Hayatımın Filmi

A+ A-

Dünya yanıyor, bitmekte, kül olacak. Her yer kötülük dolu, insanlar ızdırap içinde kahroluyor. Bizlerde oturmuş meditasyondan, nefes almaktan bahsediyoruz. Ne saçma şey!


Bir zamanlar bunları düşündüğüm, hak verdiğim, boş şeyler bunlar dediğim oldu; yalan değil. Şimdi nasıl yargılarım bu cümlelerle karşımda duranı. Ama diyorum başka bir dünya mümkün. Elbet dünya yok olacak insanlar ölecek, biliyorduk bunları yeni değil. Canım dinazorlar, acaba onlarda fark etmiş olsalardı öleceklerini derler miydi “Aman canım, benim var olmayacağım gezegende yerin dibine batsın, varsa da bu yaşamın bir anlamı benden uzak olsun.”

Adını hatırlayamadım bir film geliyor aklıma. Kanser olduğunu ve öleceğini öğrenen bir adam hayattan keyif almak için dileğini yapmaya başlıyor. Kırdıklarının gönlünü alıyor, sevdiklerine zaman ayırıyor, en sevdiği yerlerde kendiyle zaman geçiyor. Film duygusal ve dram konulu diye kategorize edilmiş. Filmin sonunda öleceğimi bilsem diye düşünürken buluyorum kendimi. Tam da bu düşüncenin farkına varmamla fark ettiğini fark etme anı peşi sıra geliyor. Tarihini bilemeyebilirim, ama öleceğimi biliyorum ya zaten. Hayatımı hakkını vererek yaşamak ve parçası olduğum bu dünyayı sevmek sahiplenmek, onunla bütünleşmek için sayılı günlere mi ihtiyacım var. Şimdi asıl dramı düşünün: Kimse size sayılı bir gün vermeyecek, idare ettiğiniz ve idare etmenin sorun olmadığını düşündüğünüz bir hayatı yaşayıp öleceksiniz. Filmini çekmiş olsalardı, bu kasvetli filmi seyretmeyi tercih etmeyeceğimiz konusunda sanırım hem fikiriz.

Filmini bile seyretmeyeceğim hayatı yaşamayı reddediyorum. Her gün hatırlatıyorum kendime, bir canı var bu bedenimin. Söküp çıkarsanız yumruğunuz kadar bir şey. Bu can benim, sorumluluklarım var ona karşı. Beslemem gerek onu, bu besinler yalnızca yediklerimiz değil ruhunuza iyi gelecek şeylerden bahsediyorum. Korumam gerek geri gelince, bir başkası kırsın incitsin diye en korunaklı yerde iyice düşünülmüş yerleştirilmiş değil ya. İhtiyaçlarını gözetmem gerek, o yüzden gözlerimi kapatmam yavaşlamam ve sormam gerek “Neye ihtiyacım var?”

 

Kendi acılarıma kulak verebildiğimde mümkün bu dünyanın acılarına yüzümü çevirebilmem. Varoluştaki birliği görebilirsem eğer ancak o zaman aksiyon alabilirim parçası olduklarımın acıları dinsin diye. Kendi canımızın sorumluluklarını görmezden gelirken bu dünyanın sorunlarına kucak açmak pek mümkün değil bana kalırsa. Hala diyebilirsin ki çok saçma, ama saçma da ancak zıttı ile mümkün belki de tüm bunların mantığı oradan geliyordur. Kim bilir…


Kaynakça

https://unsplash.com/photos/jbrR_ESWK2A

07-02-2021
Zeynep Rana Çalık

Zeynep Rana Çalık

Psikolog

Psikolog ve uzmanlığı aile danışmanlığı olan Zeynep Rana ÇALIK, aynı zamanda yoga eğitmenliği yapıyor. Mindfulness, yoga felsefesi ve şefkat üzerine eğitimler aldı ve bu konularda çalışmalar yapmaya devam ediyor. Yazılarında doğunun kadim bilgeliklerini ve psikoloji biliminin yaklaşımlarını bir araya getirmek ona büyük keyif veriyor. Enerjisini iç huzurundan alıyor, ruhunu beslerken doğadan, sanattan, şiirden ve insan hallerinden ilham alıyor. 

zranacalik@gmail.com