İnsan Üzülmeyi Sever mi?

Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor. Anlıyor musun? “  Oğuz Atay

Her halimizle doluyuz. Bazen bir ufak dokunuş bile patlamalara neden olurken bunu yok etmek ya da kontrol etmek için ne çabalıyoruz, ne de gönüllü oluyoruz. Üzmek çok zorken bazen ‘bazılarımız için’ üzülmek daha kolaydır her zaman. Çünkü ne kadar mazoşist bir örnek olsa da üzülmekten zevk alıyoruz. Pazardan aldığın bir elmanın çürük olduğunu evde fark edince ilk önce kızıyorsun kendine “neden, nasıl fark edemedim?” diye. Aslında her nokta buradan çoğalıp cümlelere dökülüyor içimizde de. Bir noktayı yakalamayla başlıyor bütün üzüntülerin kaynağı… Takılıp kalıyor eteklerimize, döndürüp duruyoruz kafamızın içinde. 



Tasarım:Atakan ARSLAN 


İnsan üzülmeyi sever mi? Biz seviyoruz işte… İçimiz hiç büyümeyen bir çocuk edasıyla, kırılan yanlarımızın tamir edilmesini bekliyoruz başkaları tarafından ama asıl tamir edecek olan yine bizken… Sahip olduklarımızla sahip olmaya çalıştıklarımızın arasında dönüp dururken eksiklerimizden çoğalıyoruz.

Eksiklerden çoğalan bir nokta ise “Henüz var olmayan bir problem için duyduğumuz üzüntü, ucunu göremediğimiz tünelin karanlığında boğulmak gibidir.” (-) İçimde bir şey var dersin beni rahatsız eden, huzursuzluk yaratan. Sonra yine düşünür durursun… “Ne olacak ? Ne eksik?” Tamamlanamayan yanlarımızın boşluğunda oradan oraya savrulurken. Peki neden yapıyoruz bunu kendi kendimize?  Herkesin kendine göre bir cevabı vardır herhalde…

Zaman geçiyor işte… Üzülmek için hayat kısayken, zaman bu kadar hızla akıp giderken elinde olanlarla yetinmeyip daha fazlasını, daha iyisini istemek bencillik değil daha fazla çabalamak için bir umuttur.

Umudunu söndürme, mutlu ol ve nasıl istiyorsan öyle yaşa…

Fotoğraf:Murat DAĞASLAN


15-10-2018
Damla Aslan

Albatros

Damla Aslan

Hayatında güzel insanlar kadar, güzel cümleler biriktirmeye çalışan dünya üzerinde olan bir yolcu...

damlaaslan@medyacuvali.com