Güçlüce Gülümse

A+ A-

Olmak istemezdim. 

Ne mi, “GÜÇLÜ”.

Güçlü olmak istemezdim. 

Keşke Annem “o bir şekilde halleder” demeseydi. Çünkü “bir şekilde halleder” kısmı tamamen yara...

Aslında o şu demek; ‘’Ağlasa da, yorulsa da, çözüm bulamasa da halleder, yani o durumu aşar.” Nasıl aştın diye sorulmaz.

Keşke “o bensiz yapamaz’’ deseydi.

Ben de yapamasaydım keşke.

Güçlü kadın olabilmek çok zormuş. Ayakta dimdik kalabilmek, burnunun direği sızlayıp da bir damla yaş akıtmamak... Kimse “bu kadın güçsüz, bu kadın düşkün, bu kadın muhtaç, bu kadın yalnız” demesin.

Oysa güçlü kadınlar yalnızdır. Oysa güçlü kadınlar duygusaldır. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar farkedip, her şeyi görendir. Çabuk ağlar, çabuk anlar aslında, çabuk da kırılır ancak yarasını kimseye göstermez. Yarasını gösterip aynı yerlerden yine yeniden kanamamak için “kan kusup, kızılcık şerbeti içtim“ der.

Peki ya “bu güçlü kadın nasıl güçlü olmuştur” diye hiç düşündünüz mü? 

Ezelden mi güçlüdürler gerçekten? 

Hayır, onlar öyle olmak zorunda bırakıldılar.

Kanamamak için; yaraları yokmuş gibi yaptılar.

Ağlamamak için; hep güldüler.

Yara almamak için; hiç yaslanmadılar...

Kimsenin omzunda ağlayamadılar.

Kimseye sarılamadılar.

Kendilerini kimseye bırakamadılar.

Sadece zarar görmemek için, dört yanlarını korumak için, pençelerini çıkardılar da o pençelerle dünyayı korkutup yine kendilerini kanattılar. 

Düştüler; kimse görmeden, yardım istemeden, kalktılar.

Ağlamak istediler, gülerek kandırdılar. 

Onlar da isterdi birinin omzunda ağlamak, onlar da isterdi sırtını yaslamak.

Onlar da sahiden gülmek isterdi ama daha da çok darbe alıp her şeyin gerçek olabileceğinden sıyrıldılar. 

Şemsiye almadan çıkar o kadınlar. Islanacağını, makyajının bozulacağını, hasta olacağını bile bile almazlar. Yolda ağırlık yapmasın da karşısına ne engel gelirse aşacak belli; önemi yok saçının ıslaklığı, hasta olur iyileşir önemi yok. Engellere göğüs gererler de yine de sırtlarında daha da yük istemezler.

 

Yani, olmak istemediğim ama mecbur bırakıldığım yerin tam ortasından size acımasızca gülümsüyorum. En çok sarılan ben olsam da, dizimde ağlayan siz olsanız da, omzuma yaslansanız da ben hep yarası açık ama kimseye göstermeyen; güvensiz, sevgiye ve sadakate aç ama güçlü kadın olacağım ve size daima gülümseyeceğim...

 

 



Kaynakça

yararlanılan görseller : pexels.com

20-02-2021
Sümeyye Göktepe

Sümeyye Göktepe

Hayatın İçinden

Merhaba ben Sümeyye, kış mevsiminde dünyaya geldiğimden yada ilgimden bilmiyorum en sevdiğim mevsim kış fakat sonbahara tutkun bir insanımdır. Hayvanları çok severim ve doğaya bayılırım. Kendimi bildim bileli genellikle kendimle alakalı pek alakam olmaz ama bütün objelere amuda kalkarak bakmışlığım vardır. Kendimi bildim bileli yazıyorum ama dediğim gibi kendimi ne zaman bildiğim hakkında pek fikrim yok. İlk yazmaya başladığımda yedi sekiz yaşlarındaydım. Mezarlığım vardı çocukken, bütün ölen karıncalara bahçemizin bir kenarında mezarlık yapardım. Bir gün çok üzülüp ölen karınca gibiymişim gibi mektup yazmıştım. O zaman nasıl güzelbir şey olduğunu anlamıştım yazmanın, zihninizi kağıda döküyorsunuz kimse sorgulamıyor, günler sonra okuduğunuzda keyif alıyorsunuz. Lise de edebiyat öğretmenim sayesinde yazmaya devam ettim. Bir kaç kez okuluma başarı kazandırdım fakat daha sonra yazılarımı kimseye göstermedim. Şimdide tesadüfler üzerine tanıştığım Medya Çuvalı ve ailesi ile gönül bağı kurmaya karar verdim.Yarışmacı arkadaşlara başarılar diler, sevgilerimi sunarım. Bu arada en sevdiğim şey mısırdır. Evet evet yediğimiz koçanı olan.

 

sumeyyekarakis0810@gmail.com