Hepimizin Adına

A+ A-

Tanımadıklarımızdan geçen her şehir gibi kopuktur biraz insan kalbi. Kimi kendine, kimi evine, kimi geleceğine, kimi aynasına küstür. Kimsenin aklına hemen gelmez bu koyu küslüğün, kokan duvarlarını devirmek. Olduğu gibi olmaya devam eder her şey ve kalpler gün geçtikçe daha soluk. Soluk soluğa kaldığımız bu yaşamakta artık renkler de daha soluk.

Beyaz bir kağıdı karalamak en kıdemli marifetimiz, Jüpiter’de yaşamak gerçekleşmesi mümkün bir bilim kurgumuz. Ha, birde içini uygun şarkıyla dolduramadığımız garip ruhumuz. Verilen emirlerin üstünde yaşayıp gidiyor saltanattaki gururumuz.

Birkaç sözcük yanılsamasıyla anlatabilirsiniz başınızdan geçenleri belki. Ama tüm bu yanılsamaları yaşarken kalbinizin çizilmesini hiçbir icat ile anlatamazsınız. O çiziklik kalır, annenizin senelerdir vitrinde beklettiği kahve fincanları gibi kalır. Ne kahve fincanlarının orada sergileniş amacına ne de çiziklerden nasıl sıyrılmanıza dair bir fikriniz yoktur.Ederi bedelinden daha fiyakalı geldiği için kaçarsınız da zaten. Çünkü kafanıza takılan soruları kurcalamanın ne önemi vardır ki? Hem cevaplasanız da neyi kanıtlayacaksınız ki? O yaşınıza kadar yaşanmış ve bitmiştir her şey. Gelen ikinci emre kadar sıradandır hepsi, bayağı sıradan, sıradan ve mükemmel bir sıradan. 

Üstümüze devrilmiş kasırgalar arasında çiçek gibi açmaya hazırlanıyoruz her an. Her gün uyanacağımızı bilir gibi koşuyoruz yataklarımıza. Biriktirdiğimiz ne varsa yastığa koyduğumuz kafayla çullanıyor üstümüze. Uyumaları biraz da bundan sevmiyorum hele erkenden uyumaları, dünyada ölen insanları sayarken kaçırıyorum. Kaçırmaya da devam edeceğim, biliyorum. Yığın yığın insanların arasında virgül olacak birini arıyoruz, bazen biz virgül oluyoruz. Nefes aldırabilmek için nefes alabilmek için. Dünyanın en zahmetsiz işi nefes almak. Dünyanın en zahmetli işi aldığın nefesi kendi içinde yoğurmak. O nefesi etrafına yaymak, parçalamak, bölmek. Kuş gibi bir kalp için zor nefes alabilmek.Ama bazen kalbimizdeki kuşlarda uçuyor. Kırılıyoruz bir parça. Tuhaflığı anlatılamayacak boyutta kalıyor. İçimizde kalıyor. İçimizde içimiz kalır. Ayaklarımızın yorulması, ruhumuzun göğüs kafesine sıkışıp kalması. Hepsi ve her şey içimizde yer bulur. Günlerce sadece yürürüz, konuşuruz. Öylesine yaşarız bir çoğunu. Anlamımızı kaybettiysek eğer yaptığımız her şey yemek yemeye dönüşür. Dönüşüyor da aslında. İnsanın o küçük ama heybetli dünyası gittikçe küçülüyor. Yazık, en çok da yaşamayı sevenlere üzülüyorum. Ellerinden elleriyle aldıkları mutluluklara üzülüyorum. Üzüntüm kısa sürüyor. Çünkü çaresiz. Sessizce kapatıyorum defteri, kitabı, lambayı. Uçsuz bir karanlığa bürünüyorum hepimizin adına.

 

Şüheda Gündoğdu

 

 

 

 

 


Kaynakça

Görsel Kaynakçası:

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/kahverengi-orme-triko-uzerinde-tutan-kisi-12967/

04-03-2021
Şüheda Gündoğdu

Şüheda Gündoğdu

Türk Dili ve Edebiyatı

Merhaba

Ben Şüheda Gündoğdu. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Edebiyat ile ilgilenmem bu bölümü okumamla ilgili değildir, öncelikle bunu belirtmek isterim. Okuduğum bölümle ilgili olarak etiketlenmekten hoşlanmıyorum. Yazmanın bir yetenek işi olduğuna inanıyorum çünkü. İlk yazımı 10 yaşımdayken yazmıştım. Öğretmenimin vermiş olduğu bir ödev hayatıma yazı yazmayı kazandırdı. Lise döneminde ise edebiyata olan ilgim daha da arttı ve daha fazla yazmaya başladım. En çok şiirle ilgilendim. İlgilenmeye de devam ediyorum. Hayatın bir şiir olduğuna inanan biriyim. Olağanüstü yeteneklerim yok, bir şehirde bir evde yaşayan sıradan biriyim. Kelimelerle dans etmeyi seviyorum. Müzikle kelimeleri karıştırmayı seviyorum. Biliyorum benim gibi sayısız insan var dünyada. Okumayı, yazmayı seven. O insanlara seslenmek, birilerinin hayatına dokunmak beni mutlu eden bir olay. Nefesim yettiği sürece de seslenmeye devam edeceğim.

Yaşam koca bir okyanus. Bu okyanusta küçük anlamlar aramaya çalışan, bu okyanusta anlamlı yaşamaya çalışan her kalbi sevgi ile selamlıyorum.

Herkese iyi okumalar.

turkologsuhedagundogdu@gmail.com

https://twitter.com/kazandiplig?s=09

aynayapufde