Hinduizm, Şemalar ve Beklemek

Yazdığım yazıların hepsi yaşadığım olaylar ve onlara verdiğim tepkiler üzerine şekillendi şimdiye kadar. Bu hafta biraz tarz değiştirip farklı bir şey yapmak istiyorum sizinle. Gelin bu hafta aynayı kendimize çevirelim, içimize bakalım. Bunu yaparken de biraz Uzak Doğu felsefelerinden bahsedelim.

İşim gereği çok okumam, felsefeden, bilimden, dinlerden, mitolojiden farklı bakış açıları ve öğretiler edinmem gerekiyor. Yine benzer bir araştırmanın içine dalmışken kendimi Bhagavad Gita isimli bir şiiri okurken Hinduizmin bir öğretisi ile kendi hayatımı karşılaştırırken buldum. Öğretinin adı "nishkam karma", Türkçe meali ise "arzusuz eylem" ya da "isteksiz eylem". Bu inanışa göre ruhun ve bedenin özgürleşmesi için bireyin eylemlerinin sonuçlarından faydalanma beklentisinden kurtulması gerekiyor. İlk önce pek bir garipsedim bu öğretiyi, istemeden neden harekete geçeyim ki? diye düşündüm. Biraz daha derine dalınca şunu farkettim, bizim kültürümüzde aslında büyük yeri olan bir öğretiymiş bu.

Gelin biraz anlatayım bu öğretiyi sizlere. Hinduizme göre birey eylemlerinden karşılık beklemeden, yalnızca ve yalnızca Tanrı'yı memnun etmek için bir şeyler yapmalı ve Tanrı'nın ona vereceği karşılıktan başka bir şey beklememelidir. Şöyle bir düşününce bizim kültürümüzdeki o içten ve karşılıksız yardım anlayışına ne kadar benziyor değil mi?



İşte şimdi aynayı kendimize çeviriyorum ve sizlere soruyorum: Gerçekten karşılık beklemeden hareket edebiliyor muyuz? İlişkilerimizde, ailelerimizde gerçekten karşılık beklemiyor muyuz? Kendimle yüzleşmekte o kadar zorlandım ki bu konuda…

Belki farkında olmadan yaptığımız ve karşılığını almadığımızda kırılıp sinirlendiğimiz o kadar çok şey var ki aslında. Örneğin romantik partnerinize bir jest yapmak istediniz, sürprizler hazırladınız ama sizin beklediğiniz tepkiyi vermedi. Bu durumda çoğu insanın vereceği tepki benzer bir kırgınlık, kızgınlık olur diye düşünüyorum.


Beklentilerimiz aslında bizim kendimizle ilgili zihnimizde oluşan kalıpların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Ebeveynlerimizin bizi yetiştirme tarzından yaşadığımız ortama bir çok farklı faktörün bir araya gelmesiyle oluşan "şema"larımız kendimize ve dünyaya olan bakış açımızı belirliyor. Bu şemalar insan ilişkilerinde verdiğimiz tepkilerin en güçlü kaynağı ve ne yazık ki çoğumuz bu şemaların farkına varmıyoruz.


Karşımızdaki insanlardan almak istediğimiz tepkiler aslında kendimizde görmek istediğimiz tepkiler. Yani eylemlerimizin karşılığında bir şey almak istiyoruz, bir sonuç bekliyoruz. Hinduizmin karşılık beklemeden hareket etme öğretisine geri dönmek istiyorum bu noktada. Bireyin ızdırabından, yaşadığı negatif duygulardan kurtulması için belki de tüm eylemlerini beklentilerden, eylemlerinin meyvelerini toplama arzusundan arınmış olarak gerçekleştirmesi gerekiyordur. Belki de Hindulardan öğrenecek birkaç şeyimiz vardır :)


Sevgilerimle,

Psk. Sara Sinem Sozan

 

01-12-2018
Sara Sinem Sozan

Geveze Psikolog

Sara Sinem Sozan

Psikolog

"Kendimi övecek hiçbir şeyim yok, merakımdan başka." Anlatacak ve öğrenecek çok fazla şeyi olan psikolog.
 

sarasozan@medyacuvali.com