiçbir şeyim yok, merakımdan başka." Anlatacak ve öğrenecek çok fazla şeyi olan psikolog.
 

sarasozan@medyacuvali.com