İntihar İncelemesi

Merhaba değerli okurlar

Dünyada her yıl 1 milyonun üstünde kişi, tüm ölüm sebepleri içerisinde onuncu sırada yer alan intihar nedeniyle hayatlarını kaybetmektedir. Peki intihar nedir? Literatürde intihara yönelik çok fazla tanım bulunmaktadır. İntiharın herkes tarafından kabul edilebilir genel bir tanım yapmak oldukça güçtür. Ama bir tanım yapacak olursak, İntihar, aklı başında bir bireyin, toplumsal değerlerin desteklediği veya karşısında olduğu bir eylemle doğrudan ya da dolaylı olarak kendi yaşamına isteyerek son vermesidir.

Suicide (intihar) kavramının ortaya çıkışı oldukça yeni sayılır. Latin kökenli kelimelerden oluşmasına rağmen, Latince değildir. İngilizce de suicide olarak ilk kullanım tarihi 1662’dir. İntihar kavramı dilimize Tanzimat Döneminde girmiştir.

Bu yazımda intihar konusuna sosyolojik olarak bakacağız.

Birey ile toplum arasındaki ilişkiyi inceleyen klasik sosyolojik çalışmalardan birisi Emile Durkheim’in intihar çözümlemesidir. İnsanlar kendilerini özgür iradeye sahip olan ve seçim yapabilen bireyler olarak görseller de onların davranışları genellikle toplumsal olarak biçimlenmiş ve kalıplaşmış niteliktedir. Durkheim’in çalışması, intihar gibi son derece kişisel bir edinin bile toplumsal dünyadan etkilendiğini göstermektedir.

                                                          

Durkheim’in çalışmasından önce, intihar üzerine araştırmalar yapılmıştı, ancak Durkheim, intiharın sosyolojik bir açıklaması üzerinde duran ilk kişiydi. Daha önceki çalışmalar toplumsal etkenlerin intihar üzerindeki etkilerini kabul etmekte, ancak bir bireyin intihara kalkışma olasılığını ırk, iklim ya da zihinsel bozukluk gibi bileşenlere bakmaktaydılar. Ancak Durkheim’a göre, intihar, yalnızca öteki toplumsal olgular tarafından açıklanabilecek olan bir toplumsal olgudur. İntihar yalınca bireysel edimlerin bir toplamından daha fazla bir şeydir, kalıplaşmış özellikler gösteren bir olguydu.

Fransa’daki resmi intihar istatistiklerini inceleyen Durkheim, belirli kategorilerdeki insanların intihara ötekilerden daha fazla eğilim gösterdiğini buldu. Örneğin kadınlara oranla erkeklerde, Katoliklere oranla Protestanlarda, yoksullara oranla zenginlerde, evlilere oranla bekarlarda intihar daha fazla görülmekteydi. Durkheim ayrıca, intihar oranlarının savaş dönemlerin de daha düşük, ekonomik değişim yada istikrarsızlık dönemlerinde daha yüksel olduğunu da görmüştü.

Bu bulgular Durkheim’i, intihar oranlarını etkileyen, bireylere dışsal nitelikte olan toplumsal olguların bulunduğu sonucuna götürdü. Durkheim kendi açıklamasını, toplumsal dayanışma düşüncesi ile toplum içerisindeki iki tip bağın (toplumsal bütünleşme ile toplumsal düzenleme)varlığıyla ilişkilendirilmekteydi. Durkheim toplumsal gruplarla güçlü bir biçimde bütünleşen, istek ve hedefleri toplumsal normlar tarafından düzenlenen insanların intihara kalkışma olasılıklarının daha düşük olduğuna inanıyordu. Bütünleşme ile düzenlemenin görece var olmasına ya da olmamasına bağlı olarak, dört tür intiharı tanımlamıştı:

1.Bencil İntiharlar; Toplumla düşük biçimde bütünleşme ile nitelenir. Bir birey yalıtılmış ya da bir grupla olan bağları zayıflamış olduğundan gerçekleşir.  Örneğin, Katolikler arasındaki düşük intihar oranları, onların güçlü toplumsal cemaatleri ile açıklanabilirken Protestanların kişisel ve ahlaki özgürlükleri onların Tanrı karşısında “tek başına” oldukları anlamına gelmektedir. Evlilik, bireyi istikrarlı bir toplumsal ilişkiyle bütünleştirerek intihara karşı korurken bekar insanlar toplum içerisinde daha fazla yalıtılmış olarak kalırlar. Savaş dönemlerindeki düşük intihar oranları, Durkheim’a göre, artmış bir toplumsal bütünleşmenin bir göstergesi diye görülebilir.

2.Anomik İntihar; Bir toplumsal düzenlemenin olmadığı durumlarda ortaya çıkar. Durkheim bu kavramla, insanların toplumdaki hızlı değişme ya da istikrarsızlık yüzünden ‘normsuz’ kaldıkları anomik toplumsal koşullara gönderme yapmaktadır. Normlar ve istekler için sabit bir referans noktasının ortadan kalkması( ekonomik kargaşa ya da boşanama gibi kişisel mücadeleler sırasında olduğu gibi)kişinin koşulları ile istekleri arasındaki dengeyi bozabilir. 

3.Özgecil intihar; Bir bireyin “aşırı bütünleşmesi” durumunda –toplumsal bağların çok güçlü olduğu- ve toplumu kendisinden daha değerli tuttuğundan gerçekleşir. Böyle bir durumda, intihar “daha yüce bir iyilik” için bir fedakarlık haline gelir. Japon kamikaze pilotları ya da İslamcı ‘intihar komandoları’ özgecil intihar örneklerindendir. Durkheim bunları, mekanik dayanışmanın geçerli olduğu geleneksel toplumların nitelikleri olarak görmüştür.

4.Kaderci İntihar; Durkheim bu türün çağdaş dünyada yerinin pek olmadığını görmüş olsa da,  bir bireyin yaşamının toplum tarafından gereğinden çok düzenlendiğinde ortaya çıkacağına inanmıştır. Bireyin baskı altında tutulması, kader ya da toplum karşısındaki güçsüzlük duygusuna yol açmaktadır.


İntihar oranları toplumdan topluma farklılık göstermektedir ancak zaman içerisinde toplumlar içinde düzenli kalıpları ortaya koymaktadır. İntihar oranlarının incelenmesi, bireysel eylemler içerisinde genel toplumsal kalıpların nasıl bulunabileceğini ortaya koyacaktır.

İntihar (suicide) adlı kitabının basılmasından bu yana, çalışmaya pek çok eleştiri yönetilmiştir; özelliklede Durkheim’ın resmi istatistikleri kullanım biçimine, intihar üzerindeki toplumsal olmayan etkileri göz ardı etmesine ve bütün intihar türlerini sınıflama üzerinde ayak diremesine. Bununla birlikte, bu çalışma bugün de bir klasik olmayı sürdürmektedir; Durkheim’ın temel savı bugün de ayaktadır: Görünürde tümüyle kişisel bir edim olan intihar sosyolojik bir açıklamayı gerektirmektedir.

İntihar, bütünüyle kişisel bir edim gibi görünmektedir ve intihar üzerine yapılan bir çok tanım psikoloji ve birey baz alınarak yapılmıştır. Ne var ki intiharı toplumdan bağımsız incelemek olumlu sonuç vermeyecektir. Birey toplum ile bir bütündür ve toplum intihar olgusunu etkiler.  İntihar oranları, yıldan yıla düzenli kalıplar ortaya koymaktadır; bu kalıplar da sosyolojik olarak açıklanmalıdır.

Toplumlar sürekli değişim halindedir. Haliyle intihar etkileri de buna göre değişmektedir.  Toplumsal bir sorun olan intiharın önlenmesi için,  intihar olayını tüm yönleri ile tanımak ve önleme çalışmaları yapmak gerekmektedir.  

Umarım yazımdan memnun kalmışsınızdır. Tekrar görüşene dek mutlu kalın.

Sosyolog Nazmiye KIRIK


Kaynakça

*İntiharın Kısa Tarihçesinden Sebep ve Yöntemlerine Genel Bir Bakış, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Cumhuriyet Tıp Dergisi 2012;34:128-137, İstanbul

*GIDDENS, Anthony(2013), “Sosyoloji” , Kırmızı Yayınları, İstanbul

01-08-2019