Geçmişle Kurulan Bağ: Kültürel Miras

A+ A-

Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.
İbn Haldun, Mukaddime

Kültürel miras, insan hayatını manevi anlamda zenginleştirmesi bakımından çok önemli kuşkusuz. Miras, hem evrensel değerleri hem yerel değerleri içselleştirmenin yanında yaratıcılığı ve keşfetme duygusunu beslediği, insanın iç dünyasını zenginleştirdiği, dünyaya ve hayata bakış açısını genişlettiği için vazgeçilmez olmayı en azından değer görmeyi hakediyor.

Yaşama içgüdüsü üretme ve mamur etme duyguları ile iç içe ve ilişik konular.  İnsan mekanı ve çevresini üretiyor. Sonra, ürettiği mekan ve çevre insanı şekillendiriyor. Konuya başka ölçekte bakılacak olursa; toplumlar şehirleri üretiyor, şehirler de insanları dönüştürüyor. Bu karşılıklı etkileşim ve dönüşüm kültürel mirasın korunması bilincine ulaşıldığı durumunda sürekliliğe kavuşur ve bu yönde bir bağ oluşturur. Dolayısıyla geçmiş yok edildiğinde kaybolan sadece somut buluntular değil, yitirilen mirasla birlikte tüm bu duygular da yok oluyor. Günümüzde yaşayan ve gelecekte yaşayacak olanlara bunu yapmaya kimsenin hakkı yok sanırım.

Kültürel mirasla kurulan bağ; insanın kendi kimliği ile kurduğu bağ ve tüm dünya ile kurduğu bağ arasında yer alan genişlikte bir ölçeğe sahip. Bu nedenle kültürel mirası insandan ayrı bir parça olarak düşünemeyiz. İnsan bunu içselleştirdiğinde kendiyle de çevreyle de uyumlu yaşamak kaçınılmaz oluyor. Ayrıca geçmişle olan bağın yarattığı sahiplik duygusu ait olduğumuz topraklarla olan bağımızı bir anlamda kendimizle olan bağı güçlendirir.

Aslında farkında olsak da olmasak da kültürel miras ile aramızda bir ölçüde bağ var zaten. Aile büyüklerinden kalan bir eşya ya da ait olduğumuz topraklarda tarihten günümüze ulaşan anıtsal yapının bize hissettirdikleri, küçükken yaşadığımız mekanlara yıllar sonra gittiğimizde içimizde uyanan duygular vs hepsi bir insan olarak geçmişimizle birlikte bir anlam ifade ettiğimizi ve sadece bugüne ait olmadığımızı bize anlatır. Önemli olan kısım bunu farkında olmak ve önemini algılamak sanırım.

Sonuçta, herkes için geçmişten öğrenilecek çok şey var.

 

Zeynep Zeydan
25-06-2020
Zeynep Zeydan

Zeynep Zeydan

Arkeolog

2006 yılında İstanbul Üniversitesi Arkeoloji bölümünden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünde Yüksek Lisans yaptım. 2008 yılından bu yana kültür mirasının korunması ile ilgili çalışıyorum. Kültür mirasının korunması konusu başta olmak üzere arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık tarihi, restorasyon, müzecilik konularında okumayı, yazmayı, araştırma yapmayı ve biriktirmeyi severim.  

bicerzeynep@gmail.com