İÇRE

Beni gün doğumlarında aramayı bırak. Sabahlama öyle gecelere, ben her günün batışındayım. O kızılın maviyle savaştığı saatler ara bul beni…

Ardından yola çık. Uzun ve geniş bir yol olsun eğer ki kekik kokuları çekiyorsa ellerini işte dokunmuşsun demektir yüreğime. Buldun beni!

Dağ başında kekik kokar her yanım, bakışım kehribar, başım uzlet.

Şarkılar hep doğru söyler aslında “Uzun ince bir yoldayım gidiyorum gündüz gece” dile dolanmışlığı kadar yüreğe dolanmışlıkları da vardır.  Yolumuz uzun ve ince başımız yayla dumanı kadar savruk, cümlelerse hep eksik.

Şimdi yola çık! Ve rüzgârı hisset parmak uçlarında, dokun bir çiçeğin kadife tenine, kaldır başını ve güneşe gülümse, doğarken selam ver ve batarken vedalaş.  Kekik kokusunu takip et ben ordayım. Denize değil belki ama yüreğine yanaşmış bir kıyım var, kuşlara nazır bir yuvam.

Eski bir romanın sararmış yaprağında unuttum zamanı, kederi bilinmeyen notalara sattım. Şimdi belki bir sokak çocuğunun dudağında ıslık olmuştur. İşte tam da burada kaybettim kendimi, bir daha rastlamadım. Belki Suretim uçsuz bucaksız denizlere dalga, benliğim titreyen yapraklar olmuştur kim bilir belki de bir toz zerreciği olup savrulmuşumdur.

Artık yollar sapa iklimlerse başka bir dönenceye dâhil ruhum bir ipmiş ve içimden çekilmiş gibi sonu gelmeyen telaşlar arasından gel çıkar beni zamanı biz kaybedelim. Düşlerimiz sarsın bir uçurtmayı gökyüzü sahip çıksın yaralarımıza bu dünya diyorum ah ne çok acıttı canımızı ne çok insan kayboldu şehrin sokaklarında ne çok insanın ellerinde bir mezar soğukluğu…

Dedim ya sen gel beni kekik kokularında ara, akşamın kızıl kederi çöreklenince yüreğe demliğin buğusunda tane olurum çay açık olur dert demli… Işıklarla bezeli yollara takılır gözbebeklerim uzak çeker gözlerim evet hep sevmişimdir uzakları ve beklediklerimi yol biter aklım kalır bir pencerede döner bakarım yürüdüğüm yol yine içerde…

 

24-01-2019
Melike Gildir

Melike Gildir

Türk Dili ve Edebiyatı

Ben ki; sarı sıcağın bozkıra karışan dumanı, eylül yağmurlarının ilk kasırgasıyım. Akrep ve yelkovanın arasında, bir kavimler göçü güzergâhım ve akrebin zehri, vakti katleylediğinden bu gümrahım… İlk hevesim, ilk kavgam, bir yoldur ucu ucuna tutturduğum beyaz çizgiler…

Yoldayım… Gün devam ediyor, bir adanıştır yolda olmak! Neye adandığını bilmekse hakikatin gökyüzü. Ellerim bomboş çıkmışım yola ama güneşi avuçlamaktan vazgeçmiş ellerim, bir mum bulmuşum, tutuşturmuşum önce karanlığa sonra karaltıya…

melike.gildir.08@gmail.com