Hayret

A+ A-

Türk Dil Kurumu şöyle açıklamış; “Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık, şaşırma.” Bana sorarsanız; hissettiklerim çok daha başka anlamları olduğunu düşündürüyor bana. Şimdilerde hemen her şeye hayret ediyorum. İçimden öyle geliyor, hoşuma gidiyor çünkü. Bu hal; motivasyonumu, yaşama olan sevincimi ve enerjimi yükseltiyor.

Size bir zen hikayesinden bahsetmek isterim. Bu hikâyeMeiji döneminde, zen öğretileri hakkında bilgi sahibi olmak isteyen bir profesör ve zen ustası Nan-in arasında geçer. Tanışmaların sırasında Nan-in, profesöre çay ikram eder. Profesörün fincanını doldurmaya başlar ve fincan dolduktan sonra da çayı dökmeye devam eder. Profesör duruma anlam vermeye çalışır; fakat bir süre sonra dayanamayıp müdahale eder: “Yeteri kadar doldu, daha fazlasını alamaz. Lütfen artık dökmeyin der.” Nan-in sakin bir şekilde kafasını kaldırır ve Profesör ile göz göze gelirler: “Bu fincan gibi, sen de kendi beklentilerin ve fikirlerinle dolusun, kendi fincanının boşaltmadan sana Zen’i nasıl anlatabilirim ki?” der.

Bu çok sevdiğim hikaye bugün karşıma çıktığında, içinde olduğum hayret haline bir mana kattı diyebilirim. En çok çocuklar hayret eder, çünkü henüz merak ve hayret hallerini kaybetmemişlerdir. Zaman içinde çocuk büyürken içine doğduğu toplumun değer ve normlarıyla karşılaşır. Merak ve hayret duygusu takdir edilmeyen, sorduğu sorular anlamsız ve saçma bulunan çocuk; bu pek de kendine fayda sağlamamış hatta belki de azarlanmasına sebep olan bu halleri derinlerde bir yere saklar. O meraklı, gördüklerini ve arkasındaki gerçekleri hayretle kucaklayan çocuk; her gün metroda, sokakta, iş yerinizde, markette, postanede ve hatta aynı yatağı paylaştığınız odanızdaki donuk gözlerle bakan, hayattan keyif almayan, dokunduğu yaptığı her şeyi eksik bulan, sadece kusursuz olma gayesindeki yetişkine dönüşmüştür artık. Bu yüzden hayreti tatmak oldukça güçtür. Olağandışı bir şey ararsınız; şiddetli, ani, çirkin veya ulaşılmaz olandır artık hayret verici olan sizin için. En son ne zaman ve neye hayret ettiğini bir düşünün, kolay olmayacak kendinize zaman tanıyın ve bana hak vereceksiniz.

Yaşadığımız hayata karşı olan beklentilerimiz ve fikirlerimiz fincanı çoktan doldurmuştur ve bir başka damla için yerimiz yoktur. Gördüklerimizi başka bir şekilde görmenin, dokunduğumuzu başka şekilde hissetmenin, kokladığımızı başka şekilde duyumsamanın, yediklerimizi başka şekilde tatmanın ve hissettiklerimizi başka şekillerde ifade etmenin mümkün olmadığına zihnimizi ikna etmişizdir. Bu yüzden fincanımızı boşaltmadan tekrar o meraklı çocuğun gözlerine, kulaklarına, temasına ve sorgulayışına sahip olamayız. Eğer fincanınızı boşaltmaya karar verirseniz o zaman yeni bir yol serilir attığınız her adımın altına. Çünkü hiçbir şartta mümkün değildir; gördüğünüzü aynı şekilde tekrar görebilmek. O an artık geçmiştir. Aynı duygulara, aynı ışığa, aynı açıya, aynı hissedilen sıcaklığa sahip olmak mümkün değildir. Aynı zamanda sizin gördüğünüzü bir başkasının da aynı şekilde görmesi çok zor veya mümkün değildir. Nasıl olurda birbirinden farklı bedenlere, zihinlere ve kalplere sahip insanlar baktığımız yerde birebir aynı olanı görebiliriz ki? Bu nasıl mümkün olabilir? Şimdi söyleyin, milyonlarca insanız ve her birbirimiz baktığımızda diğerlerinin gördüğünden farklı olanı görüyoruz, eğer buna hayret etmiyorsak nasıl hayattan keyif alabiliriz?

Her birimiz içine doğduğumuz bu hayatı farklı zorluklarıyla deneyimliyoruz. Bu deneyimlerimizden bize fayda sağlayanları ve sağlamayanları ayıklamadığımızda fincanımız hep dolu kalıyor. Sanıyoruz ki bu hayat hep tek düze, gri ve aynı. Fincanı boşaltmak kolay değil, cesaret istiyor. Öyle benbildimcilik ile olmuyor. Varlığını hissettiğin her şeye ilk defa temas eder gibi temas etmek gerekiyor. O zaman ancak hayret saklandığı o derinlikten başını uzatmaya başlıyor. Hepimizin gördüğü gün batımının, hepimizin aynı renk tonlarıyla görmediğini idrak edebildiğinde ancak coşkuyla kucaklayabiliyor varoluşunu insan. Ve hayret ediyor cahilliğine, ne kadar az bildiğine, ne kadar az deneyimlediğine…

Dilerim bu günbatımında hepimiz aynı farkındalıkla görebiliriz o muazzam renk paletini gökyüzünde. Bak yine geldi, engel olunacak gibi değil; hayret!

 

 

20.12.2020

Zeynep Rana ÇALIK


Kaynakça

Sunsetoned adlı kişinin Pexels'daki fotoğrafı

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/doga-gokyuzu-gun-batimi-bulutlu-5914308/

21-12-2020
Zeynep Rana Çalık

Zeynep Rana Çalık

Psikolog

Psikolog ve uzmanlığı aile danışmanlığı olan Zeynep Rana ÇALIK, aynı zamanda yoga eğitmenliği yapıyor. Mindfulness, yoga felsefesi ve şefkat üzerine eğitimler aldı ve bu konularda çalışmalar yapmaya devam ediyor. Yazılarında doğunun kadim bilgeliklerini ve psikoloji biliminin yaklaşımlarını bir araya getirmek ona büyük keyif veriyor. Enerjisini iç huzurundan alıyor, ruhunu beslerken doğadan, sanattan, şiirden ve insan hallerinden ilham alıyor. 

zranacalik@gmail.com