Hipnotize Olmuş Çocuklar

A+ A-

2000’li yılların başında bir akrabamızın evine ya da çocukların bir arada olacağı bir ortama girdiğimizde en rahat gözlemlediğimiz şey çocukların oynadığı oyunlar, yetişkinlerin o güzel sıcacık sohbetini bölen gülme, eğlenme, oynama sesleriydi. Peki ya şimdi toplumumuza kuşbakışı baktığımızda ne görüyoruz? Yanyana oturmuş tablet bağımlısı çocuklar. Yaratıcılıklarını yavaşça yitiren ve dijital ekranlar tarafından ele geçirilen çocuklarımız neden bu duruma geldi, hangi aşamalardan geçtiler hiç düşündük mü?

Aslında toplumda ki düzen ve dayanışmayı bir zincirin halkalarına benzetebiliriz. Halkalardan biri kopunca diğerleride zarar görüyor. Aslında her şey 20 sene evvel bizler annemiz seslenene kadar sokaklarda oyun oynadığımızda daha normaldi. Zamanla düzen bozuldu. Ya da bizler olanlara daha kolay ulaşır olduk. Globalleşen dünyanın etkilerinden biri olarak haberlerde sürekli kaçırılan, kötü olaylara maruz kalan çocukları dinledik. Onlara bunu yapan kötü niyetli insanların aslında bize ne kadar yakın olduklarını öğrendik. Bunu bilen hiçbir anne baba gönül rahatlığıyla çocuğunu dışarı çıkarmamaya başladı.

Onları yavaş yavaş evde oturmaya mahkum ettik. Doğaları gereği enerjilerini atamayan çocukların ellerine tabletleri verdik,  karşılarına televizyonları açtık ve onların bütün enerjilerini içlerinde patlattık. Çocuğumuza ‘’yeter artık bugün çok fazla oynadın gözlerin bozulacak!’’ dedik ama kendimiz elimizden hiç bırakmadık telefonlarımızı. İşten yorgun geldiğimiz için dinlenme aracı olarak hep telefonları gördük. Balkonlarımıza çıkıp sadece durup düşünmek hiçbir ekrana bakmamak bize çok sıkıcı gelmeye başladı. Bu kutular hepimizin kaçış noktasıydı aslında. Bu yüzden çocuklarda bizden ne gördülerse çaresizce aynısını yaptılar ve yapacaklar. Yeni dünyaya uyum sağlamak için elbette teknoloji hep hayatımızda olacak fakat bunu sınırlandırmamız  gerekiyor. Hem fiziksel olarak hem ruhsal olarak daha somut daha gerçekçi bir yaşam için hayatımızda bazı düzenlemeler yapılması kanaatindeyim. 

Küçük yaşlarda çok iyi telefon kullanmak bir çocuğun daha zeki olduğunu göstermez! Özellikle 0-2 yaş döneminde teknoloji kullanılmaması önerilir. Örneğin; çizgi film izlerken yemek yedirilen çocuklarda kalıcı iştahsızlık gözlemlenmiştir. Dijital bağımlılığı olan çocuklarda bilimsel olarak bir takım sorunlar meydana gelir. Dillerinde gerileme, her seslenildiğinde bakmama, dikkat eksikliği, öfke kontrol problemi, asosyallik, iletişim kurmada zorlanma gibi sosyal hayatlarını olumsuz yönde etkileyecek bir çok problemle karşılaşabilirler. 

Fakat anne babasıyla etkileşim halinde sürekli oyun oynayarak aktif bir çocukluk geçiren bireyler her zaman daha mutlu,  sosyal ve aktif olacaklardır. Peki ne yapmalıyız? Önce kendi teknoloji kullanımımızı gözden geçirmeliyiz. Kendimize zaman ayırmalı sonra çocuklarımızla kaliteli zaman geçirmeliyiz. Çocukları teknoloji kullanımında gözlem altında tutmalı, belli saatlere kadar teknolojiyle ilgilenmelerine müsaade etmeliyiz. Evde çeşitli aktiviteler yapmalı, çocuklarımızla eğlenceli,kaliteli ve verimli zaman geçirmenin yollarını aramalıyız. Çocuklarla mutfakta zaman geçirebilir, deneyler yapabilir, fotoğraf albümü inceleyebilir, birlikte film izleyebilir, evcilik oynayabiliriz. Bu aktiviteler çocuklarımızı çok mutlu çocuklar yapmak için sadece küçük birkaç yöntem. Çünkü eğer  bu ipin ucunu kaçırırsak toplumca çok fazla olumsuz sonuçla karşılaşabiliriz.

Teknoloji ile çok fazla vakit geçiren, teknoloji olmadığında ne yapacağını bilemeyen, elinden alınmak istendiğinde verdiği tepkiler dolayısıyla ailelerin kısıtlanma uygulamasının zorlaştığı durumlarda bir ergen psikiyatri uzmanından yardım almamız gerekmektedir. Bütün bunlara gerek kalmadan çocuklarımızla zaman geçirerek olacak problemlerinden en azından bir kısmını engelleyebiliriz. Çünkü bütün çocukların ilacı sevgiyle gelen bir ilgidir.


Kaynakça

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/masada-oturan-ve-hafif-oturma-odasinda-akilli-telefon-kullanan-sakin-kucuk-kizil-kiz-3755620/

07-05-2021
Serenay Nur Arun

Serenay Nur Arun

Sosyolog

1996 Ankara doğumluyum. Sosyoloji Lisans mezunuyum. Toplum bilimi üzerinde çalışmalar yapmayı, kafamda projeler geliştirmeyi çok seviyorum. Okur, yazar, araştırır her şeyi merak ederim. En büyük tutkum gezmek. En büyük hayalim ise daha çok gezmek. Boyamaktan, düşünmekten ve bol oksijen almaktan keyif alıyorum.

serenaynurarun@outlook.com

serenaynurarun

ankara psikolog