Haksızlığa Bağıran Kuş

A+ A-

Bir kuş ile göz göze geldim. Gözlerinde bir şeylere acıdığını belli eden bir bakış vardı. Bana mı acıyordu yoksa uçtuğu gökyüzünden yeryüzünde kalanlara mı bilmiyorum. Kırıntısını mı kapmıştı bir diğer kuş yoksa dünyanın bitmek bilmeyen haksızlıklarına mı bakıyordu. Emin değildim. Gülümsedim, yoluma devam ettim. Yürürken aklıma geldi. Bakıştığım bir Yusufçuk kuşuydu. O an neden o kadar mutsuz olduğunu anladım. Sebebi annemin küçükken anlattığı bir hikayeydi. Yusufçuk acımasız ve korkunç bir haksızlığa şahit olmuştu.

Yakup’un 12 tane oğlu vardı. Hepsini aynı seviyordu. Her biri yanında dünya servetiyle ölçülemeyecek kadar değerliydi. Ancak bir tanesini daha çok koruması gerektiğine inanıyordu. Babalık içgüdüsü mü yoksa onun diğerlerinden daha saf olması mı bilemiyordu. Ancak diğer kardeşler bu korumacı yaklaşımın sevgi olduğunu zannediyordu. Çocuk aklıyla babalarının onu daha çok sevdiğini sanmışlardı. Bir plan gerekliydi. Babalarının hepsini eşit derece sevmesini sağlayacak bir plan. Çocukluk dönemi insanın en acımasız olduğu zamandır. İlk taşı acımasızca hep çocuklar atar. Sonucunu düşünmez, sorumluluğunu almaz. Kardeşlerden biri planını anlattı. Oyun oynamak için babalarından izin alacaklardı. Yusuf’u köyün en ıssız yerindeki kuyuya atacaklardı. Geri döndüklerinde babalarına Yusuf’u kurt kaptı diyeceklerdi. Son zamanlarda köyü sık sık talan eden kurtlar sayesinde planları ortaya çıkmayacaktı. Olayın gerçekleştiği gün Yakup kötü şeyler olacağını hissetmişti. Ama kaderin önünde durulmazdı. Olması gereken bir şekilde yolunu bulur gerçekleşirdi. Çocuklar önce oyun oynadılar. Ardından Yusuf’un gömleğini çıkardılar. Kuyunun başında bir kuş vardı. Tüm olanları baştan sona izlemişti. Kardeşleri Yusuf’u kuyuya yaklaştırınca kuş avaz avaz bağırmaya başladı. ‘’Yusuf’u tutun. Yusuf’u tutun.’’ Çocuklar ilk başta şaşırsa da plana sadık kaldılar. Çocuklar doğanın sesini dinlemeyi bilmezler. Yusuf kuyuya atıldı. Gömleği sahte bir kana bulandı. Babasına öldü dendi. Zaman içinde Yusuf kuyudan kurtuldu. Gerçekler ortaya çıktı. Ama o yardım çığlıkları atan kuşun acısı hiç dinmedi. Adı Yusufçuk kuşu oldu. Yusuf masumdu. Ne babasının onu daha çok koruduğunu ne de kardeşlerinin onu öldürme planlarını biliyordu. Haksızlığa uğramıştı. Bunu yalnızca o küçük kuş biliyordu. Sabahın erken saatlerinde bir Yusufçuk kuşuna denk gelirseniz dinleyin. ‘’Yusuf’u tutun.’’ diye bağırdığını duyacaksınız.

Doğadaki tüm canlılar şahit oldukları olayları gelecek nesillerine aktarır. İnsanoğlu dışında. İnsanlık dünyanın tüm kötülüklerine, haksızlıklarına, açlıklarına, savaşlarına şahit olmuştur. Yapılan bir hatanın sonucunun ne olacağını ezberlemeye yetecek kadar çok yaşamıştır. Ancak hiç kimse geçmişin acısını bir Yusufçuk gibi anmaz. O sabah Yusufçuk kuşu elbette Yusuf’a ağıt yakıyordu. Ama aynı zamanda ekmeği elinden alınan çocuğa, çocuğunun yüzünü güldüremeyen işsiz babaya, yurdundan edilmiş masumlara, savaşlara, şiddete maruz kalanlara, vahşice öldürülenlere ve daha pek çok haksızlığa bağırıyordu. ‘’Yusuf’u tutun. İnsanlığı, vicdanı, merhameti tutun.’’


Kaynakça

Görsel: https://unsplash.com/photos/e_h2C2dCc1U

07-04-2020