İyi De Bana Ne?

A+ A-

   Bireyin toplum içindeki rolü, Dostoyevski’nin de bahsettiği gibi (1995), toplumsal sorunlardan kaynaklanan genel bir sorumluluğun ötesindedir. Parçası olduğumuz dünyaya ait olan her şeyden, her bireyden sorumluyuz. Yani dünyanın öbür ucunda ırkçılık yüzünden bir insan zarar görüyorsa, onun gördüğü zarardan hepimiz sorumluyuz. Bir ya da birden fazla canlı katlediliyorsa, bunun sorumluluğu yine her birimizin omzunda.

   Şu anda içinde bulunduğumuz sıkıntılı süreci ele alırsak, başlangıcı yine insan kaynaklı olan ölümcül bir virüs neredeyse tüm dünyaya yayıldı. Hükümetler farklı politikalar uygulayarak her açıdan en az zararla bu süreci bitirmek ve normale dönmek için bir şekilde çabalıyorlar. Peki, biz neler yapıyoruz? Süreç başladığı an gerekli araştırmaları yapıp, alınması gereken önlemleri o andan itibaren hem kendi sağlığımızı hem de çevremizdeki insanların sağlığını düşünerek almamız gerekiyordu. Bunu yapmamız ‘’virüsten’’ korunmak ve diğer insanları korumak için şarttı, hala da öyle. Eğer savaştığımız şey sadece virüs olsaydı, belki de bu süreç tüm ülkelerde kısa bir sürede sona erecekti. Fakat biz, insanlar, virüsle birlikte aynı zamanda cehaletle ve sorumsuzlukla savaştık, savaşıyoruz. Alınması gereken önlemleri almayan bir kişi yalnızca kendi sağlığını değil, diğer insanların da sağlığını tehlikeye attığından haberdar olmasına rağmen bunu yapmaya devam ediyorsa, Dostoyevski’nin idealize ettiği bireyin toplum içindeki rolünün tam zıttı rolünde hareket ediyor demektir. Birey, toplumda kendi rolünü tam olarak kavrayıp, bu rolün gerekliliklerini yerine getirmeye başlamalıdır. Aksi takdirde, şu an içinde bulunduğumuz durumdan çok daha kötü bir durumla karşılaşırsak, bireylerin toplumdaki sorumluluklarını yerine getirmediğinde neler olabileceğini çok daha acı bir şekilde deneyimleyebiliriz. Çünkü bulunduğumuz konumdan görünen şu ki, insan çok yakın bir geçmişte yaşadığı zorluklardan bile ders almadan, o zorlukları çabucak unutup hayatına devam edebilen bir varlık.

   İçinde bulunduğumuz sıkıntılı süreç devam ederken ve bittiğinde her bir birey kendi sorumluluklarının farkına varıp hayatını ona göre şekillendirmeye başlamazsa, hem kendini hem de aynı toplumda yaşadığı diğer insanları hiçe saymış ve onların emeklerini çöpe atmış olacak. Bu noktada dünyadaki her insanın şapkasını önüne alıp sorumluluklarını düşünmesi, anlaması ve yerine getirmesi gerekiyor. Son olarak ve en önemlisi, belki yan sokağımızda çaresizce öldürülen insanın da, okyanus ötesinde yaşayan ve ait olduğu ırk yüzünden şiddete uğrayıp hayatını kaybeden insanın da sorumluluğunun hepimize ait olduğunu anlamamız ve bu gibi olaylar sona erene kadar, elimizden her ne geliyorsa mücadeleyi bırakmamamız ve ‘’Bana ne?’’ demememiz şart.


   /“Bilin ki canlarım, şüphesiz her birimiz tüm insanlardan ve yeryüzündeki her şeyden sorumluyuz. Bu sadece parçası olduğumuz toplumsal sorunlardan kaynaklanan öylesine, genel bir sorumluluk değil. Her birimiz tüm insanlık ve her bir bireyden tek tek sorumluyuz.” Fyodor Dostoyevski/


Kaynakça

 Fyodor Dostoevsky (1995) The Brothers Karamazov, Barnes & Noble Classics, sayfa 150’

15-06-2020
Tuğba Doğru

Tuğba Doğru

Öğrenci - Sosyoloji

Başladığım bugünkü gün

yarıda kalabilirsin,

geceye varmadan yahut

çok büyük olabilirsin.

 

Nazım Hikmet Ran

dogru.tugbaa@gmail.com