İnsan İnsanın Kurdudur

A+ A-
                                            Birgün yolunuz İngiltere'ye düşerse Londra'da bulunan St.John Baptiste kilisesini ziyaret etmeyi unutmayın. Orada, 17.yy'da yaşamış modern dönemin en önemli filozoflarından birinin mezarıyla karşılaşırsınız. Bu kişi yaşadığı dönemde ortaya attığı fikirlerle yeni bir dünya ve düzen kurmak isteyen Thomas Hobbes'un ta kendisidir.       Hobbes her ne kadar siyaset filozofu olarak anılsa da etik, geometri, tarih ve coğrafya alanlarıyla da ilgilenen çok yönlü bir entelektüeldi. Fakat asıl şöhretini siyaset alanında ortaya koyduğu fikirlerle kanıtladı. Hobbes ilk olarak insanın yapısını ele alarak işe başlar. Ona göre insanların tamamı doğuştan egoist ve çıkarcı olarak doğarlar. Empati kavramı Hobbes'a göre büyük bir aldatmacanın ürünüdür. İnsanlar çıkarları doğrultusunda başkalarının mallarını gasp edebilir, yalan söyleyebilir, hatta birbirlerini öldürebilirler. Devletin var olmadığı, insan haklarının yasa ve kanunlarla korunmadığı bu duruma doğa durumu denir ve doğa durumunda yaşayan insan sınırsız özgürlüğe ve eşitliğe sahiptir. Sınırsız özgürlük ve eşitlik demekse her insanın her insana karşı istediğini yapabileceği, kaos ve kargaşan hüküm sürdüğü düzensiz bir yapı ve savaş demektir. Bu yüzden insanların zorunlu olarak devletin varlığına ihtiyaçları vardır. Peki ama nasıl bir devlet? İşte bu noktada Hobbes'un kurmaya çalıştığı devletinin yapısı ortaya çıkmaya başlar. Hobbes demokrasi ve aristokrasi rejimlerine olumlu bakmaz. Demokrasi halkın çoğunluğunun egemen olduğu bir rejimdir ama halk cahil ve dünyadan kopuksa o toplum nasıl ileriye gider? Aristokrasi bir grup soylunun yönettiği bir rejimdir ama insanlar her zaman kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettikleri için toplumda hiçbir zaman tam bir uzlaşma sağlanamaz. O halde Hobbes'un devleti monarşi rejimiyle yönetilmeli, devletin başında sınırsız yetkilere sahip bir kral bulunmalı, insanlar kendi can ve mal güvenliklerini koruma pahasına bütün yetkilerini bu krala devretmeli ve kralda halkının ve devletinin huzuru için var gücüyle çalışmalıdır. Buna halk ve kralın aralarında yaptığı toplum sözleşmesi adını verir. İşte kitabına da adını verdiği kutsal kitapta geçen bir devden alan Leviathan böylece kurulmuş olur.           Bir keresinde Karl Marx şöyle söylemişti: " Filozoflar dünyayı yalnızca yorumlamışlardır oysa sorun onu değiştirmektir." Tarihin gidişatı  Hobbes'un fikirlerinin tersi yönünde ilerlemiş olsa da onun dünyayı değiştirmek inancı ölümüne kadar içinde hep varolmuştur.

Kaynakça

Thomas Hobbes-Leviathan

Ahmet Cevizci-17.yy Felsefesi

07-10-2019
Ahmet Küçükyurt

Ahmet Küçükyurt

Felsefe

1990 yılında Ankara'da doğdu. Gazi Üniversitesi Felsefe bölümünü bitirdi. Amacı burada yazılar yazarak, insanları bilgisi yettiği kadar aydınlatabilmek. Felsefenin toplumları ileri götürdüğüne olan inancını her zaman canlı tutar. Felsefenin yanında bilim, tarih ve hatıra kitaplarına merak duyar. Spor yapmayı, yabancı müzik dinlemeyi, film izlemeyi, seyahat etmeyi, en çok da gerçeğin peşinden gitmeyi sever:)

ahmetkucukyurt90@gmail.com