GÜL

A+ A-

Kurtuluş parkına gittim. Erken geldiğimi düşünüyordum.  Oysa o çoktan gelmişti. Yanına oturdum. ‘Hoş geldin’ dedi. ‘Hoş bulduk’ dedim ‘erken gelmişsin’.

Ankara’da griydi her şey. Parklar griydi. Gökyüzü griydi. Yeşil, griydi. Beyaz otomobiller griydi. Siyah otomobiller de griydi. Ankara griydi. Sırt çantamdan gül çıkardım. Gül, kırmızıydı. Elinde tuttuğu Kısa Patoloji kitabının üzerine bıraktım gülü.

‘Niye zahmet ettin’ dedi ‘hem ben karşıyım çiçeklerin koparılmasına’

‘Koparmadım’ dedim ‘çakım var, kestim’

Gülümseyebilirdi. Ona bir daha çiçek getirmemem gerektiğini öğrenmiştim. Gülümseyebilir, bu çiçek getirme yanlışımın gerilimini dağıtabilirdi. Yapmadı. ‘Bir güzel söz yeterdi bana’ dedi.

Henüz tanışmıştık. Aynı fakültedeydik. Birbirimizi beğendiğimizi bir süredir belli ediyorduk ve iki gün olmuştu beğenimizi dile getireli. Elimi tuttu. ‘Gül için üzülmeyelim artık ama bir daha getirme oldu mu?’ dedi. Yere baktım ‘oldu’ dedim.

‘Yürüyelim mi?’

‘Yürüyelim’

Ayağa kalkarken elimi bırakacaktı ben bırakmadım. İncecikti, zarifti eli. Kendi de ince, zarifti. Kızılay’ a doğru yürüdük. Bana okuduğu liseyi gösterdi. Griydi lisesi. Kızılay’ a kadar yürüdük. Bu kadar zayıf bir kızın yürürken hiç sızlanmaması şaşırtmıştı beni. Lise anılarını anlattı. Sonra evinden söz etti. Uzakta oturuyordu. Ben yurtta kalıyordum. Yurt yakındı tıp fakültesine.

Sakarya caddesindeki balıkçıların önüne gittik. Balıklara baktık griydiler. Cadde kilit taşlarıyla kaplıydı. Onlar da griydi. Gri yüzlüydü insanlar. Ellerindeki gazeteler griydi. Lokantalardan yükselen buhar griydi.

Kitapçılara gittik. Hep sevdim kitapçıları. O da seviyordu.

 Kitaplara dokunmaya kıyamadan uzaktan bakıyordum. O eline alıyordu kitapları, hatta kokluyordu. ‘Romalı Kadın, bak okudum ben bunu’ diyor. Ayla Kutlu’ yu, Aziz Nesin’ i Adalet Ağaoğlu’ nu seviyor. Hiç duymadığım İngiliz yazarlarını övüyor. Onu en çok kitapevinde seviyorum. Bir gün evlenirsem bu kızla evi kitapla doldurmalıyım diye düşünüyorum. Her taraf kitap olmalı. Renk renk, sarı, mavi, yeşil, kırmızı… her kitap ayrı dünya. Ayrı ömürler yaşamak gibi olmalı ayrı kitaplar okumak.

Evine gitmesi gerekiyor. Biraz daha gecikse otobüs saatini kaçırabilir. 20 numaraya binmeli ya da 97 numara. Otobüsler tıklım tıklım geliyor. O şikayetlenmeden biniyor. Kırmızı gül onda kalıyor gri Ankara bende.


Kaynakça

Kullanılan görsel KUTLU AKALIN ın eseridir.

23-05-2021
Osman Akalın

Osman Akalın

Öykü Yazarı

Bünyan doğumlu yazar Ankara'da yaşamaktadır. Turuncu ve yeşile gönül bağı vardır. Yıkanmış beton kokusunu ve leylak kokusunu önemser. Bu kokularda çocukluğunu ilk gençliğini muhafaza eder. Öfke, intikam duygusu yoktur. 'Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına' şarkısına müpteladır. Kızarmış patatesi ve beyaz peyniri çok sever. Hayal gücünün, sabrının ve hoşgörüsünün sınırları henüz kendisi için de muammadır. Asla pes etmez. Mucizelere inanır. Profil resmi Uğur Akalın' a aittir

osmanakalin38@gmail.com

ankara psikolog